Mesut Bilginler İle Teknokentler ve Yeni Kitabı Hakkında Konuştuk

KSÜ Öğr. Gör. Mesut Bilginer ile Eğitim Kitabevi Yayınlarından çıkan “Sınai Mülkiyet Hakları ve Vizyon Arayışlarımız; Verilen Destekler ve Muhasebe Uygulamaları” adlı yeni kitabı ve Teknokentler üzerine konuştuk. Uzun bir söyleşi oldu ama her cümlesi için Mesut Bilginer Bey'e teşekkür ederim

Haber albümü için resme tıklayın

Ekonomi olarak herkesin bilmesi gereken konuların başında mutlaka finans yönetimi ve kaynakları gelir. İyi bir yönetim ve finans kaynakları noktasında KSÜ Öğr. Gör. Mesut Bilginer ile daha önce de ‘’Bilim ve Teknolojide Vizyon Arayışları: Teknokentler’’ kitabı üzerine bir röportaj yapmıştık.

Bu röportaja ‘’Mesut Bilginer ile Teknokentler ve Hibe’ler Üzerine Özel Röportaj’’ başlıklı haberimizden ulaşabilirsiniz.

Mesut Bilginer Bey kısa zaman önce  “Sınai Mülkiyet Hakları ve Vizyon Arayışlarımız; Verilen Destekler ve Muhasebe Uygulamaları” hakkında yeni bir kitap hazırlayıp okuyucuları ile buluşturdu. Bilginer yeni kitabında, “Eski köye yeni adet getirme” ve “başımıza icat çıkarma” gibi diskurlarla büyüyen bizlerin kesinlikle bir paradigma değişikliğine giderek zihinsel kodlarımızı güncellemeyi; böylece icat çıkarmayı ve yeni şeyler söylemeyi öğrenmemiz gerekiyor.’’ diyor.

Son kitabın hayırlı olsun, tebrik ediyorum. Kitabın içeriği hakkında bilgi verir misiniz?

İnsanoğlu, yaratılışı gereği sürekli değişme ve gelişme gösterme eğilimindedir. Söz konusu çabaların sonucunda ortaya çıkan buluşlar, Sınâî mülkiyet hakları kapsamındadır. Bu kitapta mevcut kanunlar esas alınarak Marka, Patent, Faydalı Model, Tasarım, Entegre Devre Topoğrafyaları, Coğrafi İşaret gibi sınai mülkiyet haklarını ve bunlara verilen destekler ile ülkemizin bu konulardaki vizyon arayışları ele alınmaktadır. Bu hakların tescili konusunda yetkili kurum    kısa adı TÜRKPATENT olan Türk Patent ve Marka Kurumu’dur.

2012 yılında Kahramanmaraş Teknokent Yönetici A.Ş.’ni ve buna bağlı olarak TÜRKPATENT Bilgi ve Doküman Ofisi’ni kurduğumuz süreçte çok sayıda konferans verdik. Hep şunu söyledim muhataplarıma; ülkemizin Ar-Ge ve yenilikçilik sorunu aslında biraz da kültürel bakış açımızla ilgilidir. “Eski köye yeni adet getirme” ve “başımıza icat çıkarma” gibi diskurlarla büyüyen bizlerin kesinlikle bir paradigma değişikliğine giderek zihinsel kodlarımızı güncellemeyi; böylece icat çıkarmayı ve yeni şeyler söylemeyi öğrenmemiz gerekiyor.

Nitekim Hz. Mevlânâ’ya atfedilen şiirde olduğu gibi:

Her gün bir yerden göçmek ne iyi, 
Her gün bir yere konmak ne güzel,
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş, 
Dünle beraber gitti cancağızım, 
Ne kadar söz varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

Bu sebeple, “yeni şeylerin” ortaya konulması, bilinmesi, desteklenmesi ve korunması gerekmektedir. Biz bu kitapta bunları anlatmaya çalıştık. Çünkü, söz konusu sınai mülkiyet hakları konusunda maalesef gelişmiş ülkelerle aramızda mesafe bulunmaktadır.

Sınai mülkiyet hakları konusunda bilgi verir misiniz?

Biliyorsunuz marka, bir ürünün satılabilmesi için çok önemlidir. Marka, bir ürünün kimliğidir. Daha iyi fiyatlara ürün satabilmek için, özellikle yurt dışında pazar bulabilmek için küresel markalar ortaya koyabilmemiz gerekmektedir. Bunun yanı sıra patent, faydalı model ve tasarım konusu bugün ABD ile Çin arasında devam eden ihtilafların temelini oluşturmaktadır. Çünkü günümüzde sanayi casusluğu yoluyla tescilli buluşların çalınması ve taklit edilmesi ekonomik olarak devasa boyutlarda tutarlara ulaşmaktadır. Arge ve inovasyonun yükünü çekenlerin emeği çalınmakta ve taklit edilerek haksız kazanç elde edilmektedir. Bu sebeple bunların tescil edilmesi, korunması ve ticarileştirilmesi gerekmektedir.

Yakın tarihte Gaziantep ile aramızda coğrafi işaretli ürünler konusunda bir tartışma yaşandı, bu konuda ne dersiniz?

 

 AB’de coğrafi işaret tescili yapılmış 5 bine yakın ürün bulunmakta ve bu ürünlerden toplam yıllık 40-50 milyar avroluk bir katma değer sağlanmaktadır. Söz konusu ürünlerin küresel ölçekteki ticaret hacmi 200 milyar dolardır. Biz bu pazardan 2 milyar dolar pay alabiliriz. Ülkemizde 3 bine yakın ürün olmasına rağmen bunlardan sadece 3 adedi; Antep Baklavası, Aydın İnciri ve Malatya Kayısısı AB’de tescilli olup 14 ürünümüzün tescil işlemleri devam etmektedir.  Bu sayı en kısa zamanda 35’e çıkarılmaya çalışılmaktadır. TÜRKPATENT tarafından ülkemizde son iki yılda 198 ürün tescil edilerek önemli gelişme sağlanmış ve tescilli coğrafi işaret sayısı 454’e yükselmiştir. 400 kadar ürünün de tescil süreci devam etmektedir.  Söz konusu verilerden, Türkiye'nin coğrafî ve kültürel çeşitliliği göz önüne alındığında bu alanda önemli potansiyelimiz olduğu ama yerel ürünlerden yeteri kadar katma değer elde edemediğimiz anlaşılmaktadır. Nitekim AB’de yalnızca peynir için 254 adet tescil edilmiş coğrafi işaret olması söz konusu alanda bizim daha fazla gayret göstermemiz gerektiğini ortaya koymaktadır.   Netice olarak bu konuda birbirimizden rol çalacağımıza hep beraber gayret ederek ve yurt dışına daha fazla ürün satarak kazançlı çıkmayı düşünmeliyiz. Her il kendi geleneksel ürünlerini ve coğrafi işaretlerini tescil ettirmelidir.

Kitapta mikro çipler konusu da yer almaktadır. Bu konuda da bilgi verir misiniz? 

Bundan 73 yıl önce 1946’da ABD ordusunun ihtiyaçları karşılaması için yapılan ve basit özelliklere sahip ENIAC adındaki bilgisayar bir oda büyüklüğündeydi ve o tarihteki fiyatıyla 500.000,- Dolar’dı. Bu tutar bu günkü satın alma paritesine göre 6 milyon dolara tekabül etmektedir.    Hâlbuki silisyum (silicon) ve galyum isimli hammaddelerden üretilen olağan üstü gelişmiş işlemcilerle çalışan bugünün diz üstü bilgisayarları birkaç bin dolara satın alınabilmektedir.   Artık elektronik devreler, günlük hayatımızda kullandığımız cihazlardan her türlü hava, deniz ve kara taşıtlarına ve özellikle uzaydan sanayiye/savunma sanayine kadar her alanda kullanılmaktadır. Dünyada bu konuda uzmanlaşmış Samsung, İntel ve AMD gibi firmaların pazarda olağan üstü hâkimiyeti söz konusudur. Ancak teknolojik devrim ve evrimin devam edecek olması bizim de ülke olarak bu konuya eğilmememizi gerektirmektedir. TÜRKPATENT verilerine göre bugüne kadar tescil edilen entegre devre sayısı sadece 22’dir. Ancak özellikle savunma sanayiinde kaydettiğimiz gelişmelere paralel olarak “Çakıl” adı verilen ilk yerli mikro çip prototipinin üretilmesi ve seri üretimine geçilmesi için çalışılması çok önemli bir gelişmedir. Yerli ve milli çip projesiyle silah sistemlerimizde kullanılan yabancı menşeli mikroişlemcilerin yerini alabilecek hızda ve düşük güç tüketen, lisans ve satış hakları ülkemize ait milli bir işlemci tasarlanmaktadır. Ayrıca, Çakıl'ın mobil cihazlarda kullanılabilecek çok çekirdekli versiyonunun çalışmalarına başlanmıştır. Bütün bunlar çok önemli gelişmelerdir.

Bu konularda Türkiye olarak vizyonumuz nedir?  Bu konuda da bilgi verir misiniz?

Bilgi ekonomisi ve bilişim çağı evresine geçtiğimiz günümüzde gelişmiş ülkelerin; tasarım yapan, Fikrî ve Sınâî Mülkiyet Haklarını koruyan, teknolojiyi transfer eden,  inovaktif girişimciliğe destek veren ve ölçek ekonomisine geçerek katma değeri ve marka değeri yüksek ürünler üretilebilen ülkeler olduğu görülmektedir. Bu sebeple, bizim de bunları başarabilmemiz için hep beraber daha fazla gayret etmeliyiz. Nitekim gerek On Birinci Kalkınma Planı’nda (2019-2023) gerekse TÜRKPATENT’in Stratejik Planı’nda  Fikrî ve Sınâî Mülkiyet Haklarına çok geniş yer verilmesi ülkemizin vizyonu açısından çok çok önemlidir. 18.08.2019 tarihinde açıklanan 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi; Milli Teknoloji Hamlesinde yer alan  “yenilikçi anlayışla üretim yapısında dönüşümün sağlanması;  Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranını yüzde 1,8’e çıkarılması;  bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygın ve etkin kullanılması  Ar-Ge ve ticarileştirme desteklerinin fikri mülkiyet sistemiyle bağlantısının artırılması hedefi” gerçekleştirilebilirse, “orta-yüksek ve yüksek teknoloji ürünlerin ihracattaki payının artırılması ve imalat sanayii ihracatının 210 milyar dolara yükseltilmesi” mümkün olabilir.       

Biz bu kitapta, söz konusu hakların tescilini, TÜBİTAK ve KOSGEB’in verdiği hibeleri; TURQUALITY, IPARD ve URGE programlarından verilen destekleri ele aldık ve bunlarla ilgili vergi ve muhasebe uygulamalarını inceledik. Bu konulara ilgi duyan herkesin istifade edebileceği bir başvuru kitabı hazırlamaya gayret ettik.

Ve Teknokentler Üzerine Yol Haritası Çizen Cevaplar:

Teknoloji Geliştirme Bölgesi nedir? Teknokentler nasıl kurulur?


2001 yılından itibaren uygulamaya konulan 4691 sayılı TGB Kanunu’nun amacı doğrultusunda, sanayicimizi, araştırmacı ve üniversitelerimiz ile buluşturarak teknolojik üretime yönelik yeni ürün ve üretim yöntemleri geliştirmelerini sağlayacak yapılar oluşturulmaktadır.  Bu sebeple herhangi bir ilde genelde üniversite kampüslerindeki bir coğrafi alan TGB olarak ilan edilmekte ve o bölgeyi işletmek ve yönetmek amacıyla bir Teknokent (Teknopark) A.Ş. kurulmaktadır.

Teknokentlerin kuruluş amacı nedir?


Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde; teknolojik bilginin üretilmesi, üretilen bilginin ticarileştirilmesi, üründe ve üretim yöntemlerinde ürün kalitesi ve standardının yükseltilmesi, verimliliği artıracak ve üretim maliyetlerini düşürecek yeniliklerin geliştirilmesi, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni ve ileri teknolojilere uyumunun sağlanması, araştırmacılara iş imkânlarının sağlanması ve ileri teknoloji yatırımları yapacak yabancı sermayenin ülkeye girişinin hızlandırılması ile sanayinin rekabet gücünün artırılması amaçlanmaktadır.  

Teknokentlerin Ülke Genelindeki Dağılımı hakkında bilgi verir misiniz?


Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Ar-Ge Teşvikleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre; Kasım 2019 itibariyle; toplam 85 adet Teknoloji Geliştirme Bölgesi (Ankara’da 10 adet, İstanbul’da 11 adet, Kocaeli’nde 5 adet, İzmir’de 4 adet, Konya’da 2 adet, Gaziantep 2 adet, Antalya 2 adet, Mersin 2 adet, Hatay 2 adet ve Kayseri, Trabzon, Adana, Erzurum, Isparta, Eskişehir- (Bilecik), Bursa, Denizli, Edirne, Elazığ, Sivas, Diyarbakır, Tokat, Sakarya, Bolu, Kütahya, Samsun, Malatya, Urfa, Düzce, Çanakkale, Kahramanmaraş, Tekirdağ, Van, Çorum, Manisa, Niğde, Burdur, Yozgat, Kırıkkale, Balıkesir, Karaman, Muğla, Afyonkarahisar-(Uşak), Aydın, Batman, Osmaniye, Zonguldak, Karabük, Nevşehir, Çankırı, Kastamonu, Kırklareli, Giresun ve Rize’de 1’er adet) kurulmuştur. 85 Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nden 66’sı faaliyetine devam etmekte, 19’unun ise altyapı çalışmalarının devam etmesi sebebiyle hali hazırda faaliyete geçememişlerdir.

Teknokentlerde Faaliyet Gösteren Firmalar ve İş hacimleri hakkında bilgi verir misiniz?


Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Ar-Ge Teşvikleri Genel Müdürlüğü’nün Kasım 2019 sonu verilerine göre Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde faaliyet gösteren Toplam Firma Sayısı 5.472’dir. Bunların 308 adedi yabancı/yabancı ortaklı Firma ve 1.154 adedi ise Akademisyen Ortaklı Firmadır. Bu firmaların toplam Satışı 84,1 Milyar TL, toplam ihracatı ise 4,4 Milyar USD’dır.

Teknokentlerin Sağladığı iş imkanları ve istihdam verileri hakkında bilgi verir misiniz?

Söz konusu firmalar 46.045 ARGE personeline ve 754 tasarımcıya istihdam sağlamakta olup toplam personel sayısı 56.599’dur.

 ARGE   : 46.045
Tasarım :  754
Destek : 3.584
Kapsam Dışı : 6.216

Teknokentlerde yürütülen Arge projeleri ve Sınai Mülkiyet Hakları hakkında bilgi verir misiniz?


Söz konusu Teknokentlerde devam eden proje sayısı 9.577 adet, tamamlanan proje sayısı ise 33.921’dir. Bütün bu çalışmalar neticesinde 1.117 adet ulusal ve uluslararası patent alınmış, 2.468 adet başvurunun ise inceleme ve tescil süreci devam etmektedir. Bunun yanı sıra 408 adet faydalı model tescil ettirilmiş, 200 adet başvurunun inceleme ve tescil süreci devam etmektedir. Ayrıca 122 adet endüstriyel tasarım tescil ettirilmiş, 91 adet başvurunun değerlendirme süreci devam etmektedir. Bütün bunların yanı sıra 280 adet yazılımın telif hakkı alınmıştır.

Teknokentlerde Firmaların Sektörel Dağılımı hakkında bilgi verir misiniz?


NACE kodları esas alınarak yapılan kayıtlara göre toplam 5.472 adet firmanın sektörel dağılımı enterasan bir fotoğraf ortaya koymaktadır. Buna göre “bilgisayar programlama faaliyetlerini, yazılımların ve donanımların ticareti ile danışmanlık hizmetlerini” yürüten firmaların oranı % 50’dir.Bunların yanı sıra medikal ekipman üretiminde ve temel eczacılık ürünlerinin ve malzemelerin imalatında çalışan firmaların oranı % 4; çeşitli mühendislik dallarında faaliyet gösteren firmaların oranı ise % 21’dir. Bunların dışındaki firmalar çeşitli sektörlerde faaliyet göstermektedir.

Kahramanmaraş Teknoloji Geliştirme Bölgesi ve Kahramanmaraş Teknokent Yönetici A.Ş. hakkında bilgi verir misiniz?


2011 tarihli Bakanlar Kurulu Kararıyla Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Avşar Kampüsündeki 102 dönümlük alan “Kahramanmaraş Teknoloji Geliştirme Bölgesi” olarak ilan edilmiş ve 2012 yılında Kahramanmaraş Teknokent Yönetici A.Ş. kurularak faaliyete geçmiştir. Hâlen Genel Müdür Prof. Dr. Mahit GÜNEŞ ve Genel Müdür Yardımcısı Oğuz CİĞERLİOĞLU ile Mine KARABÖRK yönetiminde başarılı çalışmalara imza atan Teknokent çatısı altında  44 firma faaliyet göstermekte ve 124 nitelikli personel ile hizmet vermektedir. Teknokent bünyesinde Teknoloji Transfer Ofisi, Mikro Kuluçka Merkezi, Kuantum Ön Kuluçka Merkezi ile TÜRKPATENT Bilgi ve Doküman Ofisi faaliyet göstermektedir.

31 Aralık 2019 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Kahramanmaraş Markaları

Hbrma Haber, Kahramanmaraş ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi


Anket Hangi Milletvekili Halka Daha Yakın?