"Değiştirilmesi gereken Erdoğan’dır"

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, "Son üç yılda üç Hazine ve Maliye Bakanı, dört Merkez Bankası Başkanı, dört TÜİK Başkanı gördük. Ama baş aşağı gidiş durmadı. Kötü yemek yapan aşçı yerine bulaşıkçıyı değiştirmek, yemeği lezzetli yapmaz. Beceriksiz aşçıyı değiştirmeden ağızlar tatlanmaz. Değiştirilmesi gereken Erdoğan’dır." dedi.

Video için play'e tıklayın

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, yeni asgari ücrete ilişkin, "Bu yıl ocak ayında, İstanbul’da bir somun ekmeğin fiyatı 1,5 liraydı. Asgari ücretle sene başında bin 883 ekmek alınıyordu. Bugün İstanbul’da ekmek 2,5 lira ve yeni ilan edilen net asgari ücretle bin 701 ekmek alınabiliyor. Erdoğan’ın öyle çok övünerek açıkladığı asgari ücret, emekçinin 182 somununu yemiş bitirmiş" dedi.

Faik Öztrak, CHP Genel Merkezi’nde bugün düzenlediği basın toplantısında ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. Öztrak, asgari ücretin 4 bin 250 lira olduğu yerde SSK emekli aylığının 2 bin 600 lirada, ortalama BAĞ-KUR tarım emekli aylığının 2 bin 45 lirada, ortalama BAĞ-KUR esnaf emekli aylığı 2 bin 700 lirada, ortalama Emekli Sandığı aylığının 3 bin 600 lirada kalamayacağını söyledi ve "Madem işveren işçisine 4 bin 253 lira verebiliyor, devlet de en düşük emekli aylığını 4 bin 253 lira yapabilir. Herhalde devlet, işverenler kadar kudrete sahiptir" diye konuştu.

Öztrak'ın açıklaması şöyle:

"DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKEN ERDOĞAN'DIR"

"Son üç yılda üç Hazine ve Maliye Bakanı, dört Merkez Bankası Başkanı, dört TÜİK Başkanı gördük. Ama baş aşağı gidiş durmadı. Kötü yemek yapan aşçı yerine bulaşıkçıyı değiştirmek, yemeği lezzetli yapmaz. Beceriksiz aşçıyı değiştirmeden ağızlar tatlanmaz. Değiştirilmesi gereken Erdoğan’dır.

‘Talimatlandırmak’ diye ucube bir saray jargonu devlette yaygınlaştı. Anayasa’mızın ve kanunların emrettiği işleri yapmak için bile Saray’ın ‘talimatlandırması’ bekleniyor. Orman yangınlarını söndürmek için dahi ‘talimatlandırma’ bekleniyor. Bürokraside, ‘Sayın Cumhurbaşkanı’mızın talimatlarıyla’ diye söze başlamadan cümle kurulamıyor.

Şu duyuruda (BBDK duyurusu) yazanlara bakın: ‘Bireysel veya tüzel müşterilere, Türk lirası cinsinden kullandırılan kredilerin amacına aykırı işlemlere konu edilmemesine yönelik gerekli kontrollerin azami seviyede oluşturulması hususunda kurumumuz gözetim ve denetimi altındaki kuruluşlar talimatlandırılmıştır. Söz konusu talimatlarımız kapsamında gerekli inceleme ve değerlendirmelerimiz devam etmekte olup tespit edilen aykırılıklar hakkında gerekli idari işlemler tesis edilmektedir.’

"BDDK, BUNU, MERKEZ BANKASI'NDAN YÜZDE 15'LE BORÇLANIP, BUNU HAZİNE’YE YÜZDE 22'DEN SATAN BANKALARA YAZACAK"

‘Türk lirası cinsinden kullandırılan kredilerin, amacına aykırı işlemlere konu edilmesi’ ne demek? Eğer serbest piyasa ekonomisiysek, eğer Türk lirasına ‘konvertibl’ diyorsak, kredi özel bir amaca dönük olarak doğrudan devlet tarafından verilmemişse, devlet tarafından sübvanse edilmemişse bu kredinin ne şekilde kullanıldığı, ancak konusu suç olursa devleti ilgilendirir. Tüm kredilerle ilgili getirilen bu düzenlemenin amacı nedir? Kredinin amacına uygun kullanılmaması ne demektir? Amaca aykırı kullanımı hangi kanunla, hangi yetkiye dayanarak BDDK belirleyecektir? Kimlere abanın altından sopa gösteriyorsunuz? Eylül ortasında yüzde 19 olan Merkez Bankası faizi, Saray’ın talimatıyla 3 ayda 5 puan düşürüldü. Peki piyasadaki faizler düştü mü? Aynı dönemde iki yıllık devlet kâğıdının faizi, yüzde 17,7’den yüzde 22’ye çıktı. Beş yıllık tahvilin faizi ise aynı dönemde yüzde 17,5’ten yüzde 23,5’e çıktı. Erdoğan politika faizini düşürdü ama ne piyasa faizi ne enflasyon düştü ne de paramızın değer kaybı azaldı. Azalmayı bırakın, bütün bunların hepsi arttı. Şimdi millet aldığı krediyi dövize yatırıyorsa, Saray’ın talimatıyla arşa çıkan döviz kurunu da enflasyonu da sürdürülebilir bulmuyorsa kabahat kimde? BDDK, bu yazıyı vatandaşa değil, Merkez Bankası’ndan yüzde 15’le borçlanıp, bunu Hazine’ye yüzde 22’den satan bankalara yazacak.

"TÜRK LİRASI DÜNYADA PERFORMANSI EN KÖTÜ PARA BİRİMİ OLDU"

Geçtiğimiz yılsonundan bu yana Türk lirası, dolar karşısında yüzde 54, Çin yuanı karşısında yüzde 53, Rus rublesi karşısında yüzde 52, Bulgar levası karşısında yüzde 48, Pakistan rupisi karşısında yüzde 46, Mozambik metikali karşısında yüzde 58, Kaleşnikof’la Merkez Bankası yöneten Taliban’ın Afganisi karşısında yüzde 31, hatta eli mızraklı, baldırı yapraklı Papua Yeni Ginelilerin kinası karşısında yüzde 52 değer kaybetti. Bugün Türk lirası, dünyada performansı en kötü para birimi oldu.

"DAMAT 'ÇOK BEKLERSİNİZ' DİYORDU AMA ÇOK BEKLENMEDİ, DOLAR KISA SÜREDE 15 LİRA OLDU"

Bu yönetim, güzelim ülkemizi elin evladı için 1 milyoncu mağazasına çevirdi. Bu ülkenin öz evlatlarını da parya yaptı. Milletimizin tasarrufları, yılların emeği ve birikimi bir anda pul oldu. Şimdi bu ülkenin en değerli limanlarını, en stratejik tesislerini Körfez şeyhlerinin üstüne yapmak için fırsat kolluyorlar. İşte esas mandacılık budur, işte esas utanmazlık budur, işte asıl ahlaksızlık budur. Damat, 128 milyar doları kamu bankaları eliyle güya çaktırmadan satarken ‘Dolar 10 lira olacak, 15 lira olacak ya… Çok beklersiniz’ diyordu. Ama ne yazık ki çok beklenmedi. Dolar kısa sürede 10 lira da oldu, 15 lira da oldu, bugün 17 liraya dayandı. Ama olan bu arada milletimize ve onun 128 milyar dolarına oldu.

"HERKESİN HELAL KAZANCI, EN AZ SİZİN BABADAN KALMA İŞLETMENİZ KADAR DEĞERLİDİR"

Memlekette iyi bir şey olursa Erdoğan’dan geliyor, ama kötü bir şey olursa da sorumluluğu başkasına atmakta sınır yok. Bunlar, sorumluluğu yüce Allah’ımıza atmaktan bile çekinmiyorlar. 84 milyonluk bir ekonomi üzerinde adeta canlı canlı deney yapıyorlar. 84 milyonu kobay gibi kullanıyorlar. Ülkeyi bitkisel hayata sokuyorlar. Sonra da yeni atanan Nebati Bakan çıkıyor, model çalışmazsa, millet perişan olursa üzüleceğini söylüyor. Bakan’daki anlayışa bir bakın. Şimdi de ‘Eğer tutmazsa üzülürüm modeline’ geçtik. Nebati Bakan, ‘Ben kaybedersem babamdan kalan koca fabrika gider, milletin ise maaşından başka kaybedeceği bir şey de yok’ deyip milleti küçümsüyor. Sayın Bakan, herkesin helal kazancı, alın teri, en az sizin babadan kalma işletmeniz kadar değerlidir. Şecaat arz ederken sirkatin söylemek bu olsa gerekir.

"YİNE TÜM AVRUPA'DA EN DÜŞÜK ASGARİ ÜCRET, SON ZAMLA DAHİ HALA BİZDE"

Genel Başkan’ımızın TÜİK’in kapısına dayanması hükümeti çaresiz bıraktı. TÜİK enflasyonunun yalan olduğunu hükümet de kabul etmek zorunda kaldı. Son asgari ücret artışında, TÜİK’in hesapları hükümet tarafından dikkate alınmadı. TÜİK, masaya asgari geçim hesabını bile koyamadı. Çaresizce hükümet, asgari ücreti yüzde 50’nin üzerinde artırmak zorunda kaldı. Demek ki enflasyon en az yüzde 50. Asgari ücret, bu yılın başında 385 dolar ediyordu, devalüasyonla sene sonunda 175 dolara indi. Şu an 264 dolar. Yani, 2021 başındaki asgari ücretin 121 dolar altında. Yandaşlara dolarla, avroyla ihaleleri dağıtan Erdoğan, konu emekçinin ücretine gelince, ‘Bizim paramız bellidir, o da Türk lirasıdır’ diyor. Erdoğan’ın asgari ücretin dolarla kıyaslanmasından rahatsız olmasının bence en önemli nedeni, yeni asgari ücretin dolar karşılığının Çin’den bile geri olması. Çin’in ekonomi başkenti Şanghay’da brüt asgari ücret 414 dolar, bizde brüt asgari ücret 328 dolar. Yine tüm Avrupa’da Arnavutluk ile beraber en düşük asgari ücret son zamla dahi hala bizde.

"ERDOĞAN'IN ÇOK ÖVÜNEREK AÇIKLADIĞI ASGARİ ÜCRET, EMEKÇİNİN 182 SOMUNUNU YEMİŞ BİTİRMİŞ"

Erdoğan asgari ücretin dolar karşılığını beğenmiyorsa ona emekçinin ekmeğindeki aşınmayı bir anlatalım. Bu yıl ocak ayında, İstanbul’da bir somun ekmeğin fiyatı 1,5 liraydı. Asgari ücretle sene başında bin 883 ekmek alınıyordu. Bugün İstanbul’da ekmek 2,5 lira ve yeni ilan edilen net asgari ücretle bin 701 ekmek alınabiliyor. Erdoğan’ın öyle çok övünerek açıkladığı asgari ücret, emekçinin 182 somununu yemiş bitirmiş. Yine yılın başındaki asgari ücretle emekçi bin 235 kilo patates alıyordu, şimdi zamdan sonra ancak bin 82 kilo patates alabiliyor. Erdoğan, asgari ücretlinin 153 kilo patatesini yemiş bitirmiş.

"DEVLET DE EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞINI 4 BİN 253 LİRA YAPABİLİR"

Devletin, kendi memur ve çalışanları ile emeklilerimiz için de yapması gerekenler var. Net asgari ücretin 4 bin 253 lira olduğu yerde ortalama SSK emekli aylığı 2 bin 600 lira olamaz. Ortalama BAĞ-KUR tarım emekli aylığı 2 bin 45 lirada kalamaz. Ortalama BAĞ-KUR esnaf emekli aylığı 2 bin 700 lira olamaz. Ortalama Emekli Sandığı aylığı 3 bin 600 lirada kalamaz. Madem işveren işçisine 4 bin 253 lira verebiliyor, devlet de en düşük emekli aylığını 4 bin 253 lira yapabilir. Herhalde devlet, işverenler kadar kudrete sahiptir.

"BİZİM BELEDİYELERİMİZDE NET ASGARİ ÜCRET 4 BİN 500 LİRA"

Sayın Genel Başkan’ımızın asgari ücret üzerindeki gelir ve damga vergisinin kaldırılması çağrısının da kabul edildiğini görüyoruz. Gelir ve damga vergisinin kaldırılmasıyla ilgili yasal düzenlemenin Meclis’ten hızla geçmesi için de gerekeni yapacağız. Bu yapılanlar gereklidir ama yeterli değildir. Nitekim Genel Başkan’ımız, bizim belediyelerimizde net asgari ücretin 4 bin 500 lira olacağını açıkladı. Biz, muhalefet olarak milletimiz için çalıştık. Artık iktidar olarak milletimize hizmet etmek istiyoruz, buna hazırız."

17 Ara 2021 - 17:04 Ankara- Siyaset