İnancın Kayıp-Kaçakları

İnsanın sahip olduğu inanç, onun her şeyidir dersek abartmış olmayız. İnanç demekle, sadece İslam inancını kastetmiyorum. Yeryüzünde, hangi dine inanırsa inansın, kişinin tutum ve davranışlarını inançları belirler. İnsana ve doğaya bakışımızın, toplum ile ilişkilerimizin, aile içi ilişkilerimizin, para ve mal-mülk ile ilişkilerimizin keyfiyetini inançlarımız belirler. İnançlar, doğrudan din ile ilgili de olmayabilir.

Mesela; “doğayı kirletelim ki, temizlik işçisi ihtiyacı oluşsun ve insanlara ekmek kapısı açılsın” anlayışı da aslında bir inancın eseridir. Doğru diye kabul edip, zihnimizin baş köşesine davet ettiğimiz, kalıcı tutum ve davranış motorlarıdır inançlarımız. Süreğen tutum ve davranışlarımız hep inançlarımızın tatlı veya acı meyvesidir. Onun için; doğruluğundan emin olmadığımız şeyleri, zihnimizin kalıcı tutum ve davranış motoru olmasına izin vermememiz gerektiği gibi, zihnimizde yer etmiş her türlü inanç kalıplarını da sürekli gözden geçirmemiz, yanlış olanlarını mutlaka temizlememiz gerekiyor. Bunun adına; bazen nefis terbiyesi, bazen tövbe, modern zamanlarda da kişilik gelişimi deniyor.

Bütün peygamberlerin mücadelesinin temelini işte bu yanlış inançları zihinden söküp atma cihadı oluşturuyor. Peki yanlış inançlar zihinden temizlenmezse en olur? Temelde aklın çalışma kapasitesi büyük oranda düşer. Buna bağlı olarak da eleştirme, sorgulama, bilimsel araştırma eğilimi de olabildiğince zayıflar. Aklın çalışma gücü, zihnimizde yer etmiş yanlış veya doğru inançlarımız oranında gerçekleşir.

Zihnimizi yanlış inançlardan temizleyecek olan da, yine aklın kendisidir. Bu temizliği yapma fırsatı bulmamış akıl, tam kapasite ile çalışamayacağı için, öz niteliğini yitirerek zamanla yanlış inançları görememeye başlar. Bunu güncellenmemiş bir antivirüs programına benzetebilirsiniz. Yanlış inanışlar çöplüğü haline gelmiş zihinlerden oluşan bir toplumun, modern dünyaya entegre olması ve onunla yarışacak stratejiler geliştirebilmesi imkansızdır. Yeryüzünün efendisi olan insanoğlu, bu yolla değersizleşir ve aklını tam kapasite ile kullananların kölesi haline gelir. İşte o köle, efendisini daima düşman bilir ama niçin köle haline geldiğini nedense hiç sorgulamaz. Bir taraftan kin beslediği efendisini, diğer taraftan da yaptıkları itibariyle hayran hayran izler.

Sanırım böylesi bir girişle, doğru inancın ne kadar önemli olduğunu tam olarak ifade edebildim. Din açısından ele alırsak inancın temel kayıp kaçağı hiç kimsenin üzerine alınmadığı, tevhidin zıttı olan şirktir. Şirk daima, inanç konusu edilen şeyin üzerinde hakim olma durumudur. Mesela; Mekkeli müşriklerin putları ile ilgili tasarrufları tamamen kendi ellerindeydi. İsteseler kırar, isteseler çöpe atabilirlerdi.

Oysa tevhid bunun tam tersidir. Tevhidde hakim güç yaratıcı olan Allah’tır. Şirk dininin kurallarını müşrikler, tevhid dininin kurallarını ise Allah koyar. Şirkte din, insan imalatıdır ama tevhidde dinin sahibi Allah’tır. Şirk dini ilkesiz ve omurgasızdır ama tevhid dini değişmez ilke ve esaslara dayanır. Müşrik ilkesiz ve omurgasız, mü’min ise, Allah tarafından konulmuş değişmez ilke ve esaslara sadık, ilkeli ve omurgalıdır. Müşrik ön görülemez ama mü’min ön görülebilir. Müşrik güven vermez ama mü’min güven abidesidir. Kişinin davranışları, aslında zihninde ne kadar şirk bulaşığı olduğunu da ele verir.

Bazı inançlar vardır ki; kişiyi sorumsuzluğa teşvik eder. Allah haricinde herhangi birinin kendisini cennete götüreceğine inanmak, kimliğinde müslüman yazıyorsa üç-beş gün yanıp, sonra cennete gideceğine inanmak, şerrin kaynağını bile Allah’a isnad etmek, her namaz arasında işlenen günahın, peşinden kılınacak bir vakit namazıyla affedileceğine inanmak, her hafta işlenen günahın, peşinden kılınacak Cuma namazı ile affedileceğine inanmak bunlardan bazılarıdır.

Bu kayıp kaçak listesini daha da uzatabiliriz. Din, Allah’ın olduğu gibi cennet ve cehennem de Allah’ındır. Onun mülkündeki tasarrufuna hiç bir kul veya mahluk müdahale edemez. Şerrin kaynağı Allah değil, kulun kendi kusurlarıdır. Günahların affedilmesinin yolu, sadece hakkıyla yapılmış ve sadık kalınmış bir tövbedir. Eğer namaz affedilme yoluna dönüştürülürse, kişinin hayatında namaz artar ama bu gün olduğu gibi işlevini yitirir. Oysa namaz; her türlü kötülükten alıkoyacağı için, affedilme ihtiyacı duymadan yaşamanın bir anahtarıdır.

“Hacca giden anadan doğma günahlarını sıfırlar”, “Cami yaptırana cennette bir köşk hazırlanır” inançları da aynı şekilde tövbenin, yerini ibadete terkettiği inançlardan bir kaçıdır. Eğer tövbe; yerini ibadete terkederse, ibadet asıl işlevini yerine getiremez. İspat mı istiyorsunuz? Namaz kılanların, hacca gidenlerin, cami yaptıranların sayısına bir bakın, bir de bu ibadetlerin toplumdaki ahlaki karşılıklarına bakın. Taban tabana zıt bir manzara ile karşılaşırsınız.

Tekrar söylüyorum; günahlardan kurtulmanın biricik yolu, hakkıyla yapılmış ve sadık kalınmış bir tövbedir. İbadetlerin sırtına tövbe fonksiyonu yüklemek asla doğru değildir. Çünkü onların amacı kişiye güzel ahlak kazandırmaktır. Cami yaptırmak güzeldir ama affedilmek için cami yaptıranın da, hakkıyla yapılmış ve sadık kalınmış bir tövbeye ihtiyacı vardır.

Örnekleri çoğaltabiliriz ama bu kadar örnek sanırım meramımızı anlatmaya yeter de artar bile. Yapmamız gereken şey, zihnimizi sık sık kontrol edip, yanış inanç var mı yok mu diye bakmaktır. Tabii ki bu kontrolü yapabilmek için Kur’an’ı iyi bilmek gerekir. Eğer bilmezseniz, zihninize yer etmiş özellikle melek kılığına bürünmüş şeytan şeklindeki yanlış inançlarınızdan kurtulmak olabildiğince zorlaşır. Bu kontrol, aynı zamanda, zihin dünyasını yıkıp yeniden ve doğru inşa etmeyi gerektireceği için herkesin kolay kolay yanaşmayacağı bir cesaret de gerektirir. Şu da şaşmaz bir gerçektir ki; atalardan alınan inançları kontrol etmezseniz, atalarınızın bir adım dahi ilerisine geçemezsiniz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Boz - Mesaj Gönder

# inanç

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?