Devlet Neden Babadır?

Milletimi kalkındırayım, besleyeyim diye…

Çıplak milleti elbiseli, fakir milleti zengin kıldım.

Kutadgu Bilig'de, Bey halkı bilgi ile elinde tutar; bilgisi olmazsa akıl işe yaramaz, denilerek devletle halk arasındaki irtibatın çok önemli bir yönüne işaret eder: Bilgi. Türk devlet anlayışı halkın babası konumunda aklını hangi bilgiyle donatmış yahut hangi gerçekliğe dayanmıştı ki Türkler devlete baba sıfatını vermişlerdi.

Müşterek bir terbiye, ahlak ve vicdan birliği içinde ve bunun bilgisi ile halkı/milleti idare eden Türk devlet idraki elbette günümüzün patronaj anlayışına ve çıkar odaklı bütünleşmeleri merkeze alan devlet telakkisinden farklı bir yerde ve kanaatimizce varlığının doğasına çok daha uygun bir yerde duruyordu.

Kuvvete dayalı ve otokratik gibi gösterilmeye çalışılan bu baba devlet anlayışı çok daha organik ve çok daha samimi içtimai sözleşmelere dayanıyordu. Sömürgeci bir anlayışın kendi toplumu ve başka toplumlar için icad ettiği aklın bilgisi şüphesiz teknolojisi gibi mekanik olacak, evrimciliğindeki anlayışla insanı da bu çerçevede değerlendirecektir.

Bu devlet için töre/hukuk ve adalet modern devletin kibirli teorilerinden çok daha organik bir tarzda Türk devletinde işlemişti. Lakin Ortaçağ batısının devletimsilerine galebe çalan modern aklın teorileriyle baba devlet bünyesini kategorize etmek şüphesiz bir gerçek çarpıtması ve akıl tutulmasına yol açacaktır ve açmaktadır.

Tarihî bir dönemin arızlarına karşı kendi iç şartlarında bir kültürün ürettiklerini evrensellik iddiasıyla insanlığa dayatmasının anomalilerini önceleri modernleşme şimdileri ise küreselleşme kostümü içinde yaşamaktayız. Hiçbir tarihi tecrübenin faydadan hali olmadığı, her tecrübenin tümüyle iyi ya da kötü olamayacağı fikri ile itidale ulaşmak bu savrulmalar zamanında en anlamlı yol gibi gözüküyor. Tümden kabul yahut red akla deli gömleği giydirmekten başka bir şey olmayacaktır.

Kutadgu Bilig'de baba-oğul ilişkisi özellikle bir kısımda ortaya konulur. Bunun aile içinde manası yanında bir önemli sebebi de ailede görülen bu sosyolojik ilişkinin devlet baba kavramsallaştırılmasında genelleştirilmiş olmasıdır. Bu bakımdan bir siyasetname olan Kutadgu Bilig'de babanın oğluna tavsiyeleri bir anlamda da devletin oğullarından beklentisini de açığa çıkaracaktır.

Bu sayede belki de devlet baba kavramının rasyonel bir kavramsal içeriği olduğu hususu da gösterilmiş olacaktır. Bu yolla baba-oğul imajinasyonu ile ailenin ve kültürün küçük planda devletin devamı ise büyük planda süre giden hafıza noktasında ele alınabilecektir.

Elbette modern öncesi çağın gerçeklik dairesine dair bir kültürde yazılan Kutadgu Bilig'in ortaya koyduğu meselelerin şekilleri ve cevapları üzerinden değil özler ve bu metinden güne aktarılacak sualler ile geleceğe bakmak endişesi ile ele almak zarureti ifade edilmelidir.

Peki, gelenek devleti niçin baba gördü? Bu anlayış esasta nasıl gerekçelendirilebilir?

Bu soru İbn Haldun'a sorulsaydı muhtemelen cevabına şu tespitle başlardı: Şu halde insan nevi için (içtima ve toplu olarak yaşamak zaruridir. Aksi takdirde insanların varlıkları ve onlar vasıtasıyla Allah'ın âlemi mamur ve onları arzda kendine halife kılma yolundaki iradesi tam olarak gerçekleşmiş olmayacaktı. Bu ilmin konusu olarak seçtiğimiz umranın manası işte budur…

Beşer için içtima (cemiyet hayatı) zaruridir. Umranın manası da budur. İctimaî hayatta halkı, kendisine müracaat edecekleri bir kanun koyucuya/yasaklayıcıya (vazi') ve hâkime mutlaka ihtiyaçları vardır. Onlar hakkında hüküm veren yönetici bazen Allah tarafından nazil olan hükümlere istinat eder, hâkim bazen de aklî siyasete dayanır. İşte insanın ferdiyetinin bir adım ötesi aileden başlayarak “baba” imgesi en geniş teşkilatlanması olan devlete kadar kadim dünyada mevzu bahis oldu.

Organik bir süreç olarak varoluşun icabı bahsedilen baba telakkisini önümüze koyuyor. Baba nasıl doğumun tohumu ise devlette de yönetici olarak baba içtimai düzenin tohumu hükmünde olacaktır. Buna ilave düzeni sağlamak işlevinde baba aile içinde nasıl çekirdek ise devlette de baba sıfatında yönetici benzer analojiyle düşünülebilir.  

Baba varoluşun esasında karşımıza çıkarken bahsedilen düzenin nasıllığına bais olmak açısından da umranda manalı bir yer alacaktır. İbn Haldun tam burada Umran, toplumla kaynaşmak ve ihtiyaçları gidermek maksadıyla şehire veya bir konaklama yerine inmek ve orada birlikte ikamet etmekten ibarettir. Birlikte yaşamanın sebebi maişetleri temin ederken tabiatları icabı insanların birbirine yardım etme durumunda bulunmalarıdır, tespitini yapacak ve birlikte yaşamanın temini bakımından devlet ve yöneticisinin durumunun baba sıfatıyla taşıyacağı manayı muhtemelen ortaya koyacaktı.

Bunun devamında ise İbn Haldun, Sonra bu içtima insanlar için hâsıl olup âlemin umranı onlarla tamamlanınca bu takdirde insanları birbirine karşı koruyacak (ve saldırılarını defedecek) bir vazia (kötülükten caydırıcı bir güce) mutlaka ihtiyaç vardır. Çünkü saldırmak ve haksızlık yapmak (udvan ve zulm) insanların, hayvanî tabiatlarında mevcuttur. Yabani hayvanların tecavüzlerini defetmek için imal edilmiş olan silah, insanlardan gelen tecavüzleri defetmeye kâfi değildir. Çünkü aynı silah diğer insanların hepsinde mevcuttur.

Şu halde insanların yekdiğerine karşı tecavüz etmelerini önleyecek “başka bir şeye” behemahal ihtiyaç vardır. Bahis konusu “başka şey”, kendilerinin dışında olan bir canlı olamaz. Çünkü hayvanların tümü, idrak ve ilham itibariyle insanlardan eksiktirler. O halde bahis konusu vâzi' insanlardan biri olacaktır. Fakat bu vâzi'in diğer insanlar üzerinden bir galebesi sultası, kahir eli ve üstün bir hâkimiyeti bulunacaktır.

Böyle olmalıdır ki, bir kimse diğerine tecavüz edemesin, zarar veremesin. Hükümdarın manası işte budur, izahıyla devletin baba olmasının mahiyetini bize gösterecekti. Devleti “baba” gören gelenek adalet dairesi çerçevesi içinde insan tekinin içtimai varoluşunun esası olan devletin ve medeniyetin esasının zeminin ortaya koyar. 

İnsanlar müşterek ahlak, terbiye ve vicdanda aile zemininde başlayarak şehir ve ülke çapına kadar ki teşkilatlarında organik bir bütün görüldüğünden birlikte yaşama duygularının esası modern zamanların dayattığı telakkilerden çok daha esaslı ve gerçekçi idi. Baba kavramının burada öze ve oradan teşekkül edecek sürece tekabül eden manasını görerek bunu tarihi gerçeklik içinde tüketmeden anlayamaya çalışmak bu yazıda gösterilmek istenenin daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.

Burada illacı bir zorlama değil ama sert suyu yumuşatacak yahut moderniteyle kafa karışıklığına karşı bir hatırlatma söz konusudur. Devletin şerikleri onun inorganik çıkar ortakları olmayıp, organik bağlarlar onda kendi öz düzen ve müştereklerini gerçekleştirme imkânına dair tabii birlikteliğin değer ortakları olduğu gözden hiç kaçırılmamalıdır. İnsan tekinin içtimai kimliği milletse bunun bahsedilen düzen için teşkilatı devlettir.

Bu bakımdan içtimai varlık olarak bir araya gelen insanlar bu manada bir millet duygudaşlığında kaynaşırlar ve bir şehir, ülke yahut beşeriyet bazında yardımlaşmak için birlikte olurlar; manasız çıkarların bir toplumu millet yapmayacağı gibi, çıkar odaklı ortaklıklara şerik olmanın babayı bir patrona dönüştüreceğinde şüphe yoktur. O zaman varoluşumuza yabancılaşmışız demektir. Hülasa devletin baba olması siyasi değil varoluşsaldır. 

Vesselam…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Altan Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?