Toplum İçin Yazmak

Hafta sonu kadim bir dostuma uğradım. Daha çayı söylemeden, ilk iş olarak yazdıklarımı değerlendirmeye ve eleştirmeye başladı. Çok mutlu oldum. Demek ki yazdıklarımı okuyor ve üzerinde düşünüyordu. Benim için bir yazı ya da düşüncenin eleştirilmesi ona değer verilmesi anlamına gelir. Farklı bakış açıları tarafından bir değerlendirmeye tabi tutulmak, insanın göremediği ve düşünemediği alanlara yelken açmasıdır.

Özgür düşünce ve düşüncenin zenginleşmesinin yolu da budur. Eğer eleştiriye kapalıysanız, yapabilirseniz kendinizi de evinize kapatın; yazmayın, okumayın, düşünmeyin, başkalarını eleştirmeyin, sosyal medya kullanmayın, siyasi tercihiniz olmasın.

Bütün bunları yapabilir misiniz?

İnancımızın temel kaynağı olan Kur’an’ın baştan sona bireysel ve toplumsal bir eleştiri metni olduğunu biliyor muyuz?

Beşeriz, hata yapabiliriz. Hatalarımızdan ancak özeleştiri ve eleştiri yoluyla kurtulabiliriz.

Eleştirilerinde iki nokta üzerinde duruyordu: Birincisi; yazı dilimin halkın anlayabileceği seviyede olmaması. İkincisi de bazı şeylerin sadece entellektüeller arasında konuşulması, halkın duyabileceği şekilde açıkça konuşulmaması. Sevgili dostumun değindiği her iki konu da, yıllardan beri tartışılagelmiş konulardır.

Benim de bu bakış açısına yönelik düşünce ve eleştirilerim vardır elbette. Aydınların; halkın anlayabileceği dilde yazmamaları ve özellikle din konusunda bazı hususların toplumun gözü önünde olmaması gerektiği konusu, kendi içerisinde şöyle bir çelişki barındırmaktadır aslında: Hem halkın anlayabileceği seviyede yazmadığımızdan şikayet ediyoruz hem de bazı şeyleri halkın duymaması gerektiğini söylüyoruz.

O zaman halkın anlayabileceği seviyede yazmak, halkın bildiklerinden bahsetmektir. Peki bilmedikleri ne olacak? Onu da halkın duymayacağı şekilde dar çerçeveli dost meclislerinde konuşacağız öyle mi?

Halkın anlayabileceği şekilde hikâye yazabilirsiniz, roman da yazabilirsiniz, masal da anlatabilirsiniz. Ama düşünce ve fikir söz konusu olduğunda, halkın anlama ve kavrama seviyesini yakalamanız o kadar kolay değildir. Bir örneği de yoktur.

Piyasada; özellikle ekranlardan, her Ramazan ayında Sultan Ahmet Meydanı’nda ve tarikat televizyonlarında halkın seviyesini yakalayan hocalar var mesela.

Onlar masallaştırılmış anlatılarını terkedip, düşünsel konuşmaya başladıklarında karşılarında o kalabalığı bulabilirler mi? Hikaye ve roman yazarları, aynı şekilde düşünsel bir kitap yazsalar, okuyucu yoğunluğu aynı derecede olur mu?

Küçümsediğim sanılmasın lütfen, hikaye ve roman yazıcılığı gerçekten çok önemlidir. Bir düşünceyi halkın gündemine getirmek istiyorsanız, bunun yollarından biri hikaye ve roman yazmak; düşünceleri, kahramanların üzerinden halkın idrakine sunmak, herkesin başarabileceği bir yöntem değildir. Ben de bu konuda yetersizim meselâ. Belki de hiç denemediğimden dolayı böyle düşünüyorumdur.

Bir düşünceyi halkın anlayabileceği düzeyde ifade etmenin bir diğer yolu da sinemadır. Hatta; hikaye ve romandan daha da etkili bir yöntemdir. Yıllardan beri, bu konu üzerinde öğrencilerimle de paylaştığım ciddi projelerim var.

İslam tarihinin kritik olaylarını, tarafsız ve Hollywood kalitesinde bir bakış açısıyla beyaz perdeye aktarmak. Özellikle; İslam toplumunu bir daha asla kavuşmamasına ortadan ikiye bölen siyasi olayların beyaz perdeye aktarılması, tarifi mümkün olmayan faydalar sağlayacaktır.

Sadece Hz. Osman’ın şehdeti ve Hz. Ali’nin hilafet yıllarını bu bakış açısıyla halkın gündemine getirebilir miyiz?

Çok zor. Zira her mezhep bu önemli şahsiyetleri, kendi modifiyesine tabi tuttuktan sonra tapulamıştır. Böyle bir sinema çalışması yapmak, toplumun elinden o tapuyu alıp çöpe atmak anlamına gelecektir. Doğrusu da budur. Ama halk yıllardan beri kendisine ait olan tapunun bir çırpıda çöpe atılmasından aşırı derecede hoşnutsuz olacak, belki de bu tapuyu elinden alanlara güçlü bir düşmanlık besleyecektir. Dolayısıyla böyle bir çalışma yapmak cesaret işidir.

Sadece cesaret yeter mi?

Yetmez. Bir de vizyon ve teknik gerektirir.

İşte halka erişen hikaye, roman ile tarih, din ve siyaset içerikli sinema filmlerinin halkın gündemine erişebilmesinin ilk işaret fişeğini düşünce insanları çakarlar. Batıda da hep öyle olmuştur.

Siz hiç dünyada önde gelen düşünce, fikir ve felsefe adamlarını okumadan kaliteli hikaye ve roman yazan bir yazar gördünüz mü?

Dolayısıyla düşünce daima roman, hikaye ve sinemanın mutfağıdır. Nasıl ki mutfakta pişen bir yemeği aşçılar sunum yapmıyorlarsa, mutfakta pişen düşünceyi de topluma düşünce insanları yapmazlar, yapamazlar. Yapmak için garsona dönüşmeleri gerekir.

Düşünce adamı olup roman ve hikaye yazan yazarlar yok mudur?

Vardır elbette. Bunu başarabilenlere helâl olsun. Mesela bu konuda George Orwell’i örnek verebilirim. “Hayvan Çiftliği” ve “1984” adlı romanlarını herkese tavsiye ederim.

Gelelim her şeyi halkın huzurunda konuşup konuşmama meselesine. Bu konu genelde din bağlamında gündeme getirilmektedir. Hz. İbrahim’in; toplumun putlarını kırdığını, peygamberimizin “bir elime güneşi, bir elime de ayı verseniz ben yine davamdan vazgeçmem” deyişini şöyle bir düşündüğümüzde, halkın huzurunda konuşulamayacak hiç bir şeyin olmadığını anlarız.

Bunu; halkın tepkisini çekeceğini, kimilerinin de kafasının karışacağını bilerek söylüyorum. Bu tepkiselliğin ve kafa karışıklığının toplumdaki okuma oranının düşüklüğü ile çok yakın bir irtibatı olduğunu da düşünüyorum. Mezhebin din olmadığını, bütün mezheplerin peygamberimizden sonra siyasi tartışmalar ve savaşlar neticesinde ortaya çıktığını toplumun bilmiyor olması, bizim bir çok şeyi gizli konuşmamızı gerektirmez.

Halka önce bunları anlatacağız ki merak ve araştırma tutkusu belirsin de biraz okuma aşkı oluşsun. Bu alan; cesur hikayeci, romancı, sinemacılarını bekliyor. Çünkü bir toplum ancak fikir ve sanat yoluyla dönüşür.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Boz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?