Kur’an Eğitiminin Sorunları ve Çıkış Yolu

Bu haftaki yazım geçen haftaki yazımın devamı niteliğinde olacak. Yıllardan beri, her yıl sene başında, çeşitli toplantılar vesilesiyle ilahiyatçı meslektaşlarımla bir araya geliyorum.

Dile getirilen temel sorun, seçmeli olarak müfredata konulan Kur’an-ı Kerim dersi etrafında kümeleniyor. Çünkü biz, Kur’an eğitiminde, Allah ve resulünün yolundan ayrılıp, dini gelenekleştirerek bambaşka bir yola girdik. İfade edilen temel sorunlar şunlar:

Sınıf içerisinde öğrencileri tek tek dinlerken, diğer öğrencilerin sınıfta çok gürültü yapmaları veya birbirlerine sataşmaları.


Genel olarak harf öğretiminden öteye geçilememesi.


Öğrencilerin Kur’an-ı Kerim’e sıradan bir kitap muamelesi yaparak sağda solda bırakmaları.


Öğrencilerin derse abdestli gelip-gelmeme sorunları.


Kız öğrencilerin Kur’an dersinde örtünme ve özel halleri ile ilgili sorunlar.


Geçen haftadan hatırlarsak; din eğitiminin vicdan, ahlak, hak, hukuk, adalet, merhamet v.s. eğitimi olması gerektiğini ifade etmiştim. Bu noktadan başlamayan bir din eğitimi, Allah’ın, Kur’an’ı gönderiş amacından kopmuş demektir.

Peki Allah’ın Kur’an’ı gönderme amacı nedir?

Bakın bu soruya İbrahim Suresi 52. ayet nasıl cevap veriyor?

“İşte bu, kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye, insanlara bir bildiridir.”

Bu ayet çerçevesinde şu soruları sorabiliriz: Mevcut Kur’an eğitimimizde, insanlar ne ile uyarıldıklarını anlayıp biliyorlar mı?

Müslümanlar, Allah’ın tek ilah olduğunu biliyorlarsa ve sadece onu ilah olarak tanıyorlarsa, neden paramparça bir vaziyetteler?

Sahi İslam dünyasında akıl nerede, düşünüp öğüt almak nerede?

Bu günkü Kur’an eğitim sistemimizin bu ayetten niçin haberi yok?

Allah’ın Kur’an’ı niçin gönderdiğini ifade ettik ve bu çerçevede sorularımızı sorduk. Adına öğrenmek denirse, peki biz bugün Kur’an’ı niçin öğreniyoruz?

Yemek sonrasında okumak, düğün-nişan-mevlit-açılış-kapanış gibi çeşitli törenlerde okumak, mezarlıklarda okumak, baştan sona bir çırpıda okuyarak hatim indirmek v.s. için. Kur’an’ın gönderiliş amacından ne kadar uzaklaştığımızı görüyor musunuz?

Bu uzaklaşma, peygamberimiz sonrasında yavaş yavaş, belli bir süreç içerisinde gerçekleşti. Arap harflerini ve arapça bir metni seslendirmeyi öğrenmek, Kur’an’ın eğitiminden geçmek anlamına gelmez. Çünkü Kur’an inanç ve davranış değiştirmeyi hedeflemiş bir metindir. Anlaşılmayan bir metin bu amaca hizmet edemez.

Kur’an’a göre Kur’an okumanın tek şartı vardır. O da okumaya besmele ile başlamak. (Nahl Suresi 98. ayete bakınız.) Yani, onu iyi niyetle okumak, kendi kişisel amaçlarımız için bir araca dönüştürmemek.

Onu kendimize değil, kendimizi ona uydurmak. Fakat, tarihi süreç içerisinde bu tek şarta ilaveten, Kur’an’da sadece namaz için şart koşulan abdest ve kadınlara, dışarı çıkarken güvenlik ve iffet amaçlı olarak emredilen örtünme de, Kur’an okumanın ön şartı haline getirildi.

Baştan söyleyeyim; isteyen tabi ki Kur’an okuma öncesinde abdest alabilir, kadın ise de örtünebilir. Ama bunun genel geçer şart olarak konulması Kur’an’a erişimi zorlaştırıcı bir etkiyi içerisinde barındırmaktadır. 

Abdest, namaz için şarttır. Nasıl ki; namaz kılan birine “Sen namazı abdestli mi kıldın abdestsiz mi?” diye sormuyorsak, Kur’an okuyan birine de bu soruyu sormamamız gerekir.

Kur’an okumadan önce abdest alınmasının şart olduğunu savunanlar, Vakıa Suresi 77-79. ayetlerini delil olarak gösterirler. Halbuki Vakıa Suresi geldiği zaman, henüz abdest ayeti (Maide 6) gelmemişti. Üstelik bu ayette abdest, sadece namazın bir ön şartı olarak ortaya konulmaktadır.

Peki Vakıa Suresi’ndeki bahsi geçen ayetler neden bahsetmektedir?

Müşrikler; peygamberimizi ve ona gelen vahyi itibarsızlaştırmak için ona vahyi; şeytanların, cinlerin, kahinlerin bildirdiğini iddia ediyorlardı. İşte buna cevaben Allah diyor ki; ona sadece temiz olanlar (vahiy meleği) dokunabilir. Başkası asla dokunamaz. Zaten peygamberimizin hayatında şimdiki gibi dokunulacak bir mushaf da yoktu. 

Gelelim Kur’an okurken kadınların örtünmesi şartına. Yukarıda da değindiğim gibi; bir kadının evinden dışarı çıkarken örtünmesi Allah’ın bir emridir. Yani farzdır. (Nur Suresi 31) Ayetteki gerekçesi de güvenlik ve iffettir.

Tarihin ilk zamanlarından bu yana, bütün toplumlarda, kadına biçilen rolü şöyle bir göz önüne getirdiğinizde, güvenlik ve iffet amacıyla örtünmenin ne kadar anlamlı olduğunu siz de takdir edersiniz.

Bugün topluma sirayet etmiş yanlış algıda olduğu gibi sadece örtünme, iffetli olmak anlamına gelmez. Nitekim örtünmüş ve iffetten bihaber nicelerini görüyoruz. Dolayısıyla iffet konusu, örtünme veya örtünmeme ile doğrudan ilişkilendirilemez.

Tam olarak Kur’an’ın emrettiği şekilde örtünmediği halde, iffetini koruyan nice yiğit kadınlarımız vardır. Kısacası; Kur’an’ı okurken kadınların örtünmesi şartı; Allah’ın koyduğu bir şart değil, kulllarının koyduğu bir şarttır.

Allah’ın koyduğu hükümlerin farklı amaçlarla farklı konulara da uyarlanmaya çalışılması, okullardaki Kur’an derslerini, içinden çıkılamaz sorunlara boğmaktadır.

Yıllardan beri hep aynı sorunlarla yaşıyoruz. Kur’an’ı merak eden ve okumak isteyen bir gayr-i müslime, “Önce abdest al, kadınsa “Abdest al ve örtün” mü diyeceğiz? Müslüman olmamış birini, hem de Allah’ın dininde olmayan şartlarla nasıl sorumlu tutabiliriz?

Bir de şuna anlam veremiyorum: “Kur’an’a göre; Kur’an okumak için abdest ve örtünme şart değildir” dendiğinde, özellikle “din adamları” neden küplere biniyorlar?

Bence bunun tek bir cevabı var: Mushafa tapınmak. Mevzuyu daha detaylı ele alabilirim ama yazının boyutu açısından burada kesiyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Boz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?