Çevre Bizim Neyimiz Olur?

Çevre kirliliği denilince akla birçok şey geliyor. Sokakların, nehirlerin, yolların, piknik alanlarının, dağların ve taşların, kısacası içinde yaşadığımız doğanın her yerinin kirliliği anlamına geliyor. Bir de bunlardan farklı olarak gürültü ve ışık kirliliği var. Doğadaki bitkiler ve hayvanların, insan kadar temizleme yetisi olmamakla beraber, insan gibi kirletme yetisi de yok. Bazı hayvanların kendi dışkılarını toprağa gömdüklerini düşününce, girdiği her yeri çöp yığınına dönüştüren insanoğlunun, kendi yaptığından utanması gerekir. Bir yerde ne kadar hayvan ve bitki olursa olsun orası asla kirlenmez. Lakin insanoğlu devreye girdiği zaman bunların her ikisini hunharca kullanıp hem katletmekte hem de doğayı sorumsuzca kirletmektedir.

Doğa dediğimiz alan, doğduğumuz anda dayalı döşeli bir ev gibi bulduğumuz yaşam alanımızdır. Yaşadığımız evi nasıl ki temiz tutmamız gerekiyorsa, doğayı da aynı şekilde temiz tutmamız gerekiyor. Hatta, doğanın temizliğine, kendi evimizden daha çok titizlik göstermek zorundayız. Zira doğa, tüm canlıların yaşam alanıdır. Sorumsuzca kirlettiğimiz alanları, başka insanlar da kullanabileceği gibi, kirlilikten hayvan ve bitkilerin de olumsuz etkileneceklerini gözardı etmemek gerekiyor. Biz doğal temizliğe ne kadar özen gösterirsek, doğa da bizim sağlık ve mutluluğumuza o kadar katkı sağlayacaktır.

Meseleye dünya ölçeğinde bakarsak, 2015 yılında Fransa’nın başkenti Paris’te bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’dir. 195 ülkenin imzaladığı anlaşma 2016 yılında yürürlüğe girdi. Özellikle kimyasal kirlilikten kaynaklanan iklim değişikliği ile mücadeleyi esas alan sözleşme, üzerinde yaşadığımız dünyanın geleceği açısından son derece önemlidir. Bu anlaşma ile uzun vadeli sıcaklık hedefi, küresel ortalama sıcaklık artışını sanayi öncesi seviyelerden, 2 derece artış seviyesi ile sınırlı tutmak, hatta 1,5 derece için çaba harcamaktır. Bu seviye yakalanabilirse iklim değişikliği riskleri ve etkileri önemli ölçüde azalacaktır. Bunu sağlamak için, emisyonların mümkün olan en kısa sürede azaltılması, 21. Yüzyılın ikinci yarısına kadar salınan ve tutulan sera gazlarının dengelenmesi hedeflenmektedir.1 Hepinizin de hatırlayacağı gibi, ABD Başkanı Trump, göreve gelince bu anlaşmadan çekilmiş, son seçilen ABD Başkanı Bıden ise bu anlaşmaya geri döndüklerini açıklamıştı.

Gördüğünüz gibi çevre kirliliği dünya ölçeğinde bir sorun olarak önümüzde duruyor. Umuyor ve diliyorum ki; en azından imza koyan ülkeler bu anlaşmaya sadık kalsınlar ve gereğini yapsınlar. Ancak bu konuda çok da ümitvar değilim. Çünkü devletler, tıpkı insanlar gibi alışkanlıklarını ve çıkar hesaplarını kolay kolay terkedemezler. Bunun örneğini yerel bazda da görebiliriz. Geçtiğimiz günlerde Çağlayancerit’de bulunan Aksu Çayı’nın kaynağına gittim. Su o kadar berrak ve temiz ki. Eğilip avuçlarımla birkaç yudum su da içtim. Ancak gel gör ki aynı su, Aksu Köprüsü’ne geldiğinde adeta bir zifte dönüşüyor. Peki bu konu ile ilgili yıllardan beri verilen sözler olmasına rağmen bir şey değişiyor mu? Hayır. Kirleten fabrikaların sahipleri kendi iradeleriyel bu duruma bir son vermeyi düşünüyorlar mı? Hayır.

En son Afşin-Elbistan termik santraline filtre takılması olayının yılan hikayesinden de öte bir boyuta büründüğünü hepiniz hatırlarsınız. Sır Barajı’na bırakılan atıklardan suyun yüzeyinin kapkara olduğu görüntüler de hala hafızamızdan silinmedi. Piknik alanlarına gittiğimizde nasıl bir kirletme yarışı yaşandığını, olayın magandalık boyutuna vardığını hep birlikte görüyoruz. Yine Çağlayancerit’de yer alan Helete (Düzbağ) çayına girip bir serinleyelim diyen bizim gençler, iki dakika sonra sudan geri çıktılar. “Hayırdır? Niçin hemen çıktınız?” diye sorduğumda, suyun üzerinde hayvan bağırsağı gördüklerini söylediler. Aynı şekilde çayın çevresinde de kesilmiş hayvan atıklarına hep birlikte şahit olduk. Bu, çevre adına magandalık değil de nedir?

Bu konunun eğitimini nasıl vereceğiz bilmiyorum. Üniversiteyi kazanacak diye gençlerimizi sadece test çözen konuma getirdik. “Onu başarırsan senden başka bir beklentimiz yok” diyoruz adeta. Böyle yetişen nesil de piknik alanlarına gittiği zaman yukarıdan kafanıza karpuz kabuğu atıyor. Gürültü ve ışık kirliliği de yine üzerinde özenle durulması gereken, ancak o da diğer kirlilikler gibi görmezden gelinen kirlilik çeşitleridir. Özellikle sokaklarda, arabada gece yüksek sesle müzik dinleyenler de bu eğitim sisteminin birer ürünü. İnsanlık ve vicdan elimizden kayıp gidiyor ama olsun biz çok iyi test çözüyoruz.

1 Bilgiler www.wikipedia.org sitesinden alınmıştır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Boz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?