Dünya Kanatlarımızın Altında

Bazen kuşlara özenirim. Ne güzeldir değil mi şöyle kanatlarınızın yardığı havayı ciğerlerinize çekmek, süzülürken göklerde ne ikbal ne mazi kalır dimağınızda. Bütün bağlarınızdan kurtulmuşsunuz ve özgürlüğü tadıyorsunuz. Ancak havada kalma süreniz bile kanatlarınızın genişliği ve gücünüz kadar oluyor. Demek ki uçandan çok uçuranla bağ kurması gerek insanın. Bir de kanatları uçmaya elverişli olmayanlar var ki onların desteklenmesi gerekiyor uçabilmeleri için. O zaman hadi başlayalım.

Geçen yazıda belirttiğim üzere bu yazıda melek sermaye yatırımcılığı üzerine konuşacağız. “Angel investor” teriminin Türkçe’ye tercüme edilmesi sayesinde elde edilmiş bir kavram. Özetle bahsetmek gerekirse ihtiyaçlar hiyerarşisinde gelir bakımından en üst düzeye çıkmış olan kişilerin yeni girişimleri destekleyerek döviz, faiz, bono veya tahvilden daha fazla gelir beklentisi ile gerçekleştirdikleri, yüksek riskin karşılığında daha yüksek karlılık potansiyeli olan bir yatırım türü.

Fikir sahibi projesini ortaya koyduktan sonra potansiyel yatırımcılardan gelen teklifleri değerlendirerek şirketleşmeyi sağlar. Kendisi yatırım sermayesine kavuşur, melek yatırımcı da parasının karşılığı olarak kurulacak olan firmanın büyük ortağı olur. Melek yatırımcılar sahip oldukları network sayesinde daha yüksek pazar payı oluşturabileceği için satışları hızlandırarak karlılıkta başa baş noktasına daha kolay biçimde ulaşmanızı sağlar. Projenin geliştirilmesiyle ilgili bütün çabanızın ticarileşmeyle birlikte ekonomik faydaya dönüşmesi mümkün.

Teknokentte hemen hemen her hafta bir ya da iki melek sermaye kuruluşu bizim inkübasyondaki kişilerle iletişime geçmek istediklerini belirtiyorlar. Sermaye Piyasası Kurulu tarafından Paya Dayalı Kitle Fonlaması Tebliği ile birlikte de yasal yeterliği tamamlanmış olması gereken bu kişilerden uygunlukları sorgulanarak talep ettikleri kişilerle görüşmeleri sağlanabiliyor. Başka bir deyişle otogar ya da iş hanı gibi bir yönetim felsefesi yerine fikrin değerini bulmasını sağlayacak şekilde networking de buradaki firmalara sağlanıyor. Popüler bir yatırım türü olduğu için bankalar ve büyük şirketler bunlarla ilgili departmanlar açmaya başladı. Örneğin otonom araçları geliştirmeye yönelik şirketlerin fonlanması için bankalar özel fonlar satmaya başladılar. Vade sonunda o firmaların performansına göre bir değerleme yapılarak hak edişlerin ödeneceği görülüyor.

Temel fikir girişim sermayesi sağlamak olduğu için ülkemiz adına önemli bir gelişme. Genelde fikir sahibi fikrini ürüne veya hizmete dönüştürmek için başlangıçtaki desteği gerek KOSGEB gerekse de TÜBİTAK destekleri sayesinde elde edebiliyor. Teknokentlerde genelde gerçekleşen bu aşamadan sonra kişinin işini büyütmesi ve uluslararası pazarlara açılması için büyük sermaye desteğine ihtiyacı oluyor. Her ne kadar bununla ilgili önemli kamu destekleri bulunsa da girişimcinin kendi çabası ile gerçekleştiği için kısıtlı sonuçlar alınabiliyor. Oysa melek yatırımcı size paradan çok daha önemli olan networkü sağlıyor. Sonuç olarak kazan-kazan mantığı içinde bir ekosistemin oluştuğu görülüyor. Bütün projeler karlılık sağlar mı derseniz elbette böyle bir şey mümkün değil. Ancak batan yüz projenin yanında diğerlerinde batırdığınız paradan çok daha fazlasını getirecek bir tane de bulunur.

Zaten melek yatırımcılar bir fikri olduğu gibi destekleme eğiliminde değildir. O fikrin prototipinin ortaya çıkarılmasından sonra ilk satışın gerçekleşip gerçekleşmediğine bakarlar. Yüklü miktar sipariş hacmi gerçekleşmişse, satış bedeli olarak da koydukları sermayeyi çıkarmanın üzerinde karlılığın olağan yatırım araçlarının üstünde olma olasılığı da varsa o fikri satın alırlar. Müellifinin burada kazancı ne olur derseniz pazar payı elde edecek şekilde sermaye yüküne kavuşmuş olur ve kendi pazarlama olanaklarıyla küçük hacimli bir tesisleşme sağlayabilecekken dünya markası olma gibi bir ihtimal doğar.

Hep hayalini kurduğumuz (artık beraberiz) proje temelli enstitü fikrinin ekonomik sürdürülebilirliği de aslında melek sermaye yatırımcılığından geçiyor. Yatırımcılar kendileri için problem teşkil eden veya edecek olan unsurları gidermeye yönelik olarak teknoloji geliştirmeyi fonlayabilecekleri gibi ileride gelir elde etme olanağı olan proje fikirlerini de fonuyla birlikte ortaya koyacaklar. Daha sonra bunların yapılabilirliğine dair ilk başta ekonomik etüdünü tamamlamış kişiler projelere talip olacaklar. Ondan sonra ne kadar talip varsa en iyi proje üzerinden kümelenmeleri sağlanarak projenin gerçekleşmesi sağlanacak. Bu sayede problemi olan derdine çare bulmuş olacak. Ayrıca fikir sahibi olanlar kendi fikirlerini gerçekleştirmek için melek yatırımcılarla aynı ortamda bulunarak ekosistemi oluşturacak. Daha sonra ticarileşme söz konusu olduğunda fonlayanın yüksek paya sahip olduğu, problem çözenlerin de iş paketlerindeki oranlarına göre pay sahibi olduğu firmalar ortaya çıkarılacak.

Bahsettiğim konu aslında olağan toplum yapısından çok farkı. Müzevir üstünde yük bırakmaz derler. Bir şey öğrendiğinde onu her yerde tekrarlama hastalık düzeyine çıktığında kendini geliştirmeden rutini yaşayanların artık bizim oğlan bina okur, döner döner bir daha okur düzeyindeki nutku diğerlerini de etkilemeye başlar. Genelde problemin farkında olmasa bile bundan sürekli ilgili ilgisiz her mecrada bahseder ve problemler olduğundan daha büyük göründüğü için çözümsüzmüş gibi algılanmaya başlar. Sonuç olarak basit bir şekilde bile çözülebilecek problemleri biz çaresizmişiz gibi görmeye ve bu nedenle de kendimizi yetersiz hissetmeye başlarız. Medyada o gün memlekette ne olsa onun uzmanı olarak çıkan arkadaşlarsa fikri bile olmadığı ve kendisiyle ilgisi bile olmayan konularda güya duyarlı görünerek o gün de kendilerini adadıkları bir nevi görevini tamamlamış olurlar. Bu nedenle de toplumun gelişmeye yönelik azmi sistemli şekilde kırılır. Ancak kimin ne dediğine bakmadan problemi çözenler bilgi ve iletişim teknolojileri sayesinde önemli mesafeler kaydediyorlar. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte hayatımız her geçen yıl daha kolay hale geliyor. Maaşı aldıktan sonra sorumlu vatandaş olarak önce elektrik kuyruğu, sonra su ve telefon kuyruğu beklemek tarih olmuştur umarım. Ayın belirli günlerinde postane ve bankaların önündeki kuyruklara aslında demek ki ihtiyacımız yokmuş.

Bir şeyler başarmaya başlayınca kendimize olan güvenimiz yerine geliyor ancak küresel ekonomik dengeler gerçekten de daha pek çok noktada ilerleme kaydetmemiz gerektiğini gösteriyor. Özellikle “evergrande” konusunda büyük riskler var. “Taa Çin’de bir inşaat şirketi bizim buraya ne etki yapar?” dememek gerektiğini hepimiz görüyoruz. Kendimize garantiye almak adına işler daha karmaşık hale gelmeden kredileri yapılandırmada veya kuru sabitleyecek şekilde kredilerde “hedge” olanaklarını kullanmada fayda görüyorum. Küresel sermayenin bir ülkeye geldikten sonra genelde yaptığı krediye boğma işini yatırıma dönüştürmeden inşaata yatırmanın riski tüm dünyanın üzerinde halihazırda. Ortaya çıkardıkları mortgage tahvillerini alanlarla anlaşma zemini arıyorlar şimdi de. Riski azaltmak ve gelmesi muhtemel riskin kalıcı hasar bırakmasını engellemek adına nitelikli insan gücünü elinizde tutmak büyük önem taşıyor ve ücretlendirme politikasını küresel değerlere göre yeniden yapılandırmakta fayda görüyorum.

Teknokentte olan bitenden haberdar etme konusuna gelince. Geçen yazıdan bu yana önemli mesafeler kaydettik. Yapay zeka veri etiketleme ile ilgili sözleşmenin ekinde olması gereken belgeleri tamamlayıp sözleşmeyi gönderdik. Yapı ruhsatı ve imar planı ile ilgili de gelişmeler yaşanıyor. Ayrıca moda tasarımla ilgili merkezin de satın almalarıyla ilgili kalkınma ajansı çalışmaya başladı. Bunlara ek olarak inkübasyon operasyonlarını ilçelere yaymak için destek sözü aldık. Burada araştırma grubundaki hocalarımızla birlikte önemli işlerin yapılabileceğini düşünüyoruz. Haftaya araştırma grubunu bu sefer yüz yüze toplamayı hedefliyoruz. Az sayıda insan kaynağı ile gerçekten çoğu teknokentin sağlayamadığı olanakları sağlamaya çalışıyoruz. Bunun için de bölgenin ve şehrimizin bizlere sahip çıkmasına ihtiyaç duyuyoruz. Bu nedenle okurlarımızdan Kahramanmaraş Teknokent Yönetici A.Ş.’nin sosyal medya hesaplarını takip etmesini ve buradaki çağrıları karşılıksız bırakmamasını talep ediyoruz.

Bu yazıda melek yatırımlarını konuşmuşken bir sonrakinde de “cloud funding” olarak adlandırılan bulut fonlama üzerinde durmanın faydalı olacağını düşünüyorum. Tamamen unuttuğunuz güzellikleri tekrar yaşamanız temennisiyle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Selim EREN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.

01

Yea - Kaleminize sağlık Arif Hocam. Ne kadar yalın ve güzel birşekilde Melek Yatırımcılığı ele almışsınız. Teşekkürler.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 03 Ekim 01:34


İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?