Bağımlılık Belası

Bağımlılık denince akla, iki farklı tür gelir. Birincisi kendisi bizzat kötü olan şeylere bağımlılık. İçki, uyuşturucu sigara, kumar gibi. İkincisi de kendisi bizzat kötü olmamakla birlikte, aşırıya kaçıldığında kişinin beden ve ruh sağlığını tehdit eden bağımlılıklar. İnternet ve teknoloji, yeme-içme gibi. Kendisi bizzat kötü olan şeylere bağımlılık konusu bir çok dinin ve hukukun konusu olmuştur. İçki, dinen yasak kapsamında olmakla beraber hukuken bir yasaklama olmayıp, bazı yerlerde kısıtlama vardır. Sigara konusu ise hem dinin hem de hukukun ilgilendiği bir bağımlılık türüdür. Dinen; bazıları haram, bazıları mekruh, bazıları da tahrimen mekruh fetvası vermekte, hukuken ise; kapalı alanlarda sigara içmek suç sayılmaktadır. Bu maddeler, bireyin ve toplumun beden ve ruh sağlığını olumsuz etkilemekle birlikte, aynı zamanda aile içi ve sosyal ilişkileri de olumsuz etkilemektedir. Bireyin kendisine kötülük yapma özgürlüğü olup olmadığı, bu özgürlüğün nerede başlayıp nerede biteceği mevzusu ise felsefenin konusudur.

Zararlı maddelere bağımlılık konusu tarihin derinliklerine kadar gider. Özellikle sarhoşluk veren maddeler çeşitli sosyal kademelerde, bir lüks ve eğlence aracı olarak görülmüştür. Bunlar zaman zaman devletlerin yönetim kademelerine kadar sirayet etmiş, oyun ve eğlence aracı olarak da görülmüştür. Bireyin sarhoş olma tutkusunun arka planında acaba ne vardır? Beden ve ruh sağlığına zararlı olduğunu bilmesine rağmen, insanlık bu maddelerden acaba niçin vazgeçemiyor? Ya da niçin başlıyor? Tüm bu soruların cevabının, kapsamlı bilimsel araştırmalar neticesinde bulunması ve tüm insanlığa farkındalık yaratacak şekilde sunulması gerekiyor. Ben kendimi bu sorulara cevap verecek konumda görmüyorum. Hem bu konu ile ilgili bilgi birikimim hem de tecrübem yok. Bireysel olarak verilen cevapların ise genel geçerliliğinin olmayacağını düşünüyorum.

Bu yazıyı yazmamın asıl sebebi olan internet ve teknoloji bağımlılığına gelirsek; bu konu, tüm dünyada sürekli tartışılmaktadır. Her gün ekranlarda, gazetelerde, sosyal medyada bu içerikli konuşma, yazı veya görsel ile karşılaşıyoruz. Yerinde ve doğru kullanılırsa internet ve teknoloji bireye müthiş imkanlar sunmaktadır. Şahsen ben, bazılarının yaptığı gibi bu konunun tamamen yasaklanması taraftarı değilim. Tamamen yasakladığımızda, özellikle gençlerimizi belki bazı kötülüklerden alıkoyuyoruz ama önemli bir nimetten de mahrum bırakıyoruz. Bunun bir doğrusu olmalı diye düşünüyorum.

Özellikle salgın döneminde eğitim altyapısı olarak her eve giren internet, çoçuk ve gençlerde çok önemli bir bağımlılık haline gelmiş durumda. Bir çok genç bu yüzden gece uykusunu okula taşıyor. Sabahlara kadar hiç uyumayan, sabah okula gelince, internet ve teknolojiden mahrum kaldığında, uykusuzluğu aklına gelen ve biteviye uyuyan bir gençlikle karşı karşıyayız. Uyumayanların bir kısmı ise; internet ve teknolojiye bağlı olarak geç saatlerde yatıp uyuduğu için, uykusunu tam alamadığından, anlama kapasitesi dumura uğramış halde. Çok derin bir odaklanma sorunu ile de karşı karşıyayız. Defalarca söylediğimiz, gelen sorulara cevap verdiğimiz halde, tekrar aynı içerikli sorularla karşılaşıyoruz. Hatta, verilmiş bir cevabın üzerinden çok kısa bir müddet geçmiş olmasına rağmen aynı kişi, aynı soruyu tekrar sorabiliyor. Bu yüzden eğitim büyük bir bocalama ve patinajın içerisinde.

İnternet ve teknoloji bağımlılığı yüzünden öğrenciler bireysel sorumluluklarını da ihmal ediyorlar. Çünkü zamanlarının çoğunu bu şekilde tüketiyorlar. Sonrasında ise, çalışmak ve üretmeyi terkedip kolaycılığa kaçıyorlar. Verilen ödev ve projeler, kopyala-yapıştır üzerinden karşılık buluyor. Sınavlarda ise; çok basit soruların bile çok zor olduğunu iddia ediyorlar. Çünkü çalışıp anlamaya zaman ayırmıyorlar. İnternet ve teknoloji bağımlılığının gölgesinde kalan zihin; düşünme, sorgulama ve eleştirme yeteneğini kaybediyor. Düşünmeyi gerektiren bir soruyu sorduğunuzda bir-iki öğrenciden ancak bir kaç cümlelik cevaplar alıp, halimize şükrediyoruz.

Bu bağımlılık yüzünden; alt sınıflarda yeterince çalışılmadığı için, üniversite sınavına yaklaştıkça, özellikle ailelerin uyarmaları neticesinde, aşırı derecede yoğun bir program uygulamak zorunda kalıyor gençler. Aileler çok büyük maddi kaynaklar aktarıp çocuklarını etüd merkezlerine gönderiyorlar. Gençler; geçmişin boş vermişliğinin cezasını; saatlerce, soluksuz bir şekilde masa başında çalışarak çekiyorlar. Etüd merkezinde, sabah 08:00’da çalışmaya başlayıp, sekiz saat süresince tuvalet ihtiyacı hariç teneffüse dahi çıkmayan ögrencilere şahit olmuşluğum var. Olağanüstü bir çalışma bu. Bu zamana kadar teknoloji bağımlılığı yüzünden harap olan zihnin üzerine, üniversiteye hazırlık aşaması da tuz biber ekiyor. Öğrenme ve uygulama yok, sadece bilgisayara yüklendiği gibi, bilgi yüklemesi yapılıyor.

Bir yandan da yeme-içme bağımlılığına bağlı olarak obezite hızla yayılıyor. Bu konuda farkındalık yaratmaya dönük çalışmalar da pek netice vermiyor. Şu an gençlerimizin çoğunun ya sağlıksız gıdalar tükettiğini ya da mutfak faresi gibi sürekli bir şeyler yediğini görüyoruz. Elinde her teneffüs kantinden ya da dışarıdan alınmış sağlıksız gıdaları iştahla tüketen bir gençlikle karşı karşıyayız. Bu gidişin sonu nereye varır ve nerede son bulur bilemem. Bildiğim bir şey var ki; milli ve manevi değerlerin varlığını maya olarak hissedebildiğimiz gençlik, sıra çalışmak ve üretmeye gelince hep sınıfta kalıyor maalesef. Tabii ki bu durumun çok ciddi istisnaları da var. Ama bu istisnalar kaideyi bozmuyor. Bu bağlamda, milli teknoloji hamlesine omuz veren gençliği de, ne kadar takdir etsek ve gurur duysak azdır. Onlar bu ülkenin geleceğini şekillendiriyorlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Boz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?