Göçtü Kervan Kaldık Dağlar Başında

İstanbul Efendisi’nin sözlük anlamı;  genellikle İstanbul’da oturan, kibar, saygılı, alçak gönüllü, olgun, çelebi ve yardım sever kimse. Elbette İstanbul’un efendisi coğrafyadan değil şehrin sokaklarında dolaşan kültürdendir. Yoksa Ankara bebesinin de Ankara’nın ayazı ile alakası yoktur. Şimdi coğrafya kader deyip işi sulandırmanın ve uzatmanın da bir manası yok. Benim derdim size bir Kayseri Efendisi’ni anlatmak.

 

Mustafa Hoca’yı ilk nerde gördüğümü ve nasıl tanıştığımızı hatırlamıyorum. Bunun nedeni ilk bakışta dikkat çekmediğinden olabilir. Orta boylarda, ortanın biraz üstü yaşta, Orta Anadolu insanıydı. Bir süre takip edip yürüyüşünde ki zerafeti, konuşmasında ki ahengi ve şanslıysanız Kuran-ı Kerim tilavetini dinlemeniz lazımdı ilginizi ve alakanızı çekmesi için. Dediğim gibi ile nerde gördüğümü hatırlamıyorum ama ilgi ve alakamı nasıl çektiği daha dün gibi aklımda.

 

Esat abi ( ki onu da size anlatacağım) iftara davet etmişti. Kendisi kitapçıydı, akşam ezandan önce masalar kurulacaktı dükkanın önünde. Yemek bahane olacak,  sohbet, muhabbet amaç edinilecekti. İftarın sabahında telefon ile aradı, akşam birkaç öğrenci arkadaşını da getir diye sıkı sıkı tembihledi. Oruç açılmış, sigara çay faslı sonlanmıştı. Mustafa Hoca Kuran okumaya başlamıştı, aman Allah’ım! Bu ne kadar güzel bir ses. Sonraki birkaç saat bütün dikkatim Mustafa Hoca’nın üstündeydi. Şakalarındaki seviye, hareketlerinde ki ölçü… Hayret olmamak elde değildi. Gitme vakti geldi çattı, dört arkadaş izin isteyip kalktık. Mustafa Hoca arkamızdan seslendi. Gençler, bir dakika bekleyin. Elinde dört tane zarf, elimize birer birer tutuşturdu. Baktık içlerinde para, aman hocam yapmayın etmeyin, ihtiyacı olan arkadaşlara verin dememize hiç aldırmadı. Bu akşamki iftarı kendinin verdiğini, bizim misafiri olduğumuzu, iftara gelip yorulduğumuzu, bu paranın da diş kirası olduğunu söyledi. Meğer diş kirası çok eski bir adetmiş. Büyük konaklarda iftar sonrası fakir fukaraya, benim sevaba girmeme vesile oldun, dişini yordun, bu da kirası diye ihsanda bulunulurmuş. O gün bu gündür, Mustafa Hoca benim için Anadolu beyefendisidir.

Mustafa Hoca gençliğinde İstanbul’da bulunmuş, hafızlık eğitimi almış, sesinin güzelliğinden birçok camide müezzinlik, imamlık yapıp, meşklerde bulunmuş. Sonra sıla hasreti ağır basmış memlekete dönmüş.

Eğer gönlü olursa ilahi söyler, çok aşka gelirse de Türk Sanat Musikisi’ne geçerdi. Bu anlar insanı Leyla’sız Mecnun eder, dalıp dalıp götürürdü.

Memlekete dönüşte nasıl olmuşsa olmuş bir kooperatife başkan yapmışlar. Çalmaz, çırpmaz demişler. Kıramamış yüzlerce aileyi ev sahibi yapmış. Mücahitlerin müteahhit olduğu zamanda, varını yoğunu satıp inşaat işine girmiş ama müteahhitliğe terfi edememiş. Ben ne yalan söyleyebildim, ne de hile yapabildim. Ne mücahit olabildik, ne müteahhit derdi. Bir anlam veremezdim bu arada kalmışlığına.

Bir gün karşılıklı oturmuş, çay içiyorduk. Daldı. Bir şey demedim. Neden sonra, bak oğlum dedi. Ben İstanbul’dan geldiğimde, dediler ki hocam seni ilahiyat fakültesine dini musiki bölümüne hoca olarak alalım. O ara kooperatif başkanlığı işi çıktı olmadı. Ticareti ilme tercih ettik, yüreğim hala yanar dedi.

Başladı bir ilahi söylemeye. ‘’Göçtü kervan kaldık dağlar başında…’’

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Niyazi Özel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?