Aşı Dedikodusu

Uzun zamandan beri aşı konusu ile ilgili görüşlerimi paylaşmak niyetindeydim. Ancak; gündem yoğunluğu dolayısıyla bu konuya bir türlü sıra gelmedi.

Tüm dünyada bir tarafta aşı karşıtları, diğer tarafta da aşı taraftarları arasında zaman zaman komplo teorisi üretecek tarzda bir tartışma devam ediyor.

Bazı ülkelerde aşı karşıtları gösteri yürüyüşü yapıp, haddi aşarak şiddete bile başvuruyor. Bizde ise özellikle konunun uzmanı olmayan, batının ve bilimin üretimi olan her şeyde, gördüğü rüyalar ve ürettiği hayaller gölgesinde, bir komplo kokusu alan, sonra da bunu gerçekmiş gibi piyasaya süren yalın kılıç cengâverlerimiz var.

Aşı karşıtlığını, bilimsel bir temele dayanarak yürüten ve aşı olanlara saygı duyanlara benim de sonsuz bir saygım vardır.

Ancak; gördüğüm kadarıyla aşı karşıtlığı, aşı ile ilgili olmaktan çok özellikle aşı üreticisi ülkelere karşı duyulan güvensizlik temelinde yürüyor. Bu güvensizlik; aşı ile birlikte yeni gelişmiş bir durum değil, tarihin derinliklerinde toplumların tecrübesine dayalı bir güvensizliktir.

Aşı karşıtlarının; “Aşı kısırlaştırıyor”, “Aşı ile herkese çip takıyorlar” şeklindeki yaklaşımları, herhangi bir bilimsel araştırmanın değil, bu güvensizliğin ürünü. Güven duygusu zedelenmesinin, tüm insanlığı, hangi noktalardan vurabileceğinin de güzel bir örneği.

Kabul edelim ya da etmeyelim, ilaç ve cihaz temelli tüm tıbbi araçlar, kendisine güven duymakta zorlandığımız bu ülkeler tarafından üretiliyor. Dolayısıyla, peynir-ekmek gibi tükettiğimiz ilaçlar, endişe duyduğumuz bu konularda, daha etkili olarak kullanılabilecek araçlardır. Yani kısırlaştırma ve çip konusunu gündemlerine alanlar, gündelik kullandığımız ve adeta evimizde arşiv oluşturduğumuz ilaçlar üzerinden de bunu çok rahatlıkla yapabilirler.

01 Temmuz 2021’den itibaren, sokağa çıkma ile ilgili tüm kısıtlamalar kaldırılınca, hepimizin de şahit olduğu gibi; vatandaşlarımız, özellikle düğün ve çeşitli merasimlerde, maskesini çıkardı, hep elele ve kolkola sarmaş dolaş oldu. Tedbirsiz gidişata rağmen, günlük vak’a sayıları, daha önce sokağa çıkma kısıtlaması olan dönemlerdeki 50-60 bin sayılarına ulaşmadı.

Şu an yaklaşık olarak bu sayının %30’u civarında seyrediyor.

Bu durumun sağlanmasının tek sebebi aşı değil midir?

Aşı olmasaydı yüzyüze eğitime tam zamanlı olarak başlayabilir miydik?

Ayrıca; yoğun bakımlarda yatan hastaların %90’ının aşısızlardan oluşması, bize aşı konusunda bilimsel bir fikir vermiyor mu?

Daha önce akrabalarımız arasında bile sürekli koronaya yakalananlar duyardık. Şu anda o kadar bir yoğunluk olmamasını aşıdan başka ne ile ifade edebiliriz?

Aşı olan da olmayan da virüsü taşıyabilir mi?

Evet. Bazıları şunu diyor: bu durumda neden aşı olalım ki?

Bir kere temelde, aşı olan ile olmayan arasında hastalık belirtisi gösterme ve göstermeme farkı var. Bu azımsanacak bir fark değildir. Aşı olanlarda hiç hastalık berlirtisi olmayabilirken, aşı olmayanların yoğun bakıma yatması gerekebiliyor.

Mevcut aşılama oranı yakalanmamış olsaydı, bu kadar tedbirsizliğin tetiklemesiyle, günlük vak’a sayıları 100-150 binleri bulabilirdi. Böyle bir durumda da, kısıtlamalar geri gelir ve yüzyüze eğitim hayal olurdu. Böyle bir durum olsaydı, acaba bu günkü aşı karşıtlarının durduğu nokta ne olurdu? Salgın sürecinin uzamasının, ülkemize faydası mı var zararı mı?

Salgının etkisi sadece eğitim ile de sınırlı değil. Bütün sektörler bundan olumsuz etkileniyor. Salgına fırsatçı uyanıklar da eklenince hepimizin hissettiği gibi ekonomik dengemiz de altüst oluyor.

Virüsün ne kadar öldürücü olduğu dünya çapında hepimizin gözü önünde cereyan ediyor. Ama bu konuda doğrudan aşıya bağlı bir öldürücülük etkisi görmüyoruz. Bütün bu gördüklerimizden sonra kendimize şu soruyu da sorabiliriz:

Virüs mü daha öldürücü yoksa aşı mı?

Bazıları; kendi zihinlerinde, aşı ile virüsün konumunu değiştirdikleri için aşıya karşı çıkıyorlar. İddia edildiği gibi; aşının olumsuz etkileri olsaydı, neden en yüksek aşılanma oranı aşıyı üreten ülkelerde olsun ki?

Bu mantıkla, en yüksek aşılanma oranının Ortadoğu ve Afrika’da olması gerekmez miydi?

Bu ülkeler kendi vatandaşlarını kısırlaştırmak ve çipli hale getirmek mi istiyorlar?

Ben, sisteme aşılanma hakkım tanımlanır tanımlanmaz, belirtilen takvim çerçevesinde iki doz aşımı yaptırdım. Sırası gelen herkese de tavsiye ederim. Aşı olmayanların bazılarının da, aşılanmış olanların sağladığı ortama güvenip bencilce düşünerek aşı olmadıklarını biliyorum. İnşallah bir an önce yerli aşımız çıkar da, mevcut güvensizlik ortamı dağılır ve güvensizliğe dayalı aşı karşıtlarının bir çoğu aşı olur.

Ben asla aşı konusunun uzmanı değilim. Bu konu ile ilgili uzman görüşlerine itibar ederek bu kanaatlere vardım. Bizi ilgilendiren her konunun uzmanı olmak zorunda değiliz.

Olamayız da zaten. Nasıl ki; hastaneye gittiğimiz zaman ilgili doktorun önerilerini esas alarak, hastaneden çıkınca eczaneye gidip ilaç alıyorsak, bu konuda da işin uzmanlarına güvenmek durumundayız.

Devasa tıp sektörüne güvenip, aşıya gelince güvensizlik duymak, denizi geçip derede boğulmak anlamına gelir. Buna rağmen, aşısını olan/olmayan her kardeşime de sonsuz saygı duyuyorum. Başkalarına bir zararı olmadığı müddetçe herkesin hür iradesiyle tercihi saygındır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Boz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.

01

Âdem Tülümen - Pandeminin koşullarını oluşturan rakamlar niye paylaşılmıyor? Neye göre Pandemi dendi? 15 ay ne yaşadık biz?

En az son 10 yıla ait; doğum ve ölüm rakamları, ölümlerin sebep ve mesleki kırılımlarına göre rakamlar, yoğun bakım rakamları, taburcu olan ve ex olan YB Hasta rakamları nelerdir? Bu rakamları açıklamak çok mu zor? !!!

Niye metozorik yöntemler ?

Herkes tercihlerinde serbes değil mi idi?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Eylül 00:37


İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?