Eşyanın Hakikati Metafiziktir

Dünya hayatı geçicidir ve eşyanın hakikati metafiziktir. Eşyaya anlam veren insandır. Protagoras  "İnsan bütün eşyanın ölçüsüdür” der, var olanların varlığının, yok olanların yokluğunun.."

İnsanın el emeğini bir zanaat üzerinden etkin hale getirmesi onun evreni kavrayışını, içsel yolculuğunu, ruhunu, umut duygularını daima güçlendireceğini anlatan “Eşyanın Dilinden Anlamak” isimli bir kitap var. Söz konusu kitabın yazarı Crawford’un bir ifadesi uzun süre aklımda kalacak; İnsanın nesnelerle kurduğu ilişkide gerçek idrake dayalı, daha sağlam bir hâkimiyet vardır. Yaptığı iş için önce kendi zihninin dışına çıkar. Tamircinin eşyanın dilinden anlayarak yaptığı iş, modern kültüre nüfuz etmiş olan ve teknolojiyle birlikte anlamı değişen eşyanın kolay hakimiyet fantezisini terbiye eder.. 

Günümüzde mana arayışından, hayata bir anlam katma arzusundan giderek uzaklaştık, sürekli bir şeylerin eksikliğini hissediyoruz. Peki, kendimizi karşılarında edilgen hissettiğimiz, kullanıp atmaktan başka ilişki kuramadığımız nesnelerin bu hissettiklerimizde bir payı olması olası mıdır?

Yazarın sorgulamalarının amacı, eşyayı hissetmeden ellerini kullanarak bir şeyler yapmaktan giderek uzaklaşmanın kaçınılmaz, hatta arzu edilir bir durum olduğuna bizi ikna etmeye çalışan varsayımların kökenlerini ortaya çıkarıp sorgulamak ve zanaatkârlıkla ilgisinin altının çizildiği mistik muhabbetlerden kaçınıp, zanaatkârlığın sağladığı gerçek tatmin hissini layıkıyla ortaya koyabilmek zannımca.. 

Crawford, kitapta Albert Borgmann’ın bir ayrımını kendi yaklaşımına dayanak yapıyor: “Şeyleri, içkin nitelikleri üzerinden anlamlandırmayı denediğimizde, değişen içsel yolculuğumuza kapı aralar ve ruhun isteklerine cevap veririz.” İlkinde, kendileriyle (tamir ederken) ilişki kurmamızı, dillerinden anlamamızı talep eden şeyler vardır. Failliğimiz ancak onların koyduğu sınırlar dâhilinde kendini açığa vurur. Hükmeden bir gerçeklik içindeyizdir. Çevresiyle ve eşyalarla fiili olarak daha çok haşır neşir insanlarda sükunet ve kavrayış vardır. Diğerinde, “tüket” gerçekliği içindeyizdir, nesneleri kullanmayız, “tüketiriz”. Burada faillik, bir seçme eylemine indirgenir, failin özgürlüğü, seçme özgürlüğü olur. Artık şeylerle onların doğasını gözeterek ilişki kurmayız, onların doğası hakkında herhangi bir fikrimiz olmasa da olur; önemli olan, değişen ihtiyaçlarımızın anlık tatminidir kolay bir denklem ve hepimiz tüketiriz böylece..

Tüketicinin ihtiyaçlarını geçici olarak tatmin eden bütün bu metaların nasıl, hangi koşullarda üretildiğine ilişkin bir değişimden haberdar olmayız. Eşyanın dilinden anlamak tartışmalarını yaparken zihinsel emeğin yüceltilmesine karşılık el emeğinin küçümsendiğini de görürüz üstelik.. Bu anlayış temelde; Marx’ın “yaparlar ama bilmezler” ifadesinde de karşılık görür, hatta, pratik eylemin teoriden kopuk olduğu düşüncesi olarak karşımıza çıkar bu durum.. Ustalığın dili başkadır çünkü, o sadece ürününü ortaya koyunca konuşur ve onun dilinden anlayacak olan da yine bu işin emekçisidir diğerleri sadece tüketecektir..

Eşyayla ilgili benim çok sorguladığım bir söz var büyüklerimizden; Yaradan yarattıysa her şeyin bir anlamı vardır o çöp yaratmaz.. Önceleri atmaya kıyamadığı şeyler için kılıf yaptıklarını düşündüğüm ve bir çeşit ev ekonomisi ve tasarruf olarak baktığım bu sözün bir eşya tasavvuru oluşunu yeni yeni kavrıyorum..

Eşyaların ve makinelerin tamiriyle uğraşmak onların işleyişini tanımak, kişiye kendi kurallarını koymadığı bir dünyanın işleyişini kavratacaktır; böyle bir işleyişi tanımak gücünün sınırını bilmeye götürür kişiyi bu da çağımızın türlü türlü hastalıklarının da önüne geçecektir..

Felsefe doktorasının ardından Washington’daki bir düşünce kuruluşunda başladığı kariyerini bırakıp motosiklet tamirhanesi açan “tüketim, budalalık ve “anlamsızlık” canına tak ettikten sonra, elleriyle çalışan bir usta olmaya karar vermiş, “eşyanın dilinden anlama”nın özgürleştirici etkisine bırakmış kendisini..

Matthew Crawford gibi liseden sonra apar topar üniversiteye, oradan da ofise tıkıldığını, teknolojiyle tüketim toplumuna dönüşmenin bize eşyanın mahiyetini de unutturduğunu düşünenler için eşyanın dilinden anlamak kullandığımız eşyalara dikkat kesilebilmek ve onlara karşı da sorumluluk etiğini kelimeler bağlamında düşünelim. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Merve Kaplan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?