Yüreğinize Dokunmak; Gök çadırınız, Güneş Tuğunuz

Türk milletinin kalbini besleyen, adeta kalbimizin ana atardamarı olan rûhi güçlerimize vurgu yapmak, bu aziz millete Hazreti Peygamberin Veda Hutbesindeki, Gazi Alparslan’ın Malazgirt’teki sesiyle seslenmek istiyorum.

Hayat, dirilik demektir. Diri değilseniz, hayat alanında yoksunuz. Hayatın, yaşıyor olmanın ilk belirtisi harekettir. Bilebildiğimiz evren, zerreden kürreye sürekli hareket halindedir. Kâinatta hareket biterse, kıyamet kopar, madde yok olur.

Bu aziz milletin, hareketten, dirilikten kopması onun kıyametidir.

“Hareket” dünyaya meydan okuma; dünyayı, beşeriyeti, coğrafyayı ve hayatı nizama sokma çabasıdır.

İnsanın kıyameti; hareketsizliği, üretimsizliği, hayatı tekrara dönüştürmesidir. Allah buyuruyor ki: “Bir işi bitirdiniz mi hemen başka bir işe koyulun.”

Bir millet, bir insan üretken olduğu sürece bir değer ifade eder. Onun için “taş üstüne taş koyanın” deriz.

Allah’ın Resül’ü “İki günü birbirine eşit olan ziyandadır.” derken; irfan sahibi bu millet de inancından mülhem “Harekette bereket var.” der.

KARZ-I HASEN, hayır duygusu, “Veren el, alan elden üstündür.” anlayışı toplumun ve bireyin hayat dinamizmini besler.

Türk kültürünün, yol verici değil, yol açıcı; dinamik, tanzimci, inşacı, karakterinden de bahsetmek istiyorum. O dinamik ruh ki oyun kurar, oyuna gelmez. O ruhun, “dünya, insanlık” diye bir kaygısı vardır. Dünya onun etrafında döner. O merkezdir, belirleyicidir.

Üç yüz yıldır yaşadığımız “Fetret Dönemi” bizi yanıltmasın. Her devletin bir ömrü vardır.

Bu aziz millet, ne zaman ki “dünyalılar”ın etrafında dönmeye başlamış; öz güvenini, öz hareketini kaybetmiş, o zaman kabuğuna çekilmiştir. Hâlbuki benim kabuğumun sınırı yoktur. Allah’ın buyruğu neyse hayal sınırım odur. Çünkü, Türk milleti ilahi buyruk eri, cündûllahtır. Cündûllahın görevi “Yeryüzünde fitneden, fesattan eser kalmayıncaya, sükûnet sağlanıncaya, din Allah’ın dini oluncaya dek savaşın.” ayetiyle biter. Bu millet, hükmedilen değil, hükmedendir. Buyruk alan değil, buyruk verendir. Basiret, feraset sahibidir. İşte bu ruh ki durma bilmez yürür.

Nereye? Kainatın hakimi olmaya; yaratılışın, eşyanın, ilmin sırrını keşfetmeye; “gök çadır, güneş tuğun” oluncaya…

Bugün için yürümek yetmez, uçmak gerekiyor. Çünkü; kutsalı, ahlâkı olmayan, ilâhlık iddiasında olanlar koşuyor. Aramızdaki bilgi, teknoloji mesafesi çok açılmış.

Ey Müslüman, Ey İslam’ın Diriliş Eri Türk Milleti, Mehmet’im;

Yüzyıllardır içinde olduğun meskeneti, uyuşukluğu üzerinden at. “Allah’ın yardımı ne zaman?” deme. Fiili duada bulun. Sen halini değiştirmezsen, Allah’ın yardımını bekleme. Allah, hareket halindeki topluluklara; çalışan, üreten, ürettiğini tüketen milletlere yardım eder.

Kader” adı altında, o kutsal teslimiyet duygunu oyun kuruculara sömürtme.

Kendine dön. Coğrafyana dön. Bak dedem ne güzel demiş: “Yatan aslandan gezen tilki iyidir.” “Boş durma, beleş çalış.”

Bu sözlerden ibret al.

Bilge Kağan… “Birlik olursan ilini töreni kim bozabilir?” demez mi?

Hani Dedem Korkut da demez mi ki: “Yiğit odur ki bir behresi ola. Behresiyle isim ala. Behresi yoksa adsız kala.”

Bu çağda benim behrem ne ola? Düşünmem, fikretmem gerek.

İlacı, aşıyı, teknolojiyi, bilgiyi kâfir bula; devasa atölyeleri, laboratuvarları kâfir kura, ben de onların ürettiğine müşteri ola! Yakışır mı bu acziyet bana?

Ey Ümmet, Ey Türk Milleti, düşmeli miydik bu hâle?

Allah’ın emrini anlamadık hâlâ. Müslümanın teheccüdü gece kalkıp, sadece namaz kılmak değildir. Müslümanın teheccüdü, niyazı; fikretmek, akletmek, düşünmek, ümmet için bilgi üretmek, bulmak; laboratuvarlarda, atölyelerde, ilim sahasında sabahlamaktır.

Dua sahada kıymetlidir. Yatakta dua miskinin işidir.

Hayat enerjini, ilmi gayretini Allah’ın ipine sarılarak besle. Allah’tan asla ümit kesme. Allah; ilmi, bilgiyi çalışana verir. Çalışmazsan; yirmi yaşında ölür, yetmiş yaşında gömülürsün.

Senin görevin yeryüzünü nizama sokmak, ıslah etmek ve mazluma döş, zalime baş olmaktır. Bunun temel şartı çalışmaktır. En asgarisi, çağın bilgisine, teknolojisine ulaşmaktır.

Yüz yıllarca kâfirin fesadına, fitnesine, zulmüne uğramışsın. Bizim “tarlamızı” başkaları defalarca sürmüş. Hâlâ sürmeye devam ediyor.

Batı’nın ve uzantılarının kapısında beklemek; onlardan akıl, bilgi, teknoloji, ürün, para almak; onuruma, izzetime dokunuyor. M.Akif’in ifadesiyle: “Ey Şark, bu kadar zulüm, zillet, acziyet seni uyandırmaya yetmedi mi?”

Ey Türk Milleti,

Allah’ın sana verdiği “cündûllah” sıfatını hatırla. Allah seni dirilik, canlılık, sürat, hareket üzere yaratmıştır.

Ey Hira’nın Çocukları, dün bineğin attı. Bugün bineğin bilim, teknoloji, bilgi. Halit Bin Velid’im, Kürşat’ım bak bineğini Olimpos’un çocukları elinden almış; bineği, son sürat koşturuyor. Bu evrende daha ne kadar yaya kalacaksın? Haydi yüreklen. Sen yolunda bulunursan Allah bize bilmediklerimizi öğretir. Yeter ki geleceğin rüyana girsin. Unutma, rüyana girmeyen hedef senin değildir. Gündüz tuzlu yemek yiyenin rüyada göreceği sudur, bilesin.

Hayalin olsun, yüreğine eş, evreni kuşatan; canlıyı öldüren değil yaşatan; ürettiğini tüketen, tükettiğini üreten; sonucu değil, sebebi konuşan; yol veren değil, yol açan ol.

Bak “İmdat!” diyor Filistin, Mayemmar, TÜRKİSTAN.

Haydi; sana güneş tuğ, gök çadır olsun vatan.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Gülsu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?