Dünyada “İstenmeyen” Misafir Olarak İnsan

Sanat, bir “temsil şekli” olmasının yanında bir medeniyetin, ifadenin, yaşam şeklinin, inanış tarzının da şeklidir. Sanat, ferdi olarak ve toplumsal bağlamda kendisini ilgilendiren her şeyin, kendini inşa etmesinin yoludur. 

Yaradılış gayesi ve dolayısıyla külli akıl nedeniyle homo sapiens zorunlu olarak homo faberdir ve zihinsel ve sanatsal yaratma kabiliyetine sahiptir. İnsanın tabiatı taklit etmesi meselesi buradan çıkmaktadır; çünkü insan Tanrının suretinde yaratılmıştır. Tanrısal ilke mutlaktır ve sınırsızdır zuhur edici yahut yaratıcı maya sınırsızlıktan kaynaklanır. Yeterli olmayan bir ruh esirgeyip bağışlayan kutsalın özünü oluşturan ilahiyi cezbetme meziyetine sahip olamayacaktır. Platon’a göre göz uzuvlarının tabiat anlamında güneşe en benzer olanıdır yani göz eğer kendisinde güneşin tabiatından bir şeyler barındırmasaydı güneşi göremezdi. Burada Tabiat-İnsan- Tanrı tasavvuru vardır. 

Bu bağlamda baktığımızda insanın görmesi, inanması, sanatı algılaması, Lütf-u İlahiyi cezbetmesi insanın dünyadaki varlık amacı mıdır?

Sahi insanın hakiki anlamda dünyadaki var oluş amacı nedir?

Camus düşüncesine göre, Tanrı'nın var olmaması, nihai bir amacı olmayan bireyin varolmasının anlamsızlığına katkı sağlayacaktır. Hatta" 'absürd', Tanrı'nın var olmamasının dolaylı bir sonucudur; bir inanç söz konusu olmadığında insani özlemlerle dünya arasındaki uyuşamama hali de keskin bir hal alacaktır. 

Absürd tanımında bir kıyas halinin olduğundan da söz etmek mümkündür. Kişi için evren akla aykırıdır,saçmadır: insan kendi çerçevesi içinde uyumludur ve dünya da kendi çerçevesi içinde uyumludur. Uyumsuzluk bu ikisinin birbiri ile savaşı sonucunda ortaya çıkar. Tabiat-İnsan- Tanrı tasavvuru ile insan bir açıklık isteğindedir. Bu bağlamda evrenden bir karşılık bekler ama bu nafile bir çabadır; evren bu açıklık isteğine karşılık vermez. Sanat, bu tasavvur etme gayretiyle anlamlandırdığında bilme isteği ile karşı karşıya kalacaktır. Anlamlandırma ve bilme isteği karşısında ise akıl güçsüzdür. İnsan açıklık isteğiyle anlamadığında yalnızlığı artacaktır. Nitekim bu absürd dünyada istenmeyen bir misafirdir insan..

Steiner, “Tragedyanın Ölümü“ eserinde “Tragedya, dünyada istenmeyen misafir olduğunu bilen insanın macerasıdır!” tespitinde bulunmuştur. Dünyada bir var oluş amacı olduğuna inandırılan insan dünyada istenmediğini düşünürse ne yapar?

Dünyada istenmeyen insan, ya dünyada olmaktan vazgeçecek ya da kendisini istemeyene karşı bir tavır sergileyecektir. Tragedyanın “kozmosu” zannımca burada ortaya çıkar. Tragedya kozmosunda, sükûnet yoktur; “Tanrıların” trajik kahramanın üzerinde oynadığı oyunlar vardır. Tragedya kahramanı, kendisine, onu dünyada istemeyen ‘tanrısal ya da insanüstü varlıklar’ tarafından çizilen bir kaderin boyunduruğuna girmiştir artık ve çabası yazgısını değiştirmektir. O yazgıyı değiştirmek için verilen mücadele bu yolda “öğrenilenlerdir”. Bu da tragedyanın temelini oluşturur. 

Antik Yunan’ın “insanlarla oyun oynamayı seven tanrılarından, “tanrının öldürüldüğü” modern döneme ve sonrasında da “tanrının öldürüldüğü fikrinin de nihayetinde öldürüldüğü” ultra-modern dönemde insanın çaresizliği ve hayattaki amaçsızlığı kat kat artacaktır.

İnsan, misafir olduğu dünyada pek çok şeye karşı çaresizdir artık. Tanrıyla ilişkisini her açıdan yitirdiği için çürümenin ortasında kendisine yarattığı yeni” Tanrılar” tarafından dünyada istenmeyen bir misafir olmuştur... Yaşamaktan başka bir değere inanmayan insan böylece absürd bir hayatın kucağında kalmıştır. 

Tanrı’nın sureti olarak asli kıymeti ile uyum içerisinde olmayan ruh kutsal sanattan uzaklaşacak aklı kötüye kullanarak akli ve deruni olanı ihmal edecektir. Yitirilen değerler ve anlamsızlık girdabında çaresizdir artık..

Tragedya “istenmeyen misafiri”, post-modern dünyada, kimliğini, hiçliğin ortasında ne olduğu bilgisini ve her şeyini yitirmiş “dünyada olmayı istemeyen misafire” dönüştürür. Yöntem iki şekildedir; Bunlardan birincisi kendisini dünyada istenmeyen misafir olarak görmesini sağlayanlara karşı savaşını var eden, diğeri savaşacak takati de, savaşmak için bir objesi de olmayanların dünyası..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Merve Kaplan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.

02

Bilal Erdoğan - İnsan bu aleme Rabbinin emrettiği vazifeleri yapmak, insanca yaşamak ve diğer insanlara saygılı olarak yaşayarak vazifesini tamamlayacaktır.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 22 Ağustos 19:30
01

Kemal - Kaleminize sağlık her zaman ki gibi muhteşem tebrikler

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 22 Ağustos 14:12


İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?