TBMM tarihine yapışan menfur olay

Geçen hafta DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ HAFTASI, akla TBMM tarihine yapışan menfur olayı getirmez mi?

E tabi devlet eliyle çocuk katlinin usûl olduğu(!) esasın ise hurafeye dayandırıldığı bir sosyal kökten geliyoruz, maalesef. Osmanlı Şeyh-ül islamı Ebussuud başta, benzerlerinin fetvaları ile cari ve bağlayıcı hüküm şudur: "Hikmet-i hükümet sultan öyle görmüş öyle uygulamışsa bir hikmeti vardır, soru sorulmaz.” Tüm verilen fetvaların mesnedi bu sapkın dayanaktır.

Prof. Dr. Sırrı Süreyya Sırma diyor ki; “Eski Türkler’den kalan bir gelenektir, kardeş ve evlat katli. Melikşah ve Timur’dan sonra üç padişah sayamazsınız, bu gelenektir Osmanlı’da. Olanlar, alternatifi azaltmak içindir.” Ah keşke dün köle ticareti (mal bedeli olarak insan) üzerine bina edilmiş(!) emperyalist mantık, insanlığa aktarılabilseydi.

Keşke tarihin ve resimlerin dili olsaydı ve resimlerde vicdanlar, karakterlere tercüman olup konuşsaydı. Hatırlatmaya vesile, yukarıdaki yerel ve küresel resimler… Ülkemiz başta olmak üzere kan donduran tablolar… Vicdanlarda hep yara olarak kalacak. Bizde istismar yukarıdan aşağıya ve ifadesi yukarıdaki resimde patlamış olmalı! İstismar eden ve edilenlerin ülkesi olduk. Söylem istismar… Eylem istismar… Din, tarih, değer, demokrasi, adalet istismar… “İstismar edilmeyen ne var”, ona bakmak lazım. Tabi çocuk istismarı, “ikbal ile istikbal” istismarı demektir ve meselenin temelinde sorunlu sorumluların kafa konforu var. İlmin somutlaştırdığı sosyolojik verileri ters yüz ederek, hak, hukuk, adalet ve evrensel değerlerin normları yerine kendi kafa konforlarıyla olaylara yaklaşıp ve kendi sığ formlarını güncelleyerek sonuç almanın canhıraş gayreti var. Mahalle ve mahalli reflekslerini, öz ve esasa(!); cemaat ve mezhep formlarını, İslam’ın normlarına tercih ederek ortaya koyulan projeler ve soysuz bir macera var. Öyle ki akıl ve vicdan sahipleri başta, fark edenler bu maceranın seremonisini ibretle seyretmektedir. Ne yazık ki sadece seyredebilmekteler, o kadar. Dedik ya çok kez ifadeye dökeriz; “keşke karakterler objektiflere girebilseydi” diye. İşte fotoğraftaki konu güya “TBMM ve ÇOCUK İSTİSMARI”. Tarihe kayıttır bu resim. Kim demiş çocuk “evrensel tohum, maziden atiye köprü, insanlığın mayası” diye? Anadolu irfanı “çocuklar sermaye, torunlar kâr” demişti hani.. Ne var ki bugün ülkemiz dahil bu coğrafyada çocuk olmak, kısacık insan hayatında “bitmeyen acılara malzeme” olmaktır.

* Keşke coğrafyada denizlerde sahile vuran çocuk cesetlerinin neden ve niçini fark edilebilseydi.

* Keşke ülkemizde ebeveynler; adını, anlamını bilmediği sahabe adı koyma yarışında oldukları çocuklarının hayatlarının anlamlanmasına dair yeterli bilinç ve gayreti gösterebilselerdi. Yani ülkede “kız çocuklarına şehvet duyan, erkek çocuklara tacize yeltenen, başta din adamıyım diyen sapıklar" son bulsaydı.

* Keşke “bir kere ile bir şey olmaz” diyen şaşkın yetkililere, resimdeki parmak kaldıran aymazlara İNDİRİN O PARMAKLARI, KESİN SESİNİZİ OTURUN OTURDUĞUNUZ YERDE diyen kitlesel bir şuur patlasaydı.

* Keşke devlet, bu ülkenin fakir fukara, garip gureba çocuklarının iradelerine “etnik, din, mezhep” ideolojik kalıplarla ipotek koyan küresel kapitalizmin maraba kalpazanlarına” alet olmasaydı. Olan illegal yapılara da DUR diyebilseydi. 18 Kasım 2016’da basın “2002’den bu yana çocuk istismarı %434 artmış” diyor. 2016’dan bu yana ne kadar artmış bunu da herkes araştırsın. Günümüzde ise etkin ve yetkinlerimiz hariç toprak, hava, su, börtü böcek utanır oldu olup bitenlerden. Vakıf, dernek ve yurtlardan şimdilerde meskûn mahallerde bu istismar devam etmekte. Adeta önü alınamayan bir cinnet hali. Lafı eğip bükmeye gerek yok! * Bu toplumda bir “gözü dönmüş’lük” var. Örtülü bir açlık, nesiller ve kuşaklar arası köprü olmuş bir sevgisizlik var. * Bu toplumda “ilgi, sevgi, saygı, merhamete” muhtaçlık; dahası adı konulmamış “sinsi bir sindirme ve örtme” var. Her etkin ve yetkin dini ve siyasi kurumda, kendi “masonik yapısına ve mahallesine” mankurt yetiştirmekte kurumsallaşma var. * Hür irade ve özgür birey sözde var ama fiilde yok. * Sözde demokrasi, halde monarşi var. Hülasa aileden topluma “dikey yapı, angajmanlı kamplar, başkalarının endişe ve kaygılarıyla yaşayan toplumun” sefaleti var. Bizde tablo budur. Ama çocuk bu işte! Bakın öğretmeni “gel oğlum kalk bakalım tahtaya, sana bir sorum var” deyince;

- Buyurun, sorun öğretmenim

- Canlılar kaça ayrılır?

- Dörde ayrılır öğretmenim.

- Bana yanlış gibi geldi ama say bakalım.

- Bitkiler, hayvanlar, insanlar, çocuklar…

- Çocuklar da insan değil mi oğlum?

- Haklısınız, o zaman canlılar üçe ayrılır öğretmenim.

- Peki, şimdi yeniden say bakalım.

- Bitkiler, hayvanlar ve çocuklar...

- Oğlum insanlara ne oldu? - Kalplerinde sevgiyi yeşertip düşünebilenleri hep çocuk kaldılar, diğerleri de hayvanlaştılar öğretmenim.'

Maalesef günümüzde hayvanların hayvanlığından geçilmiyor. Evet bilmem çocuk bakış açısıyla bir dünya düşündünüz mü? Hani çocuk umuttur. Geçmişten geleceğe köprü, insanlığın sigortası, varlığın hikmetidir! Hemcinsinin öznesi, medeniyetin simgesi, egemenliğin tapusu ve bir anlamda yaratanın temsilcisidir. Sanırım bu olgudur; Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara devlet adamı vasfı ve evrensel bir şuurun ifadesi olarak “çocuk bayramı” ile tarihe not düşmesi. İnsanlık tarihinde büyük öncü başta BU İLK’İN bani ve fanilerini rahmet, minnet ve hürmetle anıyorum. Çocuk eleştirilere boğulmamalı. Ki mülahaza kültürü gelişsin. Kin ve nefret ortamında büyütülmemeli. Ki kavgacı olmasın. Kesinlikle aşağılanmamalı. Ki şahsiyetini bulsun. Düşünceleri makul karşılanmalı. Ki köle olmasın. Sevgi, saygı ve hoşgörü ortamı ile ihya edilmeli. Ki sabırlı olsun. Desteklenmeli / yüreklendirilmeli. Ki güven duyma yolunu bulsun. Güven duygusu ile örülmeli. Ki inançlarında isabeti bulsun. Hakkına saygı gösterilmeli. Ki adalet duygusu gelişsin. Hüsnükabul görmeli. Ki sevmeyi öğrensin. Aile içinde dostluk ve arkadaşlık ortamı oluşturulmalı. Ki dünyada mutlu olmayı öğrensin. …ve çocuk ÜZERİNDE BÜYÜDÜĞÜ TOPRAKLA BARIŞIK OLMALI. Kİ VATAN HAİNİ OLMASIN. Dileklerimizin tecellisine ve herkesin “3- 5 yaşındaki kendi çocuğunun” tecavüze uğradığını düşünüp empati yapması başta, bir bilinç yarılmasına vesile olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Saim Akçay - Mesaj Gönder

# insan

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?