Kur’an’ın Bir Kısmı Anlaşılamaz mı?

Bu haftaki yazımda, ilahiyat sahası açısından tefsir usulünün konusu olan teknik bir meseleden bahsedeceğim. Ancak mümkün olduğunca bütün okuyucularımın anlayabileceği bir dil kullanacağım inşallah. Uzun zamandan beri üzerinde durmayı düşündüğüm bir konu olan muhkem ve müteşabih konusu, Kur’an’ı her okuyanın anlayamayacağına dair ortaya konan argümanların, bir numaralı delili olarak ileri sürülmektedir.

İlahiyat fakültesinde öğrenciyken, bizim de ders kitabımız olan ve Prof. Dr. İsmail CERRAHOĞLU tarafından geleneksel tefsir usulü bağlamında yazılan usul kitabının ilgili bölümünde, muhkem ve müteşabih konusu şöyle ele alınıyor: “Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygambere indirilirken, bir kısmı herkesin anlayabileceği şekilde (muhkem) diğer kısmı da anlamayacağı şekilde (müteşabih) idi. Kur’an’daki helal-haram, namaz, oruç, zekat, hacc gibi ahkame taalluk eden kısımlar muhkemdir. Diğer bir tabirle muhkem, manası kolaylıkla anlaşılan, harici bir tefsire ihtiyaç göstermeyen ve tek manası olan ayetlerdir. Müteşabih ise, bir çok manaya ihtimali olup, bu manalardan birini tayin edebilmek için harici bir delile ihtiyacı olan ayetlerdir.”1

İslam dünyasında, tarihte ve günümüzde yaygın olan bu yaklaşımla, Allah’ın tüm alemlere rahmet olarak gönderdiği peygamber tarafından Mekke vasatında tebliğ edilen Kur’an, bu yolla sadece alimlerin tam olarak anlayabileceği bir kitap vehmine dönüştürülmüştür. Böyle bir yaklaşım, vahyin ruhuna da terstir. Zira; Kamer suresinin 17-22-32 ve 40. ayetlerinde Kur’an’ın kolaylaştırıldığına vurgu yapılırken, aynı zamanda birçok ayette de Kur’an’ın mübin (apaçık) bir kitap olduğuna vurgu yapılır. Üstelik Allah niçin vahyin bir kısmını anlaşılır, diğer kısmını da herkesin anlayamayacağı bir şekilde göndersin ki? Şunu da sormak lazım: Peygamberimiz ve sahabenin geneli tarafından anlaşılamamış bir ayet var mıdır? Kur’an seçkinci bir metin midir?

Şimdi konunun ana dayanak noktası olan Al-i İmran suresi 7. ayetine, öncesi ve sonrasıyla detaylıca bir bakalım: İlahî kelâmın omurgası olan açık ve kesin hükümlü mesajlar ile müteşabihleri kapsayan bu ilahî kelâmı sana indiren O'dur. Kalplerinde eğrilik olanlar, sırf kafaları karıştır[acak şeyler bul]mak için ve ona [keyfî] anlamlar yüklemek amacıyla, ilahî kelâmın müteşabih olarak ifade edilen kısmına uyarlar; oysa Allah'tan başka kimse onun kesin anlamını bilemez. Bu yüzden bilgide derinleşenler şöyle derler: “Biz ona inanırız: [ilahî kelâmın] tümü Rabbimizdendir. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.” Ayetin geneline dikkatlice bakarsak, burada muhkem ve müteşabih konusunda teknik bilgi vermekten çok, ona art niyetli yaklaşan insan psikolojisine vurgu yapılmaktadır. Kur’an dışındaki beşerin yazdığı kitaplarda da bir omurga, bir de onu destekleyen yan düşünceler vardır. İşte bu ayette; Kur’an’ın omurgasını oluşturan ayetlerin dışındaki farklı anlamlara çekilebilecek bir ayeti, adeta cımbızla alıp yaygara koparan art niyetlilerin tutumu eleştiri konusu yapılmaktadır.

Nitekim; bir önceki ayette, yerde ve gökte hiç bir şeyin Allah’a gizli kalmayacağı, o art niyetlileri Allah’ın bildiğine gönderme yapılmaktadır. Sonrasında da şöyle bir dua ayeti vardır: “Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalblerimizi eğriltme, katından bize rahmet bağışla; şüphesiz Sen sonsuz bağışta bulunansın.” 7. ayette de, 8. ayette de kalpteki eğrilik için aynı kelime (zeyğ) kullanılmaktadır. Dolayısıyla bu ayet gurubundan, Kur’an’ın bir kısmının anlaşılabileceği, diğer kısmının ise anlaşılamayacağı sonucu çıkmaz. Sadece; art niyetlilerin kendi amaçlarına uygun gördükleri ayetlere takla attırıp vahyi acımasızca araçsallaştırmasına vurgu yapılarak, bundan uzak durulması istenmektedir.

Bu örnek üzerinden, Kur’an-ı daha iyi anlamaya dönük olan ilim dallarının, Kur’an’ı nasıl anlaşılamaz kıldığını net bir şekilde gördük. Bunun daha farklı örnekleri de vardır. Bu durum meal ve tefsir çalışmalarına da yansımış, vahyi insanların anlayabileceği şekilde aydınlatması gereken çalışmalar, bir perdelemeye dönüşmüştür. Bu yaklaşımın art niyetli olarak ortaya konulduğunu düşünmüyorum. Ancak; sonuçta Kur’an’ı anlamayı seçkin ilim adamlarının tekeline vermiş, böylece de, İslam’da olmayan, din adamı sınıfının ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.

Ben Kur’an’ın anlamıyla tesadüfen buluşmuş biriyim. Düz lise mezunu olup, Kur’an’ın harflerini dahi bilmeyen biri olarak, yaptığım 18 tercihin içerisine koyduğum tek ilahiyat tercihi sayesinde, kişisel ve özel gayretlerimle Kur’an ile gerçek anlamda tanıştım. Çoğunluğun yaptığı gibi; anlamına odaklanmayıp tecvid kurallarıyla, mükemmel bir şekilde Arapça olarak seslendirerek de ilahiyat fakültesini bitirebilirdim. Ama benim nasibim bu değilmiş. İyi ki de değilmiş. O gün bu gündür çevremde benim bu konudaki görüşlerime değer veren herkesi Kur’an’ın anlamıyla buluşmaya davet ettim.

Zaman zaman yoğun tepkiler de almadım değil. Bir kısım meslektaşımız, maalesef Kur’an’ı halkın anlamaması için kapaklarının etrafında jop ile nöbet tutuyor adeta. Niçin? Geleneksel olarak din ile alakası olmayan bir çok şeyi din edindiği için, Kur’an anlamıyla birlikte gündeme gelirse, dinin bundan zarar göreceğine inanıyor. Evet, elbette ki Kur’an; anlamıyla hayatımızı aydınlatmaya başladığında, din algımızda, aslından uzaklaşmış bir çok konuyu tesviye edecektir. Vahyin aydınlığında, peygamberimizin yaptığı da tam da budur zaten. Buyurun peygamber yoluna...

1 İsmail Cerrahoğlu: Tefsir Usulü, TDV Yayınları, Ankara 1991, s. 128

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Boz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?