Kelebek Etkisi Nasıl Oluşturulur?

Bir keresinde İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ)’nin ev sahipliğinde gerçekleşen bir sempozyuma gittim. Alanımla ilgili en büyük organizasyonlardan birisi ve Kahramanmaraş’tan uçağa bindim. Konaklamayı İTÜ’nün Maçka’daki Sosyal Tesislerinde planladığım için oraya nasıl gideceğimi düşünmeye başladım.

Çalışanlardan birisine nasıl gidebileceğimi sorduğumda “Orası Boğaz daha ben oraya gitmedim” dedi.

İstanbul’da yaşayan birisinin henüz boğazı görmemiş olması garip bir durum diye düşündüm. Teşekkür ederek metroya binip en yakın duraktan da taksi ile kalacağım yere geçtim. Çok güzel bir yer. Boğaza nazır ve kahvaltı için gittiğimde balkonun da olduğunu gördüm.

Kahvaltı için aldıklarımı ancak terasta boş yer olduğunu gördüğüm için oraya bıraktım ve çay almayı unuttuğumu fark edince oraya yöneldim. Daha ben içeri girer girmez bir anda rızkının peşinde üç beş martı benim kahvaltılıklara üşüştüler.

İçeride boş masa da olmayınca ben orada tek başına oturan birisine masanın müsait olup olmadığını sordum. O da karşısına oturabileceğimi söyledi. Slipper terlik, ayağında bumerang şort ve üzerinde t-shirt ve kafada şapka ile gayet rahat biriydi. 

Öncelikle kendimi tanıttım sonra İstanbul’da bulunma amacımdan bahsettim. Cevaben kendisi de benzerlerini tekrarladı. Bana gözlemlediği kadarıyla akademisyenlikte yeni olduğumu ve dikkat etmem gerekenleri anlattı.

Sohbetimiz ilerledikçe neler yaptığını anlatmaya başladı. İTÜ’den mezun olduktan sonra yurtdışında yüksek lisans ve doktora yapmış. Silikon vadisinde bir şirketi varmış ve genelde memleket hasreti ile yılda birkaç defa Türkiye’ye gelip öğrencilik günlerini hatırlarmış.

Aslında birkaç kişi olduklarını ve diğerlerinin henüz uyanamadıkları için kahvaltıya tek geldiğinden bahsetti. Orada ve Türkiye’de firmalara danışmanlık yaptığını ve özellikle yetenekli gençlerin yatırımlarını finanse ederek bundan büyük gelir elde ettiğini söyledi.

Aklımda bir şeyler yerleşmeye başlamıştı aslında. Bu kişiler neden yurtdışında yatırım aldıktan sonra yine yaşamak için yurtdışını tercih ediyorlardı?

Oysa bizim kültürümüzde imarethane ile kurumların sürdürülebilirliği temel amaç değil miydi?

Neyse akşam geldiğimde de yine aynı hocayı misafirhaneye girerken gördüm. California plakalı bir Corvette C7 kullanıyordu. Her zaman daha iyisini yapabileceğimizi düşündüklerim arasında yani.

Hasıl-ı kelam bir şehrin iki yüzünü birden aynı günlerde çok acı biçimde görüyorsunuz. Dikkat ettiniz mi yol sorduğum kişiyle ilgili sadece temizlik işi yaptığını hatırlarken diğer kişinin giydiği şeylere kadar hatırlıyorum.

Günlük hayatımda pek çok defalar karşılaştığım bir soru aslında. “Hocam parayı nereye yatıralım?” diye sermaye sahipleri bilgi arıyor. Yatırım tavsiyesi olmasa da insanlara paralarını nereye yatırmaları üzerine konuştuğumuz oluyor. Ancak genelde konuşmanın sonu teknolojiye yatırım yapın şeklinde bitiyor. Hayata teknoloji yönetimi üzerinden baktığımdan belki de ama bir de realite var ki o da gelecek teknoloji ile şekilleniyor.

Geliştirme için aslında ilk başta kişinin ihtiyaçların farkında olup olmamasının belirlenmesi lazım. Bunun için görmekle bakmak arasındaki farkı anlattığımız bir yazı da yayınlamıştık. Orada da bahsettiğim üzere yatırım yapmak için fırsatları değerlendirmek gerekiyor. Bu kapsamda incelenebilecek bir başka konu da bir önceki yazıda bahsettiğim üzere “cloud funding” ya da “crowdfunding” olarak karşımıza çıkan bulut ya da kalabalığın bir şeyi fonlaması.

Fikir aslında derdi olan kişilerin bir proje ile ilgili yatırımcı aramasından kaynaklanıyor. Kişiler farklı platformlarda dertlerini anlatarak projelerinin fonlandığında yatırımcının öngörebildikleri kazançları ile bir nevi yatırımcı avındalar.

Borsada olduğu gibi pek çok kişi (bazen binlercesi) bir araya gelerek yatırımın gerçekleşmesi için finansman sağlıyorlar. Platform sahibi de yatırımcı ile fikir sahibini buluşturduğu için komisyonunu alıyor. Bankaların girişimci desteklerine benzer olsa da platform sahibinin projenin gerçekleşmesi ile ilgili bir sorumluluğu bulunmuyor.

Netice itibariyle insanlar tamamen serbest bir piyasa üzerinden fonlama gerçekleştirerek kar ya da zarar ediyorlar. Bu tür faaliyetlerle ilgili Teknokentlerin faaliyette bulundukları yerlerde girişimcilik ve yenilik ekosistemini oluşturmaya yönelik yasal mevzuatta bir görevi bulunmakta. Buradan hareketle proje finansmanı yaparak kar elde etmek isteyenlerle fikir sahiplerini buluşturma gerçekleştirilebilmekte.

Bununla ilgili kâr amacı gütmeyen bir model de söz konusu. Kişiler yaptıkları bağışlarla bir kişinin, sivil toplum örgütünün ya da kuruluşun faaliyetlerini destekleme sayesinde kendilerine ve insanlığa karşı görevlerini tamamlamış da olabiliyor.

Bizim ön inkübasyon ve inkübasyon süreçleri tamamen çalışmaya başladığında bununla ilgili bir kampanya da yasal süreçler tamamlandıktan sonra gerçekleştirilebilir.

Güzel olmaz mı sizce de?

Misalen, memlekette tüm ciddi firmalar yazılımcı ve operasyon yönetecek eleman ararken bunların yetişmesi için aynı ciddiyetle hazırlanmış müfredat ve uygulama ile öğrencilerin sektöre hazır hale geleceği bir projeyi desteklerler sanırım.

Bunların oluşturacağı katma değer ile de yenilikçilik ve girişimcilikle ilgili ekosistem potansiyelini yakalayacak şekilde büyüme olanağı bulur.

Geçen hafta boyunca girdiğim bütün derslerde öğrencilerimize bu fikirden bahsettim. Çok ilgi duyduklarını gözlemledim ve işi doğru planlarsak başarabileceğimizi düşünüyorum.

Teknoloji Transfer Ofisi’nin bilgilendirme adına alacağı pek çok noktanın olduğunu görüyoruz. Başka bir gözlemim daha var ki ona da değinmeden geçemeyeceğim.

Derse girmeden önce Kahramanmaraş Teknokent Yönetici A.Ş.’nin sosyal medya hesaplarında kaç tane takipçi olduğu sayısına bakıyordum. Derste bilgilendirmeyi yaptıktan sonra arada kaç tane arttığına dair ikinci bir gözlem daha yaptım. Dersteki kişi sayısından çok az takipçi sayısının arttığını gördüm.

Bunun iki açıklaması var.

Birincisi öğrencilerimiz uzaktan eğitimin verdiği rehaveti halen üzerinden atmamışlar ve öğretim elemanlarının kendilerinin gelişmesi için yaptığı yönlendirmenin aslında bütün hayatlarını kurtarabilecek meziyetler haline gelebileceğinden haberdar değiller.

İkincisi de “stalking (kendi isminizle olmayan ve başkalarının neler yaptığını takip ettiğiniz hesaplarla yapılan takip)” için kullandıkları hesapları açık olduğu için derste Teknokentin hesaplarını takip edecek olurlarsa kim olduklarının ortaya çıkma korkusu.

Bence bu senaryo daha makul gibi.

Çünkü derste hemen hemen hepsi “harika olur hocam, biz de zaten böyle bir şey arıyorduk” derlerken sonucun bu şekilde olmasının bir açıklaması olmalı. Kendimi Timur’un karşısına çıkmaya hazırlanan Hoca Nasreddin gibi hissediyorum bazen.

Samimiyetle yazmam gerekirse planlanan bütün etkinliklerin amacı tamamen öğrencinin niteliğini artırarak iş dünyasının beklentilerini daha iyi karşılayacak elemanlar yetiştirmek. Aynı zamanda üniversitemizin Kariyer ve Girişimcilik Merkezi Müdür Yardımcılığını yaptığım için mezunlarımızın istihdam durumlarını ve bunların çalıştıkları ücret düzeyini gözlemlememiz gerekiyor.

İstihdam oranı diğer pek çok üniversiteden fazla olmakla birlikte alınan ücret düzeyinde kişilerin potansiyelinin altında kaldığını görüyoruz. Bu nedenle niteliğin artırılması konusu bizim için çok önemli. Uzun vadeli nitelikli bir istihdam sağlanması için ön inkübasyon ve inkübasyon süreçlerindeki eğitimlere katılma ve Teknokent de dahil olmak üzere üniversitenin bütün olanaklarını sonuna kadar kullanma öğrencinin geleceği açısından daha güzel sonuçlar ortaya çıkaracak.

Halihazırda pek çok kişinin hayatına dokunma olanağımız oluyor. Yaşam felsefesi olarak bir ay boyunca nefes alınca maaşı hak ettiğimizi düşünme gibi bir eğilimimiz olmadığından herkesin daha fazla faydalanabileceği şekilde süreçlerin gerçekleşmesi için kafa yoruyoruz.

Ancak süreçlerin karşılıklı olarak yürütülmesi gerekiyor nitekim öğrenme veya eğitim dediğimiz şey kişinin kendi yaşantısı yoluyla gerçekleşiyor.

Başka bir deyişle benim sizin yerinize veya sizin benim yerime bir şey öğrenme ihtimaliniz yok. Öteki türlü ilkokul ya da ortaokulda velinin öğrencinin ödevini yapmasından başka bir şeye dönüşmez.

Şimdi gelelim kelebek etkisi nasıl oluşturulur kısmına. Şu ana kadar aslında okuru Ar-Ge, yenilikçilik ve teknoloji geliştirmenin önemi için bilgilendirmeye çalıştım. Bu sayede bizim önümüzden yürüyerek yolumuzu açacak pek çok kişi ile irtibata geçtik. Bundan sonrası da yine aynı usulle şeffaf bir şekilde bütün süreçleri anlatarak farklı bir şeyin peşinde olduğumuzu gösterme üzerine olacak.

Hep üzerinde durduğumuz Kahramanmaraş modeli ile diğer illere örnek olma potansiyelimiz olduğu gibi birbirimizin sürekli paçalarından çekiştirerek hiçbirimizin ilerlememesini sağlama da mümkün.

Dayanışma ile ilgili engellerimizi aştığımızda hem beraber kazanma hem de birliğin verdiği güçle her yerde olduğumuzdan daha büyük işler başarma mümkün olacak. Geçmişe bakacak olursak sadece üniformayla İspanyolların Hollanda’daki yaptıklarını durdurmak mümkündü.

Gel gelelim Teknokentte olan bitenle ilgili bilgilendirme kısmına. Bu hafta araştırma grubumuzdaki hocalarımızla bir araya geldik. Katılımları için teşekkür ediyoruz.

Gençlikle ilgili bir proje önerisinin hazırlanması konusu ile birlikte üniversitenin sanayi ile ilgili iş birliğini artırmaya yönelik fazladan destek sözü verdiği projelerden hangilerini gerçekleştirebileceğimiz hakkında konuştuk.

Bunun yanında Valilik nezdinde Sanayi ve Teknoloji Müdürlüğü’nün koordinasyonu ile gerçekleşen KÜSİ toplantısında alınan kararlara göre dijital olgunluk düzeyinin belirlenmesine yönelik yapılacak olan çalışmadan bahsettik.

Ayrıca firmaların nitelikli eleman talepleriyle ilgili sosyal çevremizdeki uygun kişilerin belirlenmesi için de çaba sarf ettik.

Sonuç olarak verimli bir toplantıydı.

Genelde iş dünyasında bir şey yapmak istemiyorsanız toplantı yapın derler ama bizim öyle bir kurum kültürümüz yok.

Yazıların algı açısından büyük potansiyel oluşturduğunun farkındayız ve bunun olgu ile desteklenmediğinde sözümüzün bir değerinin kalmayacağını bildiğimiz için plan dahilinde istişare ile daha büyük işlerle uğraşmanın bütün örgüt kültürünü etkileyebilme potansiyelinin olduğunun da farkındayız.

Sonuç olarak son günlerde revaçta olan bir kavram olan bulut fonlama ile ilgili bilgilendirmiş olduk.

Yukarıda örgüt kültürü ile ilgili açıklanması gereken kısımlar olduğunu gördüğüm için bir sonraki yazıyı örgütsel davranış bakış açısıyla örgüt kültürü üzerine yazmayı planlıyorum.

Benim görüşlerimin aslında tamamen yanlış olduğunu savunan veya destekleyen kişilerden Kahramanmaraş yerel basınında en az on kişinin yazısını mukayeseli şekilde okuyarak yaptığınız eylemden daha fazla keyif alacağınız günlerin gelmesi temennisiyle. Kalın sağlıcakla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Selim EREN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?