Hadi Kampa Gidiyoruz

Başlığa bakınca ben de birden heyecanlandım. Kamp için hazırlanmak lazım. Ancak bu tür sosyal etkinlikleri yapabilmek için öncelikle asıl işlere odaklanmak gerekiyor.

Asıl işler çok yoğun şekilde gerçekleşmek zorunda olduğu için de rekreasyon için zaman bulmak güç. Bu başlığı ne demeye attın hocam diyenler için hemen söyleyeyim. Detaylı şekilde proje yönetimi üzerine yazacağımı bildirdiğim için bunu örneklendirirken kampı kullanmayı hedefledim.

Kamp amaçsız bir doğa yürüyüşünden farklı olarak gerçekleştirilmesi gereken bir eylem. Bunun için katılımcıların görev paylaşımı ile amaç birliğini takım çalışması içinde gerçekleştirmeleri gerekiyor. Proje dediğimiz şey de aslında planlanan eylemlerin süre ve bütçe kısıtı içinde gerçekleştirilmesi olduğu için kamp üzerinden projenin şekillendirilmesinin açıklayıcı olacağını düşündüm. Hayatta kamp yapmışlığın var mı hocam derseniz zaman ve bütçe kısıtı içinde olması gerektiğini belirttim ya zaten.

Baltalar elimizde uzun ip belimizde biz gideriz ormana ama bir amaç dahilinde olmazsa katılımcıların bundan hoşnut olmaları ya da ortaya gerçekten de iyi ki gelmişim diyecekleri bir sonuç çıkmaz. Bu nedende projede de kampta da bir amaç olması gerekli.

Birden fazla amacın aynı eylem ya da eylemler silsilesi ile gerçekleştirilmesi daha anlamlı sonuçlar ortaya çıkarır. Bu nedenle öncelikle genel bir amacımız olmalı. Bu amaç kişilerin kitap okuma alışkanlıklarını artırmaya yönelik kolayca uygulanabilir bir özelliği barındırabileceği gibi başımıza bir sürü bela açan Greater Middle East gibi özellikler de barındırabiliyor.

Vizyon ne kadar geniş tutulursa o kadar büyük eylem kapasitesinin planlanması gerekmekte. Proje kültürü açısından henüz istenilen düzeylere ulaşmadığımız için yaptığımız projeler de en fazla ülke kaynaklarının da kullanılması ile ortaya çıkarılan fonlardan yeniden ülkemizin faydalanmasını sağlamak üzerine olabiliyor.

Örnek vermek gerekirse Avrupa Birliği fonlarının oluşmasında diğer üye ve aday ülkeler gibi ülkemiz de fon sağlıyor ancak proje çağrılarına olan ilgimiz düşük olduğu için harcadığımızdan fazla pay almak söz konusuyken başka ülkelerin Ar-Ge çalışmalarını destekleme gibi bir misyon elde ediyoruz ne yazık ki.

Ancak şunu da ifade etmek lazım ki kişilerin bireysel yeteneklerini artıracak şekilde proje kültürünü oluşturmadan büyük projeler ortaya çıkarmalarını beklemenin de bir anlamı yok. Bu yüzden bu hafta ilk toplantısını gerçekleştireceğimiz araştırma grubu toplantısında öncelikle bireysel yeterliklerin üzerinde odaklanacağız.

Bizimle birlikte gönüllü olarak çalışmak isteyenlerle birlikte araştırma faaliyetleri yürüterek açılan bütün çağrılara öneri gönderebilecek hale gelmek istiyoruz. Böylece bölgenin kalkınması ve en önemlisi de üniversite-kamu-sanayi işbirliği için örnek bir model ortaya koymayı hedefliyoruz.

Toplantılarda uzmanlık alanlarına göre aslında birlikte çalışabilecek kişilerin kümelenmesi ve fikir alışverişinde bulunarak ortaya somut amaçlar çıkarması muhtemel öneriler koymaları için ortam sağlanacak. Bu fikirlerin muhatapları hangi kurum ya da kuruluşsa onlarla irtibata geçilerek birlikte hareket etmenin yolları aranacak. Daha sonra uygun destek programlarından faydalanma adına başvurular gerçekleştirilerek proje önerilerinin en büyük kısıtı olan paydaşların konu ile ilgili olmaması kısıtının önüne geçilecek.

Projeler sonuçlandığında hem basın yayın kuruluşları hem de akademik çalışmalarla proje nihai çıktıları sunularak emeği geçen herkesin katkıları belirtilecek. Çok “-ecek” ve “-acak” takıları geçince genelde pek bir iş çıkmaz diye düşünüldüğünden veya emir kipinde oldukları için birinin sultası altına mı gireceğiz diye kaygılar oluştuğu için hemen söyleyeyim.

Burada bulunma nedeniniz herhangi bir şekilde sizden başka kimseye bağlı olmayacak. Ayrıca kimsenin sizi bir şey için zorlaması da mümkün olmayacak. Ancak kamp örneğinden gidelim. Kampa giderken sizden çadırı yanınıza almanız söylenmişken bunu almadığınızda diğer herkesin mağdur olmasına neden olmanıza da şahsen ben razı gelemem.

Proje fikri oluştuğunda bununla ilgili iş paketlerini Teknokent’in zoom ya da yüz yüze toplantı olanaklarını kullanarak geliştirebilirsiniz. İş paketlerini üstlendikten sonra ücretsiz olarak proje takibi yapılabilen bir ortamda yüklendiğiniz işleri zamanında bitirmeniz gerekmektedir. Böylece proje önerilerinin hangi zamanda sunulabileceğine dair planlama yapabileceğimiz gibi iş paketlerinde aksama olduğunda diğer kişilerin emeklerinin heba olmasının da önüne geçmiş olacağız.

Halihazırda pek çok kişi “hocam bir proje olursa ben de ekipteyim” diye niyetini belirtmiş durumda. Bunların bir arada çalışmalarını sağlamak benim hazırlayacağım bir öneride elli kişinin isminin olması ve hiç kimsenin olan bitenden haberdar olmadan savunamayacakları bir hale gelmesinden ziyade herkesin ilk planlamadan itibaren amaç birliği içinde birlikte yapabilecekleri elli işten daha değerli olmayacaktır.

Böylece birlikte daha fazla büyüme olanağımız olacak. Konu bulmakla ilgili herhangi bir kısıtın olmayacağını düşünüyorum. Hem teknik bilimler hem de sosyal bilimler için fazlasıyla araştırma konusu bulunmakta. Sosyal kısmında sadece üniversitenin peşinen daha fazla destek vereceğini ilan ettiği konuları araştırsa oradan elliden fazla çalışma çıkarmak mümkün.

Teknik kısımda da sektörlerin birlikte ihtiyaç duydukları teknolojilerin geliştirilmesine yönelik pek çok ihtiyaç bulunmakta. Daha da önemlisi teknik kısımda ortaya çıkarılan yeni yöntem ya da teknolojinin sanayiye adaptasyonunda hem teknik hem de sosyal bilimlerin bir arada çalışması olanağı var.

Fikirlerin ve amaçların iş paketleri ile birlikte ortaya konulmasından sonra önerinin hazırlanmasıyla ilgili bütçeleme ve zaman planlaması gibi işlemlerin hepsi böylece çözülmüş olur. Ondan sonrası da iş paketlerini uygulayarak başarım duygusunun artırılmasını sağlamak üzerine şekillenecektir.

Ayrıca bilim insanlığı usta çırak ilişkisine benzer biçimde yürütüldüğü için araştırma kabiliyeti üst düzeyde olanların diğerlerinin kabiliyetlerini ortaya çıkarmaya yönelik rehberlik faaliyetleri yapması sağlanabilecektir. Bu sayede sistemin sürdürülebilirliği sağlanarak araştırma üniversitesi olma yolunda pek çok kısıtımızın önüne geçmiş oluruz.

Ondan sonrası Kahramanmaraş ekolünü oluşturacak şekilde proje gruplarının birbirlerinin çalışmalarına reddiyeler yazdıkları veya destekleyen çalışmalarla araştırma alanında referans haline gelmeleridir ki o güne ulaştığımızda yüzümüzdeki gülümsemenin değeri hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Daha sonrasında Oxford ve Cambridge’de olduğu gibi ortaya çıkarılan bilginin yayına dönüştürülmesi sayesinde geçimini sağlayan bir şehre dönüşme ihtimali var.

Durgun göle bırakın küçük bir taş atmayı, sivrisineğin suyun üstüne konmasının bile gölün tümünde etkisi var. Bahsettiğim araştırma grupları fikri çalışacak olursa biz gölle ne yapabiliriz şeklinde konuşmalar yapabiliriz. Şahsen Google akademik veya ULAKBİM’in sağlamış olduğu arama motorları sayesinde alanımla ilgili yeni ne makale yayınlanırsa günlük okuma olanağımız oluyor. Haftalar, hatta aylar geçiyor bir tane bizden bilim insanının çalışmasını okumuyorum.

Ancak Lee, Liu, Sin veya Chan isimleri her iki haftada bir önüme geliyor. Fabrika gibi yayın yaparken aslında kendilerine özgü kavramları da literatüre soktular. Örneğin açın Google Akademik sayfasını “indigenous innovation” terimini arayın ve neredeyse tümünün Çin üzerine olduğunu görürsünüz. Başka hiçbir ülkede içsel süreçlerin inovasyona dönüşmesi gerçekleşmiyor mu peki?

Kısıtlarımız herkeste olduğu kadar bizde de var. Birlikte çalışma olanağı elde edersek herkesten önde olma ihtimali de var. Bu arada olan bitenle ilgili bilgilendirme açısından unutmadan şunları söyleyeyim. TÜMKİAD adında bir sivil toplum kuruluşu farklı sektörlerden iş adamlarını bir araya getirdikleri bir kahvaltı programına davet ettiler.

Nazik davetleri için teşekkür ediyorum. Teknokentin tanıtımı ve sunduğu olanaklar açısından kendimizi ifade etme şansı bulduk. Ayrıca iş başında stajyer olma üzerine bir proje önerisini de neredeyse tamamlamak üzereyiz. Gelecek hafta inkübasyon süreçlerinden bahsedelim. Aklınızın ucundan bile geçmeyen güzelliklerin başınıza gelmesi temennisiyle. Kalın sağlıcakla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Selim EREN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?