Nerden Çıktı Bu Macarlık?

Bugün sabahleyin “Raşit Dostum”un sataşan ve nizah isteyen elmeki ile uyandım desem yeridir. “Macarların milli marşında Türk düşmanlığı izhar ettikleri günlerden birinin daha sabahına eriştik. Bunu bilmeyen Türklerin Doğu Türkistan davasını hangi şuurla sahipleneceklerini bugün karşılaştığımız kimselere soralım lütfen.

Hayırlı sabahlar” şeklinde bir elmek. Daha önceki muharevelerimizde bu Macarlık nerden çıktı, resmi isimleri “Hungary” olan bu devlete biz niye “Macarlar” diyoruz diye bir yorumda bulunmuştum. Dostum da bu adamların Hıristiyanlığından mütevellit Türk kabul edilemeyeceklerini ifade eylemişti. Dostumuz iddialarında halen ısrarcı.

Hâlbuki bizim iddiamızda ortada. Biz gâvurların bize bellettiği tarih üzere bakmayalım, bu sebepten Macar değil, Hunistan diyelim diyoruz. Ayrıca bir toplumun günümüzdeki hali değil, tarih içindeki yeri de önemli. Kurulan oyunu bozup, yeniden oyun kurucu olmamız lazım demek niye suç olsun.

Gâvurların kurduğu oyunları ezber etmekle ele bir şey geçmeyeceğini, geçtiğimiz yüzyıl bize kaç defa öğretti. “Müslümanlar aynı delikten iki defa ısırılmaz” diyen bir peygamberin ahfadı daha kaç kere ısırılacak aynı delikten. “Hunluların” Türk düşmanlığını tarihi süreçte normaldir ayrıca.

Zira siyasi rekabettir mevzu bahis. Siyaseten tarihimizde baba oğul düşmanlıklarına oldukça âşina değil miyiz? Bu düşmanlık onlarında bizimle aynı köklere sahip olduğu gerçeğini değiştirmez. Tıpkı Şah İsmail gibi, Uzun Hasan gibi, Dulkadiroğulları gibi. Malum bu devlet ya da aşiretlerde Osmanlılarla siyasi rekabete girmişlerdir.

Ayrıca ister tarihi hakikatler adına olsun ya da İslam tebliği adına, Hunluların Türk olduklarını görmek ve kırılan bağları yeniden kurmayı düşünmek Allah’ın da hoşuna gitmez mi?

Bir yerde gözüme çarpmıştı. “Hunistan”a iki ülkenin Macaristan dediğini ve bu ülkelerden birinin Türkiye olduğu yazıyordu o metinde. O zamana kadar benimde aklıma gelmemişti böyle bir soru. Hakikaten bu adamlar milletlerarası müsabakalarda ülkelerinin adını resmi olarak “Hungary” yazıyor ve ben bu niye böyle ki diye düşünürdüm ama üstünde durmamıştım. Tâ ki yukarıdaki satırları okuyana kadar. O satırlar beni ayıktırdı.

Evet, bu adamlar kendilerine “Hungary” diyorsa ve Hunlar bizim de atalarımız olduğuna göre niçin yeniden kırılan bağlarımızı kurmak adına buradan bir “vira bismillah” demeyelim? Çeşitli hilelerle Dünyayı yaşanmaz bir mekâna çeviren zalimlere karşı ittifak kurabilme umudumuz olan ülke ve toplumlarla ortak bir oyun kurmak zamanıdır artık. Bunun da en kese yolu tarihî, dinî, kültürel, coğrafi şartların verdiği imkânları kullanmaktan geçer.

Hunluların Hıristiyan olması sıkıntı olmamalı ayrıca. Tarihte kaç devlet var ki, birçok farklı dini ve milliyeti olan toplulukları yönetmiş olsun? O devletlerden en büyük ve mütekâmili olan Osmanlı devleti değil mi? Tıpkı Enver Paşa’nın “ben Türkistan coğrafyasında şehit olursam, uzun zamandır birbirinden kopuk olan Türkistan Türklüğü ile Anadolu Türklüğü arasında yeniden bağ kurulmuş olur” dediği gibi. Bu şekilde adanmış yüreklerin sayesinde Hun Türklüğü ile Anadolu Türklüğünün yeniden işbirliği yapması her iki toplum içinde büyük faydalar sağlayacaktır.

Esasen tarihe müracaat edildiğinde Hunlularla aramızdaki bağların oldukça fazla olduğu görülecektir. Mesela, Bizans bin yıl önce Macaristan’a “Türkiya” diyor. Macar boylarının Orta Avrupa’ya geldiği yıllarda bu kavmi yöneten ve daha sonra ülkenin ilk kralı olan Arpad hanedanından 3.Bela’nın kemik örneklerinden alınan DNA’larda Asya kökenli olduğu yazıyor metinlerde. Daha sonra başka bir mezardan alınan örnekler de Macarların Asya kökenli olduğunu gösteriyor. Buradan hareketle ilk Macarların Asya kökenli olduğu hatta genlerin %25-30 arasında Asya Türklerinin genleriyle benzeştiği tespiti de var.

Macaristanın iki kurucu kardeşlerden birinin adı Hunar, diğerinin adı Magor. 800’lü yılların sonuna doğru Panon ovasına yerleşirler. Macar krallığının ilan edildiği M.S.1000 yılında Macar kralına Bizans tarafından hediye edilen tacın üzerinde “Türkiya’nın kralına” ibaresi yazıyor.

1689 yılındaki Viyana kuşatmasından sonra elimizden çıkan Hunistan’a sahip olan Habsburglara karşı verilen bağımsızlık mücadelesinde Osmanlı Hun krallarının iltica kararlarına olumlu cevap vermiş, kendine sığınan Thököly, Rakoczi, Kossuth gibi özgürlük kahramanı Macar mültecilere kapılarını her zaman açık tutmuş, onları desteklemişlerdir.

Dikkat çekici hususlardan biride Hungary dilinin dil ve kelime yapıları Avrupa’daki hiçbir dile benzememesi. Bir Macar öğretmen bana “biz Avrupa’nın ufosuyuz” demişti birkaç sene evvel. Onların da aklı başında olanları Avrupalılardan farklı olduklarını biliyor.

1912 yılında kurdukları “Macar Turan derneği” ile Macar elitleri “Turanizm”i kendi öz kültürlerinin korunması amacıyla önemsemişlerdir. 1870 yılında ilk defa Türkoloji Budapeşte üniversitesinde bir disiplin haline getirilmiş, Macar Türkologların bulguları Türk aydınları arasında Milliyetçilik ve Türkçülük düşüncesinin uyanmasına etkili olmuştur.

Bu tarihi köklerin yanında, günümüzde de Macarlarla aramızda iyi ilişkiler hep olagelmiştir. 1. Dünya savaşında aynı ittifakın içinde yer aldık. Türk istiklal harbini hep destekleyen Macarlar, 1923 yılından sonra Ankara’da açılan ilk yabancı elçiliklerden birini açmışlardır. İstiklal harbi mücadelemizi hayranlıkla seyreden ve destekleyen Macarlar, “Türkçe Konuşan Ülkeler Parlamentolar Arası Birlik” kurumunda resen gözlemci sıfatıyla yer almaktadır.

Bu misalleri daha da çoğaltmak mümkündür. O zaman bu kadar çok ortak noktamız olan ve Avrupa’nın kalbinde bir hançer gibi saplı duran Hunlularla her türlü işbirliğimizi geliştirmek varken niçin uzak duralım birbirimizden. Varsın Hıristiyan olsunlar. Bu toplumla olabilecek bir yakınlaşma, kurabileceğimiz ortak bir istikbal tasavvuru aynı zamanda İslam’ın tebliği bakımından da büyük bir imkân verecektir bize. İşte o zaman “Sakarya”, “kardeşleri cömert Nil ve Yeşil Tuna” ile yeniden buluşacak, el ele vererek “bir büyük birlik” gerçekleşebilecektir. Böyle bir birliğin gerçekleşmesi halinde büyük Türk ülküsü, Turan’ın bütün yolları açılacaktır.

Tuna’dan Turan’a başlayacak bu büyük yolculuğun neşesini duyanlara selam olsun…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cüneyt Cesur - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?