Bu Nasıl Millilik ve Yerlilik

Başkan Erdoğan’ın “millilik ve yerlilik” üzerine sık vurgu yaptığını dost düşman herkes bilir. Hatta eğitim ve kültür konularında “milli ve yerli” olamamanın hayıflanmasını açık yüreklilikle tevelerde dile de getirdi bir zaman evvel. Millilik ve yerlilik mefhumlarının kullanılmasındaki “cingözlülüğü” de gördüğümüzü ifade etmek kaydıyla diyelim ki muhtevasını hayli sıkıntılı görmekle beraber zahirde ki kaygısını paylaşıyoruz Erdoğan’ın.

Madem öyle buradaki hatayı gören birisi olarak bu hataları gidermek kimin vebalinedir? Elbette iktidarın her şeyi olarak önce başkana, sonra da onun peşinde olduğunu bildiğimiz iktidar çevrelerine.

Hakikaten eğitim ve kültür hayatımızda olanlara, yaşananlara bakınca kahroluyor insan. Nasıl oluyor da 19 yıldan bu yana her yerde, her şeyde muktedir olduğunu söyleyenler iş kültür ve eğitim hayatımız mevzu bahis olunca çuvallamış oluyorlar. Daha gülünçlülüğü de bunu kendi ağızlarıyla dillendiriyor olmaları. Hadi diyelim bir şeyler yanlış gitti ve bu başarısızlık vuku buldu lakin yanlışların hala devam ediyor olmasının günahını görmeyecek miyiz? Niçin hala düzeltmeye dair bir gayret ortaya konulmaz?

Mesela İstanbul’un fethini “işgal” kavramıyla yaftalayan kültür bakanının vazifeden el çektirilmesi çok mu zor olur? “Bakara-makara” diyerek dinimizle alay eden kişinin azledilmek yerine, büyükelçi olarak ödüllendirilmesine ne demeli? Şüphesiz bir “yanlışlık” oldu diye üzeri geçiştirildi bu ve buna benzer nice “alçaklığın”, lakin devletin üst makamlarında bu kadar “basit” yanlışları yapanlar yer alamamalı. Bu sebepten görevden azledilme belki milyonlarca para harcanarak yapılamayacak bir faydayı, farkındalığı sağlayabilirdi ama kimin umurunda? Devleti temsil edenlerin bu kadar ucuz yanlış yapmaya hakkı olamaz. Tarihimizde yaptığı yanlışlar sebebiyle “kellesinden” olan birçok devlet adamı vardır. Onların günahı neydi?

Günümüzde eğitim ve kültür hayatımızda basın yayın araçlarının etkinliği herkesin malumudur. Nice okulların vermekte başarılı olamadığı kavramların öğrenilmesini, davranışların içselleştirilmesini “eniğinden, cücüğüne” kadar bütün toplum bu basın yayın vasıtaları sayesinde öğreniyor. Bunun da en önemlisi görsel yayınlar.

Basın yayın faaliyetlerinin önce Osmanlı zamanında ve arkasından Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasından bu yana milli ve yerli olmadığı özellikle mukaddesatçı çevreler tarafından hep dile getirilmiştir. Birçok şikâyetlere rağmen bu durum bir türlü istenen seviyelere getirilememiştir tarih boyu. Yani basın yayın faaliyetleri Türk milletinin aleyhine çalışır, kurulduğundan beri. Çünkü bu vasıtaların varlık sebebi bu şekilde davranmalarıydı. Çünkü milletin birliğinin ve dirliğinin bozulması için evvelen onların kültür ve zihin sağlığının bozulması gerekir. Türk milletinin tekrar yekinmemesi için sözüm ona bu kültür ve sanat müesseseleri Türk milletinin düşmanı devletlerinin açık gizli destekleriyle faaliyetlerini sürdürüyordu. Bunları anlamak zor değil artık. Açın tiyatro, film, gazete, dergi, dernek, vakıf faaliyetlerini inceleyin. Hatta devletin müesseseleri olarak görülen eğitim ve kültür bakanlıkları ve bağlı kuruluşlarının, üniversitelerin faaliyetlerine bakın ne demek istediğimizi anlayacaksınız. Çok gerilere de gitmeye gerek yok. Üniversitelerdeki başörtüsü yasaklarının oluşturduğu hasarı, hüznü unutmak, hazmetmek mümkün mü?

Bunlarla bu memleketin gördüğü maddi ve manevi zararların çetelesi çıkarıldığında durumun ne kadar hazin olduğunu görürüz.

“Olur mu böyle olur mu/Kardeş kardeşe vurur mu?”

Yerli ve milli kesimler bunların farkına varırdı ama engelleyemezdi zira yerli ve milli olanlar sayıca çoklardı ama karar alma mercilerine yani devlete uzaklardı.

Yıllarımız böyle heba oldu, çok canlar küstürüldü…

Hepsi kabul… Peki hiç olmazsa yirmi yıldır devleti maddi ve manevi bütün buudlarıyla yönettiğini her frsatta dile getirip destanlar yazdıklarını ifade edenlerin şimdi ki olanlara bahanesi ne? Milli ve yerli olamamanın önündeki engel ne? Bu yaşananlara ne demeli? Basın yayın faaliyetlerindeki kepazeliklere kim dur diyecek?

Son zamanlardaki TRT’nin yayınlarını hariç tutarak devlet müesseseleri ve devletin muktedirleri tarafından idare edilen basın yayın icraatlarına ne diyeceğiz? Memlekette bir iki etkisiz gazete ve teve haricinde bütün basın yayın medya kuruluşları devletin muktedirlerinin elinde değil mi? O zaman bu ahlaksız, seviyesiz, kalitesiz yayınların sebebi ne? Türk aile hayatı, örfü, töresi, ahlakı hâsılı bütün mukaddesleri tar-u mâr ediliyor, görmüyor musunuz? Görmemeniz daha büyük ayıp da görüp de gereğini yapmıyorsanız siz ya mankurtsunuz ya da hainsiniz. Başka bir tanımı olabilir mi bu olanların?

Bu yayınların bir an evvel sonlandırılması lazım ve bu zor olamaz. Kontrolü elinizde bulunan basın yayın faaliyetlerine verilecek kısa bir emirle bu yayınlar sonlanır.

Efendim bu hadiseleri biz yapmıyoruz da, onaylamıyoruz da, biz sadece olanları veriyoruz diyerek kimse mesuliyetten kaçamaz. Evet, cehalete dayalı, bilgisizliğe, kültürsüzlüğe dayalı bu olumsuz hadiseler dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşanıyor. Yaşanması bir anda engellenemez, tamam bu da kabul. Ama bu hadiseler devletin değişik birimlerinin ilgilenmesi ve en aza indirilmesi için uğraşması gereken konular. Bu konular sanki toplumun temel meselesiymiş gibi bütün gün ailelerin gündemine boca edilmemeli.

Kültür sanat faaliyetleri olanı anlatmaktan ziyade olması gerekeni anlatmalıdır. Kötüyü ilan etmek değil, mutlak iyiyi aramanın aracı olmalıdır.

Yoksa sizin “milli ve yerlilik” gibi mefhumların ne olduğundan da mı haberiniz yok…

Eyvah ki eyvah…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cüneyt Cesur - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?