Bugün alemlere akıyoruz

Hazır mısınız? Bugün sizi krallar gibi yaşatacağım. Bakın peşinen söyleyeyim pisti kimseye bırakmam. Kırk yaşında ancak bir sıra gecesi görmüş birisi olarak eğlence dünyasına sadece dışardan bir ilgim var. Gelenekten düğüne gidince oynama gibi bir huyum da yok değil. Bebeleri aldıysanız ortadan alemlere akmanın yeni bir yolunu buldum.

Hadi o zaman.

Metafizik, fizik kurallarının üstünde bir alemi işaret eder. Yaratıcı Güneş Sistemini, gezegenleri, böcekleri, hayvanları ve daha pek çok şeyi birbirini tamamlayacak şekilde besin zincirleri oluşturacak şekilde planlamış. Ayrıca farklı alemleri iç içe tasarlayarak bizim metaverse ve sanal gerçekliği kurgulamamız için büyük bir fırsatı da göstermiş. Olağan süreçlerin içinde kişi olağandışı bir durumla karşılaştığında kendisinden beklenmeyecek şekilde imkânsız görülen işleri yapıyor. Seyit Onbaşı o top mermisini tekrar kaldırması istendiğinde ancak ağaçtan maketini kaldırabiliyor. Başka bir örnek vermek gerekirse anaç tavuk tilki yavrularına saldırdığında normalde hiç yapamayacağı bir şeyi yaparak kendisi daha saldırgan hale gelir. İşte bu yüzden metafizik gerilim kişilerin bazen olağandışı hallerde bizi karşılaştırdığı durum olarak tanımlanıyor.

Kişinin içinde yaşadığı, algıladığı ve hissettiği alem aslında kendisi için en önemli olan unsuru oluşturuyor. İnsanlar kendi aleminde yaşarken aslında ne olduğunu pek de merak etmeme eğiliminde. Bu noktada zihinlerini meşgul etmenin bir yolunu ararken işte tam bu noktada kendi kuralları olan ve içinde bulunanın istese de istemese de dışına çıkamayacağı bir hayal dünyasına doğru sürükleniyorlar.

Sanal gerçeklik, özellikle giyilebilir teknolojilerin ortaya çıkmasıyla birlikte artık on yıl önce hayal bile edilemeyecek bir alana dönüştü. İnsanlar sanal bir gündem üzerinden yıllarca sonu tamamen hiçbir şeye çıkacak bir gayretin içine girdiler. İlk denemeleri sanal bir hayvanın bakımını üstlendiğiniz küçük oyuncaklarla başlasa da günümüzde “metaverse” ile birlikte tamamen kişinin bu alana kayması gibi durumlar hedefleniyor.

Metaverse tamamen sanal bir alem ve insanlar burada sergileri gezebiliyorlar, konserlere katılabiliyorlar ve asıl dünyada olabilecek pek çok olumsuzluk iyi bir planlama ile baştan önlenmiş oluyor. Okulu buradan bitirme de cabası. Böylece kişilere tamamen haz duygusunu yaşatacak şekilde bir dünya oluşturulmuş oluyor. Halihazırdaki uygulamalar incelendiğinde kişilerin burada iş toplantıları yapmaları, taraftar gruplarına üye olarak destekledikleri takımların yönetiminde söz sahibi olmaları ve tüm finansal işlemlerini bu alemdeki kurallara göre gerçekleştirmeleri hedefleniyor. Netice itibariyle artık kamu kurumlarından tutun, bütün sosyal organizasyonların metaverse ile uyumlu hale gelme gibi bir çabası olacağa benziyor.

Girişim fikri arayanlar için önemli bir gelişme olarak görüyorum. Nitekim toplumdaki bir ihtiyacı karşılayacak bir yazılım geliştiren kişilerin bu noktada önemli gelir elde etme potansiyeli bulunmakta. Ayrıca yazılım sadece “>>> print(“Hello World”)” düzeyinden çok daha gerçekçi bir algı oluşturacak potansiyele kavuşmakta. Bu gelişmeyle birlikte aslında akademi açısından da önemli potansiyel var. Disiplinler arası çalışmalarla yazılım ve donanımın görsele dökülmesi ve bunu yaparken de yönetsel işlevselliğinin artırılması potansiyelini taşıdığı için çok önemli bir gelişme olarak bakıyorum bu konuya.

Şöyle olsa fena mı olurdu mesela;

Sosyolog toplumsal problemi gözlemlese, bunu yönetim ve organizasyon çalışanla paylaşsa, oradan çıkan ilkelerle üretim ve operasyon yönetimi uzmanı bunu mühendisin veya teknik elemanın anlayacağı hale getirse, sonra onların tasarladıkları kabuk görsel tasarımcının dokunuşlarıyla daha kullanışlı hale gelse, ondan sonra da bunun finansal potansiyelini girişimle taçlandırsalar. Bölümlerinde okuyan öğrencilerin pek çoğuna istihdam sağlayacağı gibi kendileri de bilginin uygulamaya dönüşmüş olmasının keyfini çıkarsalar. Bunları yaparken de metaverse’in sunduğu bütün olanakları kullanarak daha uzun ömürlü bir çözüm üretmiş olsalar güzel olmaz mı sizce de?

Sanal gerçekliğin insanların öldükten sonra yaşamını devam ettirmesi gibi bir amaca hizmet edeceği gibisinden unsurları bu yeni kavrama yükleme gibi ölüme karşı insanlığın çaresizliğinin yansımalarını gözlemlesek de hiç kimse Neşet Ertaş’ın canlı performansını bir daha aynı şartlarda sunamayacaktır. Hele ki müşteri tercihlerine göre sanal sanatçının performansında uyarlamalarla birlikte TikTok videoları kıvamında bir Neşet Ertaş öncelikle büyük ustanın hatırasına saygısızlık olacaktır. Ayrıca bir anadan dünyaya gelen yolcu günümüzdeki kadar bile insanın ruhuna hitap etmeyecektir. Karakoç ustanın “Unutursun Mihribanım” daki dizeleri ise bir makinanın ya da yazılımın tasarlayamayacağı kadar yoğun duygular barındırmaktadır.

Dolayısıyla zamanın en değerli ve yenilenemeyen tek sermaye olduğunun bilincinde olmak gerekli. Bu yüzden de kullanıcı düzeyinde çok fazla vakit harcayarak sanal gerçekliğin verdiği hazla birlikte size gerçek dünyanızı unutturmasını abartmadan bunu şekillendirecek şekilde niteliğimizi arttırmanın gerekliliği yüzümüze çarpılıyor.

En güzel kısmına geldik şimdi. Hocam nasıl? Öncelikle günlük yeni bir şey öğrenmeden yatağa girmeyin sonra siz bana anlatırsınız nasıl başardığınızı. İmkansızlıklara ve engellemelere karşı yılmadan hayat boyu öğrenmeyi kendinize bir şiar edinecek olursanız, ondan sonrasını siz emanetin sahibine bırakın o halleder.

Gelelim teknokentte olan bitenle ilgili bilgilendirme kısmına. TGB zirvesinden eskiden olduğu gibi ödüllerle döndük demeyi çok isterdim ama iş artık gönüllü birkaç kişinin çabasından çok daha fazlasını gerektiriyor. Performans ölçütlerine göre yeniden faaliyetlerimizi gözden geçirip bununla ilgili planlamayı uyarlama ile ilgili bir çabamız olacak. Temel sorun, Teknoloji Transfer Ofisi’nin daha etkin olması. Bunun yanında performans ölçütlerinde kullanılabilecek pek çok eylemin raporlamada kısıtlarının bulunması. Gelecek yıl için performansta daha iyi bir yerde olabileceğimizi bu yıldaki faaliyetlerimizle görebiliyoruz. Bu yüzden gelecekle ilgili ümitliyiz. Ayrıca bu hafta SPARK programı ile ilgili bir toplantıya katılacağız. Program yurtdışı destekli fonlarla burslar, Covid 19 süreçlerinde KOBİ’lerin ayakta kalabilmesi, yüksek öğretim, staj olanakları ve girişimcilik desteklerini kapsamakta. Buradan ön inkübasyon ile inkübasyondaki firmalara finansal destek talep edeceğiz. Ayrıca iş geliştirme kısımlarında da önemli desteğin olduğunu gözlemlemekteyiz. Bu yüzden toplantıda buranın potansiyelini en iyi şekilde muhatabımıza aktarmaya özen göstereceğiz.

Sonuç olarak sanal gerçeklik ve metaverse ile ilgili büyük olanakların yanında risklerinden de bahsetmiş olduk. Ayrıca ideal halkla ilişkiler bağlamında kurumun nerede olduğu ve nereye nasıl ulaşmaya çalıştığı ile ilgili bilgilendirmeyi de yapmış bulunduk. Bu hususu önemli gördüğümüz için haftaya halkla ilişkilerin nasıl gerçekleştirilmesi hususunda yazmayı düşünüyorum. Sanalda gördüğünüzün gerçekle aslında çok bir ilgisinin olmadığının farkında olarak bunu kullanışlı bir araç halinde gerçeği anlatmakta kullanmanız temennisiyle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Selim EREN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?