Kuşoğlu: "Enflasyon Aralık için 10’un üzerinde olacaktır, nedir bu davul zurna?"

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, “Dolaylı da olsa faiz yükseltilmesiyle kurun çıkışının durdurulması iyi olmuştur. Ancak davul zurnayla bayram etmeye gerek yok. Sonuçta enflasyon ve dolarizasyon devam ediyor. Yapısal reformlar yapılmadı, üretim artırılmadı. Faiz 22’nin üzerinde, enflasyon da 3 Ocak’ta göreceğiz, aralık için 10’un üzerinde olacaktır. Bu şartlar altında her şey halloldu diyebilir miyiz? Nedir bu davul zurna?” dedi.

Video için play'e tıklayın

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine söz aldı. Kuşoğlu, şöyle konuştu:

“EKONOMİNİN BATMASINDAN KİMSE MUTLULUK DUYMAZ: Pazartesi günü Plan ve Bütçe Komisyonu’nda maraton bir görüşme yaptık. Sabah başladı, gece yarıma kadar sürdü. Çok da önemli konular vardı. Türkiye gündeminde çok yer tutan, asgari ücretin vergi dışı bırakılması konusu vardı. Bir de bir ek bütçe, 300 milyar liraya yakın bir tutarın, daha sonra bunu öğreniyoruz, teklifte yok; 2021 yılı bütçesine eklenmesi ile ilgili bir teklif vardı. Toplam 13 madde. O gün sadece bunlar değildi. Basının dikkati bu konular üzerindeydi ama o gün gelişen olaylar nedeniyle, ekonomide çok önemli bir gündem tuttu. Biliyorsunuz döviz kuru rekor kırdı. 18 liraya ulaştı dolar. Daha sonra Kabine Toplantısı sonrası Cumhurbaşkanı açıklamasıyla, kurda önemli bir düşüş yaşandı, tekrar 12 liralara düştü. İki gündem beri bu durumu yaşıyoruz. Ancak bu kurdaki düşüş, AK Parti milletvekilleri arasında da çevrelerinde de çok önemli sevinç yarattı. Adeta 2023 hedefleri tutmuş gibi sevinç yaşandı ve bununla ilgili olarak da muhalefet suçlandı. Bizler muhalefet partileriyiz, ülkeyi daha iyi yönetiriz iddiasındayız. Biz ülkeyi, devleti yönetme iddiasındayız. Ama Türkiye’nin batmasını asla istemeyiz. Bizim kötülenmemiz, olumsuz ifadelerle suçlanmamız gibi bir durum asla söz konusu olamaz. Bunun için üzüldüğümü belirtmek istiyorum. Hepimiz aynı gemideyiz, bu ülke batarsa hepimiz batacağız. Ekonomik gidişatın bozuk olmasından kimsenin memnuniyet duymaması gerekir. Bununla ilgili olarak ‘müsebbibi iktidardır’ deriz, iktidar suçlanır, ancak kimse ülkenin batmasından kimse mutluluk duyamaz. Bu ülkeyi seven hiç kimse bundan mutluluk duyamaz.

BAYRAM ETMEYE GEREK YOK: Sonuçta, o gece ne yapıldı, ona değinmek istiyorum. Pazartesi günü yapılan kısaca şudur; Faizler dolaylı olarak artırıldı ve kurun yükselmesi engellendi. Zaten ekonomi teorisine göre de yapılması gereken de buydu. Ama tam tersi sürekli olarak söyleniyordu. Faizlerin yükselmesinin yanlış olduğu, dinen de yanlış olduğu söyleniyordu, inat ediliyordu. 19’dan 14’e düşürülmüştü faizler. O gün Kabine sonrası yapılan açıklama ile dolaylı olarak faizler yükseltildi. Kur çıkışı da engellendi. Olay bundan ibaret. Bu neden yapılmak zorunda kaldı? Çünkü; istikrar bozulmuştu, devleti yönetenlere güven kalmamıştı, çok büyük bir çöküşe doğru gidiliyordu. Bunun durdurulması gerekiyordu. Durdurulduğu da geçici de olsa iyi oldu. Memnuniyet duyuyoruz. Hiç olmazsa insanlar fatura kesebilecek, en azından iki günden beri maliyet hesaplayabilecek, fiyat verebilecek duruma geldiler. Bundan tabii ki memnuniyet duyarız. Öbür türlü dengeler bozulmuş, her şey alt üst olmuştu. Dolaylı da olsa faiz yükseltilmesiyle kurun çıkışının durdurulması iyi olmuştur. Ancak bu kadar sevinmeye de gerek yok, yani davul zurnayla bayram etmeye de gerek yok. Sonuçta enflasyon durmadı, enflasyon artışı devam ediyor. Dolarizasyon devam ediyor. Daha şiddetli bir şekilde dolarizasyon devam edecek. Yapısal reformlar yapılmadı, üretim artırılmadı. CDS’ler 577’nin üzerinde. Faiz 22’nin üzerinde, enflasyon da 3 Ocak’ta göreceğiz, aralık için 10’un üzerinde olacaktır, göreceksiniz. Bu şartlar altında her şey halloldu diyebilir miyiz? Nedir bu davul zurna? Onu anlamak mümkün değil.

ZENGİNİ ZENGİN EDECEK: Bu ekonomik krizin ciddiye alınması gerekir. Ekonomik kriz ciddi mücadele edilmesi gereken bir sorundur. Yalnız iktidar kadrolarıyla, yönetenlerin zihniyetiyle bu krizin çözülmesi de mümkün değil. Krizin müsebbibi olan zihniyetin çözmesi de mümkün değil. Getirilen önlem geçicidir. Ocak ayından sonra geçici olduğunu, sıkıntı getireceğini, yeni sıkıntılar getireceğini, yetersiz olduğunu, ayrıca adaletsiz olduğunu da göreceğiz. Döviz tevdiat hesaplarında 1 milyon dolar üzerinde hesabı olan 82 bin kişi var. Mültecilerle beraber 90 milyonluk kişiyiz. 90 milyonda 82 bin kişi. Bunlar Türkiye’de dövizi artıran sebep olarak görüldü. Bunların TL hesabına geçmesi, kur garantisi verilmesi söz konusu, bu 82 bin kişi için. Binde birin altında bir kitle. Kimden alınıp kime verilecek? Fakirden fukaradan alınıp bunlara verilecek. Bu çok da büyük bir adaletsizlik getiriyor. Bu zengini zengin eden bir politika Davul zurnayla karşılanacak bir durumu var mı? 82 bin dolar milyoneri var, kur garantisi veriyoruz, size daha fazla para vereceğiz, hazineden yardım edeceğiz. Nereden alacaksın? Vatandaşın ödediği vergileri alıp Hazine’den bunlara vereceğiz demektir. Bu adaletsizlik var. İlave olarak bunun altyapısı da yok.

BURADA TÜRKİYE DÖVİZ KAZANMIYOR: Sayın Elitaş, ifade etti. Bu konuyla ilgili olarak özel bankalar da ödemeler yapacak, kamu bankaları da yapacak. Bu kamu bankalarına görev zararı olarak verilmesi gereken bir düzenlemenin yapılması gerekir. Ancak gelmedi. Uygulamaya geçildiği söyleniyor, nasıl olacak ben anlamadım. Türkiye’de kanun nizam varsa; bir yerden bir yere aktarılması için ödenek olması, düzenleme olması gerekir. Nasıl yapılacak bu aktarma işi? Kurun yükseldiği yere kadar özel bankalar ödeme yaptığında bu ödeme hazineden bankalara nasıl yapılacak? Bununla ilgili düzenleme var mı? Yok. Bu yönetim kadroları bunları bilmiyor mu, bilemiyorum. Dövize çevrilebilir mevduatla ilgili karşılaştırıldı. Dövize çevrilebilir mevduat olayında döviz getiriliyordu Türkiye’ye. Önemli ölçüde Türkiye, döviz kazandı. Evet maliyeti yüksek oldu. Ama hiç olmazsa döviz geliyordu, burada Türkiye döviz de kazanmıyor. Böyle bir formül olamaz. Böyle bir ekonomik olarak da yanlış olan düzenleme olamaz. Sadece pazartesi günü kurun çıkışını önledi. Sonra çok büyük adaletsizlikler getirecek.

BÖYLE BİR MUAF KILMA, YÜRÜTME ERKİNİN İDARESİNDE DEĞİL: O gün asgari ücret ile ilgili düzenleme yapıldı. Bizim CHP olarak yıllardır söylediği bir konu. Tarihi bir olaydı. Ancak bununla ilgili komisyona gelişi, teklifleştirilişi de gösterdi ki, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi iflas etmiştir. Çünkü, asgari ücretin tespitiyle ilgili cumhurbaşkanı tarafından yapıldığı zaman, Çalışma Bakanı asgari ücretin tümünün tüm ücretler için vergi dışı bırakıldığını söylemişti. Cumhurbaşkanı, ‘damga vergisinden muaf kıldık’ dedi, böyle bir muaf kılma, yürütme erkinin yetkisinde değil. Kimsenin Cumhurbaşkanı’nın da böyle bir şey söylememesi gerekirdi. ‘Biz yürütme erki olarak, asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını sağlamak istiyoruz’ demeliydi. Sonra TBMM’ye bırakmalıydı. Kanun ihtiyacını en iyi bu konuyla ilgili olan yürütme erki bilir. O ihtiyacı tespit eden, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde olduğu gibi hükümettir. Şu anda hükümet yok, kabine var. Meclis onu şekillendirir o ayrı bir konu ancak hükümetin buraya tasarı verebilmesi gerekir. Nitekim daha sonra gördük ki, konu tekrar değişti. Asgari ücretin tümünden vergi alınmaması gerektiği ortaya çıktı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne göre bakanlar gelemiyorlar. Bütçe dışı gelemedikleri için bir açıklama yapılmadı. Siyasi olarak da olayı üstlenen kimse de yoktu. Sayın Elitaş ve Sayın Bülbül, geldiler; açıklamayı onlar yapmak zorunda kaldı. İlgili bakanın yapması gereken bir açıklamayı, maalesef bizim gibi milletvekili arkadaşlarımız yapmak zorunda kaldı. Sistemin ne kadar sakat olduğunu gösteren örnekler.

ASGARİ ÜCRETTEN DAHA FAZLA YÜK GETİRMEKTEDİR: Bir diğer önemli konu da bütçe hakkı. Bütçe hakkı, Anayasa’nın 73 ve 87. maddesinde düzenlenmiştir. TBMM yetkisindedir. Bu hakkı, 7. madde ile alıyoruz. Bu hakkı alıyoruz Sayın Cumhurbaşkanı’na veriyoruz. Bütçe hakkı demokrasinin tecelli ettiği noktadır, verilmemesi gereken yanlıştır. İyi düşünülmesi gerekir. Bir diğer madde ile BOTAŞ, çok önemli bir kamu şirketi, ekonomik krizin ne hale getirdiğinin çok önemli örneğini teşkil ediyor. Amme alacağı olarak 34 milyar borcu var, 50 milyar görev zararı nedeniyle hazineden alacaklı. Ekonomik krizin bir şirketi getirdiği duruma bakın. Asgari ücretten daha fazla yük getirmektedir. Ben şunu diliyorum. Kriz nedeniyle bu değerli şirketlerimizi inşallah satmayız. Satmak zorunda kalmayız.

EKONOMİYE FARKLI YAKLAŞMAMIZ GEREKİYOR: Şimdiye kadar devlet bakkal olmasın, devlet bakkallık yapmaz, yatırımcı olmaz denildi. Dünyada çok şey değişti. IMF de Dünya Bankası da devletin artık yatırımcı olabileceğini, farklı yöntemler uygulanması gerektiğini söylüyorlar. Bizim gibi tüm yatırımlar artık özel sektöre bırakılmıyor. Ekonomi konusuna daha farklı mantalite ile yaklaşmamız gerekiyor. Biraz önce söylediğimiz BOTAŞ örneği gibi örneklerin artması lazım. Türkiye’nin yurt dışında önemi meblağları var. Bu paraların getirilebilmesi lazım. Bunun için de güven vermek lazım. Her şeyin çaresi var.”

 

22 Ara 2021 - 19:15 Ankara- Siyaset



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.


İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi


Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?