Varlığın görünen ve görünmeyen yönüyle başlangıç noktası: Nokta

İnsan, rastgele gibi görünse de hem zahirde hem batında belirlenmiş bir noktadan başlar hayata. Artık vardır ve alemde bir noktadır. Varlığı görülen, duyulan; inkarı mümkün olmayan… Nokta bilgisi yıllar sonra zihnine işlenecek ve belki de bir ömür sadece bir imla işareti olarak öylece kalacaktır. Öğretilmiştir, öğrenilmiştir, hiç sorgulanmamıştır. Oysa, başlangıcını sorgulamayan bir benliğin nihayetini görmesi ve yürüdüğü yolda neler yaşadığı ve yaşayacağı tamamen başkalarının tasarrufuna bırakılmıştır. İnsanı diğer varlıklardan ayıran tek temel özellik “akıl” melekesi ile var oluyor olmasıdır. Akıl sahibi olanın üzerine vazife ilk şey sorgulamaktır. Hayatın devamlılığı, beşerin tekamülü ve ölüm ötesinin –kişiye bağlı- hazırlığı buna bağlıdır. Kendisinde var olan idrak ölçüsünde sorumluluk sahibidir.

Varlığın görünen ve görünmeyen yönüyle başlangıç noktası: Nokta.

Matematikte temel bilgiler kapsamında öğretilen doğru ya da doğru parçası bilgisi verilirken, tahtaya çizilen bir çizginin noktalar kümesinden oluştuğunu tebeşirin ucundan çıkan noktaların yan yana dizilip kendi varlıklarından sıyrılıp doğruyu nasıl meydana getirdiğini görmeyenimiz yoktur.

Nokta her şeyin başlangıcıdır, diye sözü sürdürsem yeridir. Alemde başlangıcı olan her şeyin bir sonu (fanilik) olduğunu bize bildiren yine noktadır. Bu ise henüz ilkokulumuzun ilk günlerinde yazdığımız fiş cümlesinin sonuna “özellikle belirtilerek” konulan noktadan öğreniyoruz.

Başlangıç ve bitiştir nokta.

Nokta kararlılıktır. Bir cümle bir söz söylenmiş ve bitmişse ondan hasıl olan anlamın kararlılığı sonundaki noktada saklıdır.

İzdir, yoldur, mesafedir nokta.

Anlaşmak ve ayrışmaktır bir konuda.

Buluşmaktır; hem fiilen hem fikren.

Problemdir, bazen çözümsüzlüktür nokta. Hem noktasız soru işareti size de eksik gelmiyor mu?

Şüphedir, kesin kanaattir kimi zaman.

Bütün benliğinle dikkattir, dikkat edilmesi gerekendir.

Sadece duruşuyla anlamdır nokta, üç nokta…

Bakın Virginia Woolf ne diyor: “Ah, Şu üç nokta var ya…”

Bakış açısıdır mesela. Bazen yüzdeki ben gibi farklılıktır.

Görülmeyen, görülemeyendir kör nokta!

İncelik, ustalık püf noktasında saklıdır.

İlimdir. “İlim bir nokta idi, onu cahiller çoğalttı.” Hz. Ali

Bir akşamüstü kitap fuarına ziyarete gelen iki meslektaşım ile sohbet ediyoruz. Biri edebiyat diğeri matematik öğretmeniydi. Henüz mezun olmuşlar. Pırıl pırıl gözlerle hem anlatıyor hem soruyor hem de dinliyorlar. Mevzu: İnsan. Kitap fuarında ne konuşulur? Hele bir de işi insan olan üç kişi bir araya gelirse. Elbette ki, insan ve kitap... Söz bir yere gelince “ Matematikçi, bir noktadan kaç doğru geçer?” dedim.

Matematikçi, “Sayısız hocam,”dedi.

“Bak edebiyatçı, işte o nokta insandır.” diye sözü tamamladım.

Edebiyatçı, “Hocam bunu not almalıyım, unutmamalıyım!” karşılığını verdi. Yüzlerdeki gülümseme beyinlerimizde bir noktanın daha aydınlığa kavuştuğunun yansımasıydı sanki.

Her şeyde bulunması ve her şeyi içinde barındırması noktasından bakılınca, nokta insanın ta kendisidir.

Zıtlıklar kutusudur. Başta ifade edildiği gibi hem zahir hem batındır.

Bütün ilahi inanışların ortak noktalarından biri de kişinin kendini tanıması, kendini bilmesidir. Bu bilmeklik görevi ilahidir. Pozitif ilim sahasında bu görevin yerine getirilmesinin temel şartı –ilmî anlamda- merak duygusunun tezahür hali yani sorgulamadır. İnsan, sorguladıkça kendi varlığına dair sırları çözecek ve kendi dışındaki eşyanın da mahiyetine dair bilgilere ulaşacaktır.

Kendi varlığını alemde bir nokta bilinciyle sorgulamaya başlayan insan ilk önce tevazuyu öğrenecektir. Kendi kendine “Haddini bil!” diyecektir. Diğer yandan içindeki cevheri keşfedip “zübde-i alem” (varlığın en kıymetli çekirdeği) olduğunun farkına varacaktır.

Alemde insana dair ve insandan zuhur eden ne varsa sorguya tabidir. Akıl, sorgu yoluyla hakikate ulaşmanın çabasındadır. Hakikate ulaştığını gören akıl, o huduttan sonra kendisini aşkın deryasına teslim etmekle son görevini de yerine getirmiş olur.

Nokta sensin! Akıl sendedir. Görevin bu noktayı sorgulamaktır. Ömür cümlesinin noktası konuluncaya kadar…

Unutma ki insan için kendisinden daha büyük olan nokta, ölüm şehrinin giriş kapısı mezardır.

Madem ki ölüm var, o halde korkma, sorgula! Bakalım daha ne mânâlar saklıyor nokta (Nokta)

Muhabbetle..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Niyazi Kara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.

01

Recep Temiz - İnsan ana rahminde bir nokta olarak rahim duvarına yapışır ve gelişimini sürdürür ve o nokta esrefi mahlukat olarak dünyaya gelir Eyvallah gönlü güzel insan

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Temmuz 06:03


İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?