İyinin ve Kötünün Ötesinde Bir Film: Torino Atı

Nietzsche, anlık ilhamın tadı ve güzelliği olmasaydı yaşama nasıl dayanırım bilmiyorum diyordu. Nasıl dayanırdık sahi? 

Modern düşüncenin beslediği ve ona gebe olanı bir kıyamete sürükleyen sonsuz çölün tam ortasında kalmış, ne çağında ne de şimdi anlaşılamamış yapayalnız bir adam olan Nietzsche, çölün sonsuzluğunun bütün tiksintisine rağmen yaşamalıyız diye ekliyordu. Yaşamalıydık; adeta Dionysos coşkusuyla yaşamalıydık…

Bu sözlerini on bir yıl sürecek derin suskunluktan önce söylemişti o. Nietzsche’nin on bir yıl boyunca sustuğu o sınır tecrübesi anının hakiki felsefesini tartışan ne yazık ki olmadı. O suskunluğun ardında delilik yoktu. Çölün büyüklüğünü tasvir eden ama çölden kurtuluşu imkânsız gördüğü ve bir çıkışı olmadığı için deliren bir adam değildi Nietzsche; çıldırmak onun için bir merhamete sığınmak, bulmak ve bulduğu noktada susmaktı. Bèla Tarr, o suskunluğu anlamıştı..

Suskunluğun öncesinde ise meşhur at meselesi vardır. Torino’da bir atın kırbaçlandığını gören Nietzsche, ata sarılır ve ağlayarak yere kapaklanır. Bu olaydan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bela Tarr, Torino Atı filminde “Ata ne oldu?” sorusu ile gözlerden uzak bir kulübede onun varlığında tüm insanlık değerlerinin aşağılanmasına tanık olduğu “o” atla birlikte, kötürüm bir baba ve suskun kızının tekdüze hayatlarının metafizik şiddetinin izini sürmeye koyulur filminde. Her şeye rağmen, “zorla da olsa” yaşamak ne demektir? Ayaklar altına alınan değerleri yeniden mümkün kılmaksızın kendimizi yaşamamaya devam ettiğimize inandırmaya çalışmak mümkün müdür? 

Nietzsche "Böyle Buyurdu Zerdüşt" eserinde "aynı olanın ebedî tekrarı" fikrini bir çobanın boğazına girmiş bir yılanla simgelemiştir. Çobanı kurtarmaya çalışan Zerdüşt, yılanı çekmeye çalışır, ama bir türlü çıkaramaz. "Isır" der çobana. Çoban, bunun üzerine yılanı büyük bir kuvvetle ısırır, kafası kopan yılanı tükürür ve sadece bu şekilde kurtulur yılandan. Ardından, çobanın yüzünün bir daha bu denli neşeyle gülmediğinden bahsedecektir Zerdüşt. Çoban yalnızca kendi istek ve gücüyle bu "aynı olanın ebedî tekrarı" hissinden kurtulmayı başarmıştır.

Tekrar filme döndüğümüzde “Torino Atı” filmiyle Nietzsche’nin suskunluğunu anlayacak ve anlatacaktır Tarr. İyinin ve kötünün ötesinde bir anlatımdır bu. Nietzsche’nin felsefesinin temeli olan o “aynı olanın ebedî tekrarı” uçurumunda yapayalnızlığından merhametine sığındığı o anı, sonrasındaki birkaç gün üzerinden tefekkür etme gayretini anlatacaktır filmde. Tarr, Torino Atı filminde Nietzsche’nin gözlerinin aynasını bir atın gözlerinde aramaya çalışır…

Torino Atı filminin de konusu olan “Kırbaçlanan At” hikâyesinde “at” iyinin ve kötünün ötesine iyi ve ruhani olan yani insanın olmaya çalıştığı belirlenmiş bir iyilik timsali olacaktır. Nietzsche artık onurlu olmanın bir ehemmiyeti kalmadı der. Onurun, erdemin ve daha nice ulvi olgunun insan evladını terk ettiği bir çağda insan ne için yaşayacaktır? Tanrı’nın hükmü ortadan kalkarken iyi ve kötü kendine dayanak bulamazken “neden yaşıyoruz” sorusu şimdi hazır bir kurgudan yoksun kalan insan için başa dönmeyi dayatır; güçlen, çoğal ve dünyaya hâkim ol! Artık Tanrısız bireyin bundan böyle Tanrı olmaktan başka çaresi yoktur. Tanrı’yı bulmak “iyi”nin ve “kötü”nün ötesinde mümkün olacaktır.

 Nietzsche, “Tanrı öldü” derken aslında “iyi ve kötü” diye bir şeyin var olmadığından da bahsedecektir ve ona göre iyi’nin ve kötü’nün ötesine geçerek özgürleşmek ve bireyin bütün potansiyelini kullanacağı üst-insana evrilmek gerekmektedir. “Kırbaçlanan At”da Nietzsche bengi-dönüş fikriyle kendi ruhuna yüklediği değerlerin ona yaptığı işkencenin farkındadır. Başkalarının iyi’siyle kırbaçlanan ruh, yorgundur. Nietzsche kaderci düşüncenin ağında kendini yiyip bitirmekte Dünya’ya bin kere de gelse hiçbir şeyin değişmeyeceğini ve hayatı olumlamaktan, olduğu gibi kabullenmekten başka çaresi olmadığını anlamasıyla filmde “ne kadar aptalmışım anne” serzenişinde bulunacaktır.

Nietzsche sırtında taşıdığı ağır yükten kurtulurken ve merhametin, “hani değerlerin değersizleşmesine duyduğu öfkenin içinde olmaması gerektiğini ifade ettiği merhamete” sığınırken, bu sorumluluğu ata da yükleyecektir. Atın yükü eskisinden de ağırdır artık. 

Torino Atı filminde onun yükünü yüklenen atın bize vereceği ders çoktur. Nietzsche merhametten kaçarken tam da şefkatin bağrına şefkatle teslim olmuştur. Hem de bu teslimiyet yağmurla yıkanmış gözyaşlarıdır. Gücün ve direnişin iktidarı ve felsefesi, ölümünden sonra da olsa tüm 20. yy. felsefelerine temel yapan Nietzsche, maalesef susarak duyurmak istediğini duyuramamıştır. Üst-insanı -aslında- tam olarak bulduğu o an’ı delilik olarak değerlendirenler, onun üst-insanını boşuna Nazi Almanyası’nda aramaya koyuldular..

Artık ne Nietzsche eski Nietzsche’dir ne de at. Dünya dışında bir ucu olmadığı sanılan ve aynı olanın ebedî olarak döndüğü bir zamanın ucunun varlığını farkettirir Tarr, Nietzsche’nin o ‘an’ı ile beraber..

Peki biz bu çağda o “Torino Atı’nın” yüklendiği sorumluluğun ağırlığını hissedebiliyor muyuz sahi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Merve Kaplan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.

02

Gözde Yoldaş - Makalenizde bazı cümlelerinizin derin anlamları içerisinde kayboldum. Torino Atı'nı sizin kaleminizden okumuş olmak beni filmi izlemek kadar mest etti.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Eylül 13:50
01

Mehmet - Çok güzel yazı hocam, filmi izlemek gerekiyor yazıyı hakkıyla anlamak için..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Eylül 13:15


İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?