Alırken Kazanmak İçin...

Mal ve hizmetleri elde etmek için ödemek durumunda kaldığımız farklı bedeller bulunmakta. Küresel dünya ticaretinde artık her şeyin bir piyasa fiyatı oluşmuş durumda. Bu kapsamda satarken herkes aynı fiyata razı olurken alırken fark ortaya koymanız karınızı garanti etmenizi sağlıyor. Dünya kahve piyasasında önemli yeri olan şirket artık neredeyse en büyük alıcı durumuna gelmiş olduğu için o almazsa diğerlerinin alma kabiliyeti olmadığı için fiyatları kendisi belirler hale gelmiş durumda.

Değişim bedeli olarak karşımıza çıkan fiyatlar seviyesinde sürekli arz ve talep dengesine göre dalgalanmalar yaşanmaktadır. Şimdi deniz kenarında olduğunuzu ve dalgalı denizde elinizdeki kova ile su toplamanız gerektiğini düşünün. Kumdan kale yapacağız ya onun için. Dalga geldiğinde kovanızı doldurmadığınızda gittiğinde kovanız kumdan başka bir şeyle dolmamış olacak. Arzın çok olduğu anlarda siz kovanızı doldurmuş olursanız talep te genelde dalganın gittiği anlarda gerçekleşeceği için boş kova ile kazanç mümkün olmayacaktır. Bu nedenle akarken doldur gibisinden bir yöntem sürekli ticaret ehlinin ağzındadır.

Hammadde kaynakları, tedarik yolları ve bireylerin mevsimlik tercihleri gibi unsurlar nedeniyle talep sürekli aynı düzeyde kalmamaktadır. Örnek vermek gerekirse yazları insanlar ailelerini memleketlerinde ziyaret etmek istediği veya tatile çıktıkları için büyükşehirlerde önemli oranlarda boşalma söz konusudur. İnsanların tatil veya ziyaret zamanlarında normal zamanda da aynı talebi göstereceklerini düşünerek arz ortaya çıkaracak olursanız karşılığı olmadığı için maliyetlerinizi karşılayamayacak duruma düşersiniz.

Maliyetler farklı türleri bulunmakla birlikte işletmecilikte sabit ve değişken olmak üzere genelde iki grupta toplanır. Sabit maliyetten kastımız kapasite ne olursa olsun o işin gerçekleşmesi için gerekli olan harcamayı temsil eder. Buna örnek vermek gerekirse ister bir vatandaşın üniversite eğitimi alması için isterse de binlerce kişinin aynı hizmetten faydalanması için üniversite kuruluşu için aynı harcamanın gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Buradan hareketle ülkemize olan borcumuzun bedelini hesap etmek gerekir. Aynı şekilde ailenizin sizin yetişmeniz için yaptığı veya vaz geçtiği bedeli de hesaplamakta fayda var. Böylece ailemize ve ülkemize çok şeyler borçlu olduğumuzun bilincinde yaşamak gerekir.

Benzer şekilde bir kişiye de yemek sunsanız binlerce kişiye de yemek sunacak olsanız lokanta kurulumu için aynı harcamayı yapmak lazım. Değişken maliyetlere gelince bu kapasite ile doğru orantılı olmakla birlikte bir kişiye sunulacak olan ürün ya da hizmet için gerekli olan maliyetleri kapsar.

Bir kişiye iki yüz gram et üzerinden hizmet sağlayacaksanız. Üç kişi geldiğinde aynı hizmet için altı yüz gram ete ihtiyaç duyacağınız anlamına gelir. Ancak değişken maliyetlerin çok güzel bir tarafı bulunmaktadır. Siz kapasite arttıkça hacmi büyüttüğünüz için tedarik etmenin maliyeti düşer.

Perakende sektöründen örnek verelim. Mahalle bakkalında bir üründen en fazla bir koli bulunmak durumundadır. Toptancının kapısını çaldığınızda size indirim yapmadığı gibi ürünlerin nakliye masrafını sizin üstünüze yıkar. Birden fazla şubesi olan ve yüksek hacimli mal tedariki yapacak olan market zincirinin kapısına toptancılar sürekli gider ve size sundukları fiyatın çok altında ve hediyeler vererek (100 koli aldığınızda 10 koli promosyon gibi) satışı gerçekleştirmek isterler.

Netice itibariyle siz bakkalınızda yüksek maliyet nedeniyle zincir marketin sunduğu fiyata ürünü satamaz hale gelirsiniz. Hatta sunacak olsanız bile zincir marketin sizden maliyeti çok düşük olduğu için aynı karı elde etmeniz mümkün değildir. Sonrasını anlatayım isterseniz.

Siz yüksek fiyata satış gerçekleştirdiğiniz için peşin satış olanağınız olmaz. Müşteri profili ona göre şekillenir. Defter artık iyice kabarmadan satış yapmak mümkün değildir. Bir hayır sahibi gelip o defteri satın alana kadar alacaklarınızı tahsil etmeniz aklınızda bile olmaz. Bahsi açılmışken bu defterlerin satın alınması veya askıda ürünler bulundurulması toplumun artık bu defterlere gerek duymadığını görene kadar iyi bir gelenek.

Netice itibariyle ister büyük işletmeler isterse de küçük işletmeler için maliyetlerin yönetimi çok büyük önem arz etmektedir. Bu durum bizim kültürümüze de yansımıştır aslında. Zahire toplamak piyasada malların bolca bulunduğu günlerde kış için birikim yapmayı gerektirir.

Burada büyük oranda el emeği ile kişiler aile bütçelerini destekleme arzusundadır. Ancak kimi zaman fabrikasyon ürünler el emeği ile elde edilen ürünlerden daha ucuza denk gelmektedir. Buradan yöresel ürün pazarlarına bir pazarlama olanağı da böylece doğmuş oluyor. Ürünlerin online satışının yapıldığı pazarlar oluşturmak da bu ihtiyacı gidermek için.

Olağanın üstünde geliri olanlar kendi aralarında pek bunu konuşmazlar ama kendilerinden alt düzeyde geliri olan kişilere elde ettikleri güzellikleri övmekle bitiremezler. Bunu hayatımda pek çok kez deneyimledim.

Lisansı özel üniversitede burslu olarak okumuş birisinin neler yaşamış olduğunu gözünüzün önüne getirin. Konu her ne olursa olsun bir şekilde Taşköprü sarımsağına, Kars kaşarına, Kayseri pastırmasına evriliyordu.

Hayatımda ne bir bardak kahveye günlük apart kirası alanların veya bir hamburgere ev kiramın beşte birine denk gelen ücreti isteyenlerin menülerine hâkim olmadım. Söz ettiklerinin ne olduğu ile ilgili bir fikrim dahi yoktu. Sonradan gelire ulaşınca da artık benim tercihim olmadıklarının farkına vardım.

Yılmaz Erdoğan’ın dediği gibi gidip bizzat Urfa’da da yemişliğim var söylemesi ayıp lahmacunu ama hiç o kadar aç oturmadım sofraya. Onlarla konuşabilecek bir şeyimiz olmadığı için de genelde kütüphanede geçiyordu zamanım. Birinci sınıftan son sınıfa kadar öğle aralarında çoğu zaman kütüphanedeydim.

Ben aldığımda ihtiyacı olan birisi kitaba ulaşamazsa diye düşünerek kitapları hiç ödünç almadım. Genelde de ben kitabı nereye bırakmış olursam bir sonraki gün oradan aldığım için ihtiyaç ta hissetmedim.

Mezun olurken kütüphane ile ilişiğimin olmadığına dair kütüphane sorumlusunun yanına gittiğimde çok şaşırmıştı. Her gün kütüphanede olan birinin bir tane bile ödünç kaydı yoktu. Nasıl olur sen her gün buradaydın diye de çıkışmıştı hatta. Oysa ben alacağımı çoktan almıştım kitaplardan.

Netice itibariyle sürekli bir maliyet dengesini gözetmek durumunda kaldım. Farklı düşünmek sürekli bedeller ödemenize yol açıyor. Çoğu zaman da olduğu gibi değil de olması gerektiğini düşündüğüm şekliyle yaşamak daha büyük haz veriyor.

Herkesin beklentisi itaat ancak ben yanlış olduğunu düşündüğüm şeyle ilgili uyarmadan edemiyorum. Dokuz köyde de bu dediklerimin karşılığının olmadığını bilerek ısrarcı olmaya devam.

Toparlamak gerekirse işletmecilikte maliyetlerin yönetilmesi büyük önem arz eden bir husus. Bunu profesyonel olarak takip etmeniz için de Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) gibi yazılımlara ihtiyaç duyarsınız.

İşletmeler büyüdükçe bu ihtiyaç artık göz ardı edilemez hale gelir. Organizasyonun türü ne olursa olsun planlama tek elden yönetilebilir hale geleceği için geleceğe yönelik provizyon çizme imkânı doğar. Gençlere tavsiyem bu yüzden ERP konusunda kendilerini geliştirmeleridir.

Piyasadaki çok büyük şirketlerin kullandığı yazılımlarda bile çok büyük eksiklikler var. İşletmelerin üstüne dikilmiş olan yazılımlardan daha fazla fayda gördüklerini gözlemliyoruz. Hatta sık kullanılan yazılımlara farklı arayüzlerin yazımı ile ilgili büyük bir pazar bulunmakta.

Bu dediklerimi yapabilmeniz için de bakmakla görmek arasındaki farkı algılamaya başlayacağınız gözlem yapma becerinizi geliştirmeniz gerekmekte. Buradan hareketle bir sonraki yazı gözlem becerileri üzerine olacak. Birbirinize karşı en iyi dileklerinizin gerçek olması temennisiyle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Selim EREN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?