Ne olabilir ki? Hepsi “0” ve “1”

En temel bireysel ihtiyaçlardan birisinden başlayalım. Farz-ı muhal acıktınız. Öncelikle çevrenizle “Ne yesek” gibisinden konuşmalar yaptınız. Konuşmanın arasında bir de gündeme bakayım diyerek sosyal medyayı kontrol ettiniz ve karşınıza birden en iyi yemekler burada gibisinden size yakın konumlardaki lokantalar sıralanmaya başladı. Sonra buraya yol tarifi almak için konumlandırma yazılımını kullanarak gittiniz. Araçla gidiyorsanız bir de aracın immobilizer özelliği devreye girdi. Sonra sizin oraya kaç dakika içinde gidebileceğinizle ilgili öneriler ortaya dökülmeye başladı. Trafiğin durumuna göre birkaç dakika kazanmak isterseniz şu rotadan geçin diye öneriler de alırken güzergâh içinde farklı yerlerin de olduğunun farkına varmanız sağlandı.

Daha sonra istediğiniz yere gittiniz. İlk başta herkes benim nerede olduğumu bilsin diye durum kısmından paylaşım yaptınız. Daha sonra menüyü duruma attınız. Sonra “Sizce ben sırf şu yemeği yemek için şuraya gitmiş miyimdir?” diye paylaşımlarda bulundunuz. Daha sonra memnuniyetinizi ifade edecek şekilde paylaşımlarda bulundunuz. Sonuç olarak günde birkaç defa rutin şekilde bunları yapmaya başladığınızda artık hayatınızda olan biten her şeyi ortaya dökmeye başlarsınız. Ondan sonrası daha kolay, evinizi süpürmekle ilgili zahmete katlanmak yerine spor salonunu tercih ettiğinizi herkesin bilmesini sağladınız. Hele bir de bunu robot süpürgeye yaptırır durumdaysanız değmeyin keyfinize. Siyasi görüşünüz, eğilimleriniz ve hayat tarzınızla ilgili artık her bilgiyi paylaşır haldesiniz. Sonuç olarak oluşturduğunuz bütün bu dijital izler takip edilmenizi sağladı.

Artık fanlarınız var ve onların beğenileri ve yorumları sizin için hayatın vazgeçilmezi haline geldi. Öyle ki bir kare fotoğraf için tüm dünyayı dolaşabilecek kadar enerjikken, asıl odaklanmanız gereken işlerle ilgili isteksiz davranmaya başladınız. Sonuç olarak her moda olan şey gibi popülerliği düşünce kendinize yeni çıkış noktaları arayarak yeni platformlarda da görünmek adına pek çok hesabınız var. Gerçi bunu ekonomik faydaya dönüştürenlere pek lafım yok ama sadece kendini tatmin etmek adına sosyal medya danışmanlığı gibi hizmetleri kullanmaya başlayanların gerçekten de vaktinin çoğunu bununla geçirir halde olmalarından ötürü epeyce bir zararı oluyor.

Asıl anlatmaya çalıştığım şey ise dijital ayak izleriniz sayesinde çok büyük bir veri oluşturduğumuzun farkında mıyız? Sizden toplanan bütün veri işlendiğinde size gösterilecek olan reklamdan tutun sizin ne şekilde davranmanız gerektiğine kadar pek çok algı operasyonuna maruz kalıyorsunuz ve sağladığınız bilgi aslında pek çok farklı alanda kullanılabilir hale geliyor. Big data olarak adlandırabileceğimiz bu veri kitlesi bilgiye dönüştüğünde artık orada neyin tutacağı veya neyin tutmayacağı ile ilgili pazar araştırması tamamlanmış oluyor. Kamu yararına kullanıldığında big data sayesinde önemli sosyal hizmetler geliştirilebiliyor. Bunun yanında tıbbi tedavilerin geliştirilmesinde örnekleme yaparken bu verilerden faydalanma olanağı doğuyor.

Diğer taraftan dünya çapında şiddete meyilli, insan öldürmekle ilgili teorik bütün eğitimini almış (bilgisayar oyunları sayesinde) ve fiilen olmasa da aklen sadece öldürme üzerine bir ortam sağlandığında fikri yapısı o yöne doğru gidecek günlüğü 300$ olan kişilerin tespiti için de kullanılabiliyor. Netice itibariyle big data da daha önce sizlere bahsettiğim pek çok şey gibi kullanım amacına göre sonuçları değişmekle birlikte teknolojiyi üretir halde olursanız ve doğruya yönlendirirseniz çok güzel işlere yarayabiliyor.

Birinci doğumunu normal olarak yapmış, ikinci doğumunu ise sezaryenle geçirmiş olan 35 yaş altı kadın sayısının bilinmesi bu alanda geliştirilebilecek hizmetlerin piyasa araştırmasını oluşturuyor. Bir şeye talep oluşup oluşmayacağının belirlenmesi de zaten genelde big data’nın işlenmesi ile gerçekleşiyor.

Başka bir örnek vermek gerekirse ABD’de bir tarım firması bir yandan ekonomik kuruluşlarla diğer taraftan da NASA ile irtibatlı olarak ülkesindeki iklim ve sermaye olaylarını ileriye yönelik tahminini gerçekleştirerek ona göre hangi mahsulü ekeceğini belirliyor. Takvime göre işlemleri gerçekleştiriyor ve verimliliğini en üst düzeylere çıkarıyor. Dahası, henüz ekim kararı alır almaz emtia borsasına ekeceği ürünü sokarak işlem görmesini sağlıyor ve finansmanla ilgili bir problemi kalmıyor. Borsada alım satımlardan elde ettiği karın yanında ürünün nihai fiyatını elde edecek şekilde bütün katma değer zincirini tamamlamış oluyor. Bizde ise bu sene ne para ettiyse seneye herkesin tarlasında o üründen olduğu için hem hiçbirimiz para kazanamıyoruz, hem de zarara girdiğimiz yanımıza kar kalıyor. Sonuç olarak milli bir mesele olarak tarımın planlanması en iyi big datanın işlenmesi ile olur.

Daha pratik çözümler de var elbette. Örneğin, GTİP (Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu; uluslararası gümrüklerde mal ve hizmetlerin sınıflandırılmasıyla ilgili kodlar) kodunu bildiğiniz ürünlerin ve hizmetlerin dünya çapında ne kadar talep görmüş olduğunu tespit mümkün. Ancak bu da uluslararası düzeyde herkesin kesmiş olduğu faturalar üzerinden şekillendiği için yine big data gereklidir.

Veri tek başına bir anlam ifade etmeyeceği için bunu bilgiye dönüştürmeyle ilgili süreçleri eksiksiz yerine getirdiğimizde bir anlam ifade etmektedir. Örneğin bir sınıfa girdik içeride kaç erkek kaç kız öğrenci olduğunu belirledik. Bu rakamlar veri konumunda olduğu için bir anlamı bulunmayacaktır. Ancak sınıf için planladığımız etkinlikleri bu veriye göre şekillendirecek olursak bilgiye dönüşmüş olduğu için bir amaç edinmiş olur. Erkek yoğun bir popülasyon varsa onların ilgisini çekebilecek bir etkinlik planlayabileceğiniz gibi kızların yoğun olduğu bir organizasyonu halı saha maçı şeklinde tasarlamazsınız. Böylece hem ne yapabileceğinizi, hem de ne yapmamanız gerektiğini görürsünüz.

Devletler açısından bu durumu değerlendirecek olursak big data sayesinde kamu hizmetlerinin eksiksiz biçimde planlanması ile sosyal refah algısını üst düzeylere çıkarma ve ekonomik sürdürülebilirliği sağlama gibi faydalar elde edilebilir. Benzer şekilde toplumun neye ihtiyacının olduğunun analizi gerçekleştirilerek politika geliştirme buna göre daha etkin biçimde planlanabilir. Böylece kaynaklardan maksimum düzeyde faydalanma gibi tasarruf tedbirleri de gerçekleştirilebilir. Aynı şekilde herkesin kamu hizmetlerinden aynı oranda faydalandığını belgeleyecek şekilde sosyal adalet algısını da sürdürülebilir ve kanıtlanabilir şekilde sağlama da mümkündür.

İstihbari açıdan değerlendirme yapacak olursak hem ülke içinden hem de yurtdışından elde edilecek verilerin analizi ile potansiyel tehlikelerin farkında olunması mümkündür. Bunu gerçekleştirmek için veri toplamaya ihtiyaç bulunmaktadır ve sosyal medya bunun en ucuz maliyetle gerçekleştirilebileceği alandır. Bilgi edinme açısından en büyük tehlike bilginin kaynağına zarar vermek olacağı için insanların bir şekilde kendilerini ifade etmelerini sağlayacak platformların sürdürülebilirliği için kamunun teşvik edici bir tutum içinde olması gerektiğini düşünüyorum. Nitekim insanlar bir şekilde kendileri ile ilgili bütün bilgiyi buralarda paylaştıkları için adama dayalı haber alma ile gerçekleştirmesi yıllar alacak ve çok masraflı bir süreci kolayca, hızlı zamanda ve fark ettirmeden yapmak mümkün olacaktır. Bu yüzden medya okuryazarlığı ile ilgili derslerin bir şekilde bütün topluma sunulması gerekiyor. Böylece karşı istihbarat bilgisi sayesinde kendini alet ettirmek yerine sadece kendisini ifade eden insanlar elde etme olanağı var.

Şimdi, gel gelelim bunun kamu yararına kullanılması ile ilgili yapılması gerekenlere. Öncelikle insanların ifade özgürlüklerini destekleyecek şekilde uygulamalar geliştirilmesi lazım. Ancak bunu yaparken de hukuki boşlukları dolduracak şekilde düzenlemelere ihtiyaç var. Örneğin, bir kişiye doğrudan “Sen ŞU’sun” diyerek (oradaki şu hakareti veya küfrü temsil ediyor) kişinin haklı çıkacağı bir dava ile muhatap olmak yerine “Senin şöyle olduğunu düşünüyorum.” demeniz dava konusu olmuyor. Netice itibariyle kişinin bütün eylemlerini kapsayacak şekilde yasama yapılamayacağından genel ilkeler itibariyle başkasına hakaret veya küfür etmeden kendisini ifade edebilen kişileri yetiştirmemiz gerektiğini görüyoruz. Bu insan kaynağına ulaştığımızda big data kişilerin bir kaynak harcamasına gerek kalmadan karar almalarını sağlayacak şekilde karar destek sistemlerini kullanmalarının yolunu açmış oluyoruz.

Kaynakları verimli şekilde kullandığımızda sermaye bulma konusunda daha az çabamız olduğu gibi en önemlisi de bununla ilgili ortaya çıkan bilgi birikimini diğer ülkelere yaymaktır. Sizin geliştirmiş olduğunuz bir yazılım bütün dünya tarafından kullanılır olduğunda onlarla ilgili bilgi toplamak için ek masrafa gerek kalmamaktadır. Nitekim Kurumsal Kaynak Planlaması (ERP) ile ilgili dünya çapında kullanılan bir yazılımı kullandığınızda sizin deponuza giren ürün miktarı ile birlikte bunun nereye gideceği gibi bilgiler kaynak ülke tarafından bilinmektedir. Dahası istediği zaman ambargo uyguladıkları bir yere sizin fabrikanızdan ürün çıkmamasını sağlama gibi özellikler de eklenmektedir. Oysa firmanın üzerine dikilmiş bir ERP sistemi hem bilginin sızmasını engelleyecektir, hem de operasyonlarınızı istediğiniz şekilde yönetmenizi sağlayacaktır. Son yıllarda bu konuyla ilgili şirket değerlemesinde fazladan değer oluşturacağı gibi savlarla insanlar genel kullanılanı yüksek ücretine ve veri güvenliğini yerle bir etmesine rağmen istekliler. Ancak iş etüdü ve operasyon planı ile ilgili senaryo oluşturulduktan sonra bunu yazmak iki aylık çabayı gerektirir. Toplamda da altı ay gibi bir süre geçtikten sonra şirketin kendi yazılımı ortaya çıkarılmış olur. Sonuç olarak şirket ne istediğini doğru şekilde ifade ederse bunları biz de kendi olanaklarımızla yapabilecek durumdayız.

Bugün veri işleme ile ilgili big data kavramına bakarak aslında günlük hayatı planlarken bile kullanılabilecek bir unsur olduğunu gösterdik. İşletmeler açısından da big data gerek pazarlama gerekse de tedarik ve üretim gibi fonksiyonların önemli ölçüde kolaylaşmasını sağlamaktadır. Özellikle ürün geliştirme ve tutundurma alanlarında işletmelerin big data işleyebilecek şekilde operasyonlarının olması avantajlarınadır. Bu kapsamda Teknokentte fizibilite çalışması devam eden Yapay Zeka Veri Etiketleme Merkezi’nin ülke ekonomisi açısından ne kadar önemli sonuçlar ortaya çıkarabileceğini görüyoruz.

Gelelim Teknokentte olan bitenle ilgili bilgilendirme kısmına. Yönetim kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Herkesin elinden geleni yaptığı ve çalışma barışı açısından önemli mesafelerin kaydedildiği verimli bir toplantıydı. Ayrıca ön inkübasyona girecek olan başvuruların durumları değerlendirildi. İşletmelerde bireysel performans değerlendirme ile ilgili bir projeye halen kendine güvenen arkadaşları bekliyoruz. Oraya kabul edilen arkadaşlara eğitimler verilerek hem sektöre hem de akademiye hazırlanmaları sağlanacak. Netice itibariyle örnekleme dahil olmak isteyen işletmelerin ellerinde performans değerlendirme formu bulunacak. Arzu etmeleri halinde bu formlar bir yazılıma dönüştürülerek hem firmaların ölçmeyle ilgili problemleri ortadan kaldırılacak hem de bu proje kapsamında yer alan arkadaşların özgeçmişlerinde kullanabilecekleri önemli bir unsur da eklenmiş olacak. Bu sayede ekosistemin kişilerden çok kurumsal yapıya evrileceği bir ortam hayalindeyiz.

Sonuç olarak big data kavramının önemli avantajlarının yanında yanlış kullanımı ile dezavantajlarının olduğunu gördük. Bunun işlenmesiyle ilgili yapay zekâ kavramından bahsetmenin önemli faydaları olacağını düşündüğüm için haftaya bu konuyu ele alalım. Bütün evrenin verisini işleyebilecek yazılımlar ortaya çıkarmanız temennisiyle. Sağlıcakla kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Selim EREN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?