Sağ gömleğini giyip sol siyaseti yapanlara Muhsin Yazıcıoğlu Tavrı!

1950-1960’lı yıllardan başlayarak Siyaset Tarihi ve Toplumsal olayları anlamadan, günümüzde siyasi partilerin çoğunluğu ve yapılarını hakkında konuşmamızın da bir anlamı olmayacak.

Siyasi Partilerin geçmişine baktığımız zaman, günümüzde kurulan partiler toplumsal bir olaydan doğan bir oluşum değilse tabela partisi olarak kurulduğunu ve sadece ‘ben duygusu’ ile hareket edildiği gerçeğini ortaya koyuyor.


Ülkemizde kurulan siyasi partiler ve kurucular listesine baktığımızda ‘elit’ denilen kesimin tanınmışlığı ve halktaki karşılığı partiye bir kimlik kazandırıyor. İdeolojisi olmayan partiler ve kimlikleri ise kurulan aile dernekleri potansiyelinden öteye ilerleyemiyor. Ortak paydada oluşmayan tüzükler partinin geleceği noktayı da gösteriyor.


Parti tüzüğünün oy verenler için çok fazla da bir önemi yok. Belirli çerçeveler içerisinde yazılmış tüzüklerin altına imza atmış isimler önemli olan. Küçük fikirler, küçük hesaplar uğruna bu gün tabela partisi olan yüzlerce parti kurulduktan kısa süre sonra kapatılmış ya da irtibat adresi Parti’nin kurucusu olan insanın ofisi haline gelmiştir.


Sağ ve sol yaklaşımını Adnan Menderes’i anlamadan anlatmak mümkün değildir. Ve sonucu vesayet sisteminin darbesi ile sonuçlanmıştır. Buna rağmen yeni partiler kurulmuş lakin onların da sonu yine bir darbe gecesinde son bulmuştur. Darbeler siyaseti güdülmüştür ve AK Parti dönemine kadar da bu böyle devam etmiştir.

Kapatılan siyasi partilere ve liderlerine baktığınız zaman siyaset tarihimizin karabasan vesayetini daha iyi anlayacaksınız. Kapatılma nedeni ne olursa olsun, sonrasında iktidar olanlar köle olmaktan başka bir işlem yapamamıştır.

Günümüz tarihine geldiğimizde İTTİFAK birleşimi küçük partileri biraz umutlandırmış olsa da teşkilat yapılanmaları tabeladan ibaret olunca seçim ve seçim yine sağ-sol demek istemesem de bu çerçeve de gerçekleşecektir.


Kalıcı olan ve teşkilat yapılanmasını ayakta tutan MHP (Ocak Teşkilatı) CHP (Kurumsal Yapı) ve Milli Görüş çizgisinden gelenekçiliği bırakıp kurulan AK Parti (Parti Teşkilatı) arasında devam eden siyasi çekişmelere ortak olan destekçi partiler. Destekçi Partiler diyorum, sebebi ise Parti’nin kuruluş aşamasından tutunda günümüze kadar küçük hesaplar içerisinde kendi aralarındaki koltuk kavgası sonucu halka kendilerini anlatamamış olmaları…


CHP’nin Millet İttifakı’ndaki destekçilerine bakalım, Cumhur İttifakı’nda AK Parti’nin destekçilerine bakalım.
Dikkat etmemiz gereken nokta ise MHP’den ayrılıp doğan BBP ve İYİ Parti ve kendini her ne kadar Milli Görüş çizgisinin devamı olarak görse de tutunduğu tavır ile sağ kesimden büyük tepki alan Saadet Partisi. Fatih Erbakan’ın kurduğu Yeniden Refah Partisi, Saadet Partisi’nin üzerinden o Milli Görüş Gömleğini çoktan almış durumda.


HDP’nin kimlik bunalımı ise başlı başına ayrı bir konu ki bu kimliğin cevabı yok… Millet İttifakı’nın partilerinin kamburu oldu. HÜDA-PAR ise kendini anlatamayan başka bir siyasi parti. HÜDA-PAR’ın durduğu nokta ise Cumhur İttifakı.


VATAN Partisi Doğu Perinçek, Memleket Partisi Muharrem İnce, DEVA Partisi Ali Babacan, Gelecek Partisi Ahmet Davutoğlu, Türkiye İşçi Partisi Erkan Baş…


Partiler ve siyasi kimlikleri üzerinden durdukları tarafın zıtlığı işte ülkemizin ne kadar karmaşık siyaset değerleri olduğunu da gösteriyor.


AK Parti’yi anlamayan diğer siyasi partilerin ürettikleri siyaset anlayış bu gün kin ve nefret üzerinden ilerleyince AK Parti alternatifsiz parti haline geliyor.
1993 yılında kurulan Büyük Birlik Partisi 28 yaşında ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybetmesi ile başlayan yıpranma süreci.

Bir Parti 28 yıldır devlet desteği alamadan ilkeleri doğrultusunda devam ediyor ama küçük hesaplar Parti’nin ileri atılmasını hep engelledi. Mustafa Destici’nin karşısına çıkanlar bir olmak için değil yıkmak için geçti. Şimdi ise Cumhur İttifakı’nın koruyucu konumunda.

Millet İttifakı’nın koruyucu konumunda olan Saadet Partisi de bu konuya bir örnek.
Aslına aykırı davranan Saadet Partisi son dönemlerini yaşıyor olsa da teşkilat yapılanması ayakta tutmaya devam ediyor. 2023 seçimleri birçok partinin akıbetini de ortaya koymuş olacak.


Fazilet Partisi’nin Gelenekçiler ve Yenilikçiler kongresi sonrası doğan Ak Parti’den kimler ayrılmadı ki kimler kendi partisini kurup 3 ay sonra pes etmedi ki… Nedeni ise Kimlik (Benlik) siyaseti güden parti anlayışı ile yola çıkmalarıydı. Siyasette ‘BEN’ deyip parti kuranlar hep başarısız oldu.

‘Biz’ deyip yola çıkanlar; Adnan Menderes, Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Tansu Çiller gibi isimler başarıya ulaştı. Siyasi söylemlerine ve sloganlarında her zaman halk vardı. AK Parti’nin kadroları da bu siyasi tarih analizini çok iyi yaptı.

Teşkilatının üye çalışması sonucu yapılan açıklamalar dahi diğer siyasi partileri ürkütmeye yetti. 10 Milyon üyemiz var demek, büyük bir gözdağı oldu.


Siyasi partilerin gücü teşkilatlarının toplumsal tabana yayılma ölçüsü ve kurumsallaşma düzeyi kadardır. Ülkenin tarihini ve sosyolojisini bilip partisinin ideolojisini şekillendirebilenler başarıya ulaşır.
Siyaset ile içli dışlı olmaktan hep kaçınmış bir gazeteci olarak siyaset üzerine tecrübeli isimlerden notlar alarak bunları sizlerle paylaşıyorum.


Bir Çinli Bilge’nin sözü üzerinden ‘’Duruma bak, Rakibe Bak, Kendine Bak’’ diyerek siyasi partilere seslenmek istiyorum. Kendinizi olduğunuz gibi göstermediğiniz, anlatamadığınız sürece Siyasi Partiler listesinin tozlu notları arasında kaybolup gideceksiniz.


1950-1960’lı yıllardan bu güne vatandaşın oy eğilimi yüzde 60-65 sağ partilere yüzde 35-40 sol partilere olmuştur.


AK Parti’nin oyları başka partiye gidecekse bunun adresi DEVA ya da Gelecek Partisi ya da Saadet Partisi olmaz. Cumhur İttifakı’nın koruyucusu konumundaki Büyük Birlik Partisi ya da Yeniden Refah Partisi olur.
Toplumun sosyolojisini anlamadan ve buna göre siyaset üretmeden ‘’BEN’’ partilerinizin akıbeti başka bir partiden milletvekili adayı olmakla sonuçlanır. Bunun siyasetimizde örneği Abdüllatif Şener’e sormak gerekiyor. Bulunduğunuz partiyi kabullenebildiniz mi? Parti sizi kabullenebildi mi?


AK Parti’nin 20 yıllık iktidarda olma sürecini değerlendirip ne kadar yıprandığı kimlerin gelip geçtiğini bir siyaset okuluna döndüğünü iyi analiz etmeden karşısına çıkıp ‘’BEN’’ siyaseti yapmak ne kadar yanlış olsa gerek.


Merhum Lider, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ‘’Kendime Müslümanların iktidarını Engelledi Dedirtmem!’’ sözün özü.


Sağ gömleğini giyip sol siyaseti yapanlara verilecek en güzel cevap…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Alyaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.

01

S. A - Sadece bir soru 50 den sonraki süreçte çağdaş anlayış, ilim- bilim, özgür, özgün ve ilkeleri ile "kendisini olduğu gibi gösteren bir siyasi partmiz var mı? "Hem demeokrasimizin gradesi hem de insan / bireye verilen değerin, miyarı" da bu sorunun cevabında saklı.

Sol ve sağ bizim tür toplumlarda "insanların insanlara yüklediği sıfatlardan" ibaret sadece. Ruhundan uzak felsefesinden mahrum vs. (ayrı bir bahis) Yerel ve evrensel boyutta M. K. Atatürkten sonra asılı kaldık. Din bulamaçlı şirk üreten demokrasi ve insan hakları bağlamında ise çoktan sınıfta çaktık. Eleştiride önceliğimiz bu olmalı diye düşünüyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 14 Temmuz 17:49


İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?