İslam Dünyasının Düşünsel Güncellenme Olasılığı

Tam bu yazıyı yazmaya başlayacaktım ki; bilgisayarımın sağ altında güncelleme uyarısı çıktı. Ben de hemen tıklayıp güncellemeyi başlattım. Bilgisayar ve telefonda güncel olmanın ne derece önemli olduğunu biliyorum. Bir bilgisayar veya telefon neden sürekli güncelleme ihtiyacı hisseder? Güncellenmezse ne olur? Kul yapısı olduğu için özellikle yazılım itibariyle eksik ve kusurları olabilir. Yaptığınız işe göre, donanım itibariyle de ayrıca güncellemeler yapmanız gerekebilir. Eğer güncelleme yapılmazsa işlevselliğini zamanla yitirebileceği gibi, casus yazılım ve virüs benzeri sanal tehditlere de açık hale gelir.

Aynı şekilde düşüncelerimizi de güncellemezsek, benzeri durumlarla karşılaşır, değişen dünyayı doğru algılamakta zorlanırız. Düşünsel hafızamı şöyle bir yokladığımda, 30-35 yıl geriye doğru gidebiliyorum. 1990’ların düşünce kalıpları ile bu günü mümkün değil anlayamayız ve izah edemeyiz. Sürekli düşünsel güncellenme yapma ihtiyacı hissederiz. Teknolojinin başdöndürücü hızı; teknolojiye ayak uyduramayan ülkeleri, firmaları, toplumları ve bireyleri oyunun dışına atmıştır. Teknolojiyi bilmeyen bir devlet memuru, özel firma yetkilisi veya işçisinin verimi oldukça düşecektir.

Bir öğretmen teknoloji konusunda kendini sürekli güncellemiyorsa, sınıf içerisindeki etkinliği sınırlı kalacak, karşılaştığı en küçük bir teknik sorunda, işlediği ders yetim ve öksüz kalacaktır. Özellikle devlet kademelerinde teknoloji yoksunu, kendini yenilememiş kimseler hâlâ eski düzen devam ettiğinden, büyük bir zaman israfına da sebep olmaktadır. Ayrıca herkes kendini yenilemediği için her kurum bir teknik sorumlu çalıştırmak zorunda kalmakta, bir de bunları yetiştirmek için para ve zaman ayırmaktadır. Çünkü personelin geneli en ufak teknik bir sorunu dahi çözmekte yetersiz kalmaktadır.

Güncel olmak sadece teknoloji ile de sınırlı değildir. Dünyanın neresinde, kim tarafından üretilmiş olursa olsun hiç bir bilgiye rezerv koymadan talip olmaktır. Bizdeki sadece kendi ideolojisinin, kendi şeyhinin, kendi cemaat liderinin kitaplarını okuma anlayışını düşündüğümde, bu eksenden ne kadar uzak olduğumuzu hayal bile edemiyorum. Bizim okumalarımız; sahilde diz boyunu aşan yerlere açılamayan korkak yüzücülere benziyor. Karşıt fikirleri okuduğumuzda kendimizi onun sandalında bulmaktan o kadar korkuyoruz ki. Öyle ki; bu toplum, yakın tarihinde bile “okunması sakıncalı kitaplar” listeleri gördü. Başka fikirleri okumaya kendini kapatan kimse, kendini daima mükemmel görür. Bu yolla da, kendini düşünsel güncellemeye kapatır. Bu da; etrafına ateş yakılan bir akrebin, kendini zehirleyerek öldürmesi gibidir.

İşte; İslam dünyasının içinde bulunduğu düşünsel manzara, tam da bu minval üzeredir. Bundan asırlar öncesine ait kul ürünü düşünceler, bu gün şeriat hükmü diye piyasada dolaşıyor. Hiç kimse de bu durumu sorgulama ihtiyacı hissetmiyor. Doğru da olsa yanlış da olsa, bir düşünce inanç halini almışsa, kendimizi ondan kurtarmamız, deveye hendek atlatmaktan daha zordur. Güncel bir sorunu çözmek için eskinin fetvalarının arasında dolaşmayı gelenek haline getirmişiz. Bulduğumuz çözüm ise 1930 model arabayı modifiye etmeye benziyor. Boya cila güzel ama motor teknolojisi eski olduğu için bu günün ihtiyaçlarını karşılamıyor. Buna faizsiz finans kurumlarının kuruluş felsefesini örnek verebilirim. Bu kuruluşların sadece makyajları “İslamî”dir.

Düşünce tarihi; her ne kadar bir kısmı elimizde olmasa da, insanlık tarihi kadar eskidir. Güncellenmeyen düşünceler anlayışlar ve o düşünce ve anlayışların sahipleri, tarihin çöplüğündeki yerlerini almışlardır. İbn-i Haldun ve Toybee’nin devletlere ömür biçmesinin arka planında da belki de, zorunlu olarak devletlerin güncelleme yeteneğini kaybetmesi vardır. Osmanlı devleti kendini güncelleme yeteneğini kaybettiği içindir ki; önce Avrupa devletlerini taklit ederek sun’i solunuma geçti. Bu yolla da kendini güncelleme yeteneğini kaybetti. Güncellemeyi şekille ilgili zannederek fes ve pantolon modeline geçti ama, asıl güncellenmesi gereken zihniyet idi. Koca çınar yeni yetme çalıların oyuncağı haline geldi. “Türkçülük, İslamcılık ve Batıcılık” yaklaşımları da çare olamadı. Sorun teknolojik gerilik idi. Biz ise ideolojik çarelere başvurduk. Düşünsel olarak hala da aynı noktada olduğumuzu söyleyebilirim.

Allah’ın gönderdiği her peygamber, kendisinden önceki inanç ve gelenekler arasında aynı zamanda bir güncelleme yapmıştır. Araştırmalar; peygamberimiz ile birlikte cahiliyye dönemi inanç ve adetlerinin % 20 civarında elemeye tabi tutulduğunu gösteriyor. Arap inanç ve geleneklerinin % 80’i aynen devam ediyor. Elemeye tabi tutulan inanç ve adetler, toplumsal-insani ve vicdani gelişimin önündeki barikatları içeriyordu. Bunların başında da putperestlik geliyordu. Peki peygamberimizin bu dönüşümü sağlaması kolay oldu mu? Tabiki hayır. Peki şu anda peygamberimiz zamanındaki gibi bir değişim ve güncellenme iradesi var mı? Yok. Aslında peygamberin yolunu ve sünnetini takip ediyor olmak, bu yönüyle değişim ve güncellenmeyi esas almayı gerektirir. Onun hayatı değişim ve güncellenmeyi sağlama yolunda zorlu bir mücadele ile geçmiştir. Peki biz ne yaptık? Güncellenme yerine peygamberin sünnetini taklit ederek dondurduk. Dondurulmuş inançlar ise zamanla dogmalara dönüştü. Kendimizi güncelleyip, içinde bulunduğumuz çağı doğru okuma olasılığımız var mı? Yakın vadede çok zor görünüyor. Türkiye olarak kısmen de güncellendiysek, bence bunu Atatürk’ün ilke ve devrimlerine borçluyuz. Kıymetini bilelim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Boz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?