Evlilik Yaşı İlerledikçe, İlerliyor…

“Evlilik, fıtrattan gelen hem biyolojik hem de ruhsal bir ihtiyaçtır.”

Bu doğal ihtiyacı meşru yollarla yapmayanlar, gayrimeşru yollara başvurma durumları olabiliyor.

Evlenme zamanı gelen pek çok genç, ekonomik imkânsızlıklarını bahane ederek: “Bu hayat pahalılığında nasıl evleneyim?” gerekçesini ortaya koyuyor.

Diğer bir gerekçe de çevresinde ve toplumdaki “geçimsiz evlilikleri ve boşanmaları” öne sürerek: “Evlenip onlar gibi olacağıma hiç evlenmeyeyim daha iyi” diyenlere çok rastlıyoruz.

----- 0 -----

Elbette bu gerekçelerin haklılık payları vardır, ancak “işin aslı geçekten öylemi?”

Eskilerin evliliklerine, hatta anne ve babalarımızın evliliklerine baktığımızda çoğu “ekonomik imkânsızlıklar içinde” olmuştur.

Bu hikâyeleri çoğumuz dinlemişizdir.

Her türlü zorluklara ve imkânsızlıklara rağmen evliliklerini yapmışlar.

Çalışarak didinerek “düzenlerini sağlamışlar” ve “çoluk çocuk sahibi” olmuşlar.

Karı-koca birbirlerine destek vererek hayata tutunmuşlar ve “evliklerini bir ömür boyu” sürdürmüşler.

----- 0 -----

Evliliği geciktirmek “insanın fıtratındaki” en temel ihtiyaçlardan birini yok saymak demektir.

Bedenin her hangi bir ihtiyacını yok saymak, o ihtiyacın karşılandığı anlamına gelmez.

O ihtiyaç karşılanmadığı sürece “bedensel ve fiziksel sorunlar” zaman içinde ortaya çıkmaya başlar.

Evliliğini geciktiren “yarım insan” konumunda sayılır, tam insan gibi davranışlar sergileyemez.

Tam insan olabilmesi için” yeri ve zamanı geldiğinde, “kendine seçtiği eş sayesinde” ancak “tam insan vasfına ulaşır.”

----- 0 -----

Çok erken yaşlarda yeteri kadar olgunlaşmadan evlilik yapmak “ne kadar sakıncalı ise, geç yaşlarda evlilik yapmak da o kadar sakıncalı” ve tehlikelidir.

Çünkü yaşı geçkin kadın ve erkeğin evlilik ilişkisine yönelik “üst düzeyde beklentileri” olabiliyor.

O zamana dek yalnız yaşayan kişi, evlilikle gelen “bağımlı yaşama” sürecine birden bire uyum sağlayamayabiliyor.

Yalnız yaşamın verdiği “birtakım alışkanlıkların(!..)” kemikleşmiş olması, evliliğin gerektirdiği, “bağlılık ilişkisini” olumsuz yönde etkileyebiliyor.

----- 0 -----

Günümüz anlayışına göre; okul, kariyer, askerlik, ekonomi, ev, araba derken “evlilik yaşı yükselmeye baladı.”

Arzular peşinde koşuştururken yuva kurma hayali ancak “yolun yarısından sonra” devreye giriyor.

Aslında evliliklerin geciktirilmesinin sebepleri “fiziksel ya da psikolojik nedenlerden” daha çok “toplumsal sebeplere” dayanıyor.

Özellikle son dönemlerde gençlerin hedefleri arasında okul, kariyer meslek sahibi olma gibi nedenler öne çıkıyor.

Bu ve bunlara benzer sebepleri tamamlamadan yuva kurmaya ne kızlar ne de erkekler yanaşmıyor?

----- 0 -----

İlerleyen yaşlarda böyle bir yaklaşımın insan psikolojisini olumsuz yönde etkileyeceğini ve evlilik hayatını tehlikeye sokacağını hesaba katmak gerekiyor.

Kadın açısından ileriki yaşlarda hormonları zayıflayacağından “doğurganlığın ciddi bir sorun olacağını,” erkek açısından da “geçimsizliğe neden olacağını” araştırmalar ortaya koyuyor.

Aynı şekilde, zamanı gelen evlenmeyi ertelediğinde, “önce ruhsal bunalıma,” sonra da “yalnızlığa mahkûm” oluyor.

Evliliğe bir de bu açıdan bakmak lazım.

Yapılan araştırmalarda, “boşanmaların büyük bir çoğunluğunun” geç evlenenler arasında olduğunu hatırlatmak isteriz.

----- 0 -----

İşin aslı ekonomik zorluklar değil, ”rahatlığın, eğlencenin ve konforun” ön planda olmasıdır.

Sosyolojik olarak baktığımızda, “Kadın ve erkeğin yakınlaşmasının” çok önemli bir etken olduğunu da artık yüksek sesle dillendirmemiz gerekiyor.

Bilinçaltındaki bu duygular, “aileyi ve hayatı kolay yönüyle yaşama” arzuları yatmaktadır.

Oysa zorluklar, insanı olgunlaştırıyor ve hayatı anlamlı hale getiriyor.

Daha da önemlisi “karı-koca,” zorlukları birlikte göğüslediklerinden “birbirini gerçek anlamda sevip ikinin gücünü” meydana getiriyorlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa K. Topaloğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?