Dervişlik Âh Dervişlik

Dervişlik, nice çetin bir meseledir ki niyaz ederim bir nebze olsun arz ede bilelim.

Bu yazı da öyle teknik izahlara ve tanımlara girmeden yine sizlerle bir parça da olsa gönlümü paylaşmak niyet eyledim.

“Dervişlik yâr olmaktır. Bâr olmamaktır.” Buyrulmuş. Ahir zaman bu ya çokları bâr olmuş çokları da yâr olmuş. Nice sözdür bu dervişlik? Canını canana sorgusuz sualsiz vermektir. Ya Nice hâldir bu dervişlik? Edep ile erkân üzre olup Şeyh buyruğuna uymaktır. Ne iş ile uğraşır bu dervişler?

İşleri aşk ile hizmet etmektir mahlukata, alın teri döküp helal dairede, namerde de merde de mihnet etmemektir.

Nerede dolanır acep derviş olan?

Şeyh-ül Ekber İbrahim Fahreddin Şevkiyyül Cerrâhî hazretleri vermiş bu sualin cevabını: “Taşrada sultan olacağına; Tekkenin yanında helva sat”

Yani azizim dervişler âlemi dolaşır gelir yuvasında bülbül olur.

E kiminle oturur kalkarlar, neyi söyler neyi saklarlar?

Dervişler kendileri ile oturup kalkarlar. Halkın içinde dolanır dururlar lakin hep kendi âlemlerinde olurlar. Hak bildiklerini söylerler, verilen sırrı saklarlar, hele hele ayıp gördü mü öterler…

Nasıl derviş olunur ki?

Evvela müslüman olunur. Sonra derviş olunur. Varırsın meşrebince bir Şeyh Efendinin huzuruna nasıl münasip görürse öyle derviş olursun. Ha diyorsan ki o hâle nasıl erişirim ne kadar sürer ne ile olur bu? İşin orasını da kime vardı isen o bilir. İster bir nazar ile kimi zaman bir azar ile olduru verir seni. Bir günde de olur bin günde de olur. Çoban her kuzusu koç olsun ister…

Hiç mi kötü hali yoktur bu dervişlerin?

Olmaz mı dervişte nefs sahibi elbet kötü hali vardır. Ama derviş dediğin zaten o hali hayra tebdil ettirme gayretinde olduğu için başına ne biçim bir iş gelse derhal bakar haline hemen bir kötü huyunu iyisi ile değiştirme gayretine koyulur. Bu sebeple de zahira belki bilinmez amma Şeyh Efendi ile onun arasında nice çetin meseleler konuşulur ve halledilir.

E bu dervişler ne giyer var mıdır kendilerine has esvapları?

Olmaz olur mu elbet var. Ama dünyadan geçen kişi dünyanın neyini ister ki bir hırka bir lokma der değil mi ? Değil işte en güzelini giyerler, en şık gezenlere dikkat et derim. Zira daima huzur-u ilahi de olduğunu bilen kişi öyle pejmürde abes şeylerle gezer mi? Takım elbisenin de en iyisini giyer hırkanın da en güzelini diktirir. Bir kere tertemiz giyinirler. Esvab-ı tarikatta olsa en iyi terzide diktirirler. Zira daima bir Sultanın huzurunda olan kişi Resmi ve güzel giyinir. Ama zahir kıyafetlerden öte bir edep hırkası giyer ki sorma gitsin dünya da hiç bir terzinin becerisi de ilmi de yetmez onu kesip biçip giydirmeye. Zaten o edep hırkası onların zahirde giydikleri her şeyin ötesinde bir güzellik taşır. Amma zahirde de güzel giyinirler vesselam.

Dervişin sakalı, saçı, bıyığı, yüzü, gözü nasıldır?

Dervişler sakallı da olur sakalsız da olur, sakal bırakmakla derviş olunsa kimler kimler dervişim diye münadi tutar da ilan ettirir. Saçı da bıyığı da var buna kıyas eyle. Yüzüne gelince iş başka onlarda bir kere cemâl olur. Güzeldirler yani bakmaya doyamazsın. Şu kısacık ömrümde hiç görmedim ki çirkin bir adam olsun hep mi güzel olur vallahi hepsi güzel..

Göze gelince de iş değişiyor bre… Dervişlerin bir nazarı olur, nazar dediysek hemen kötüye çekme… Onlar Cemâl seyrettikleri için gözleri parlak parlak olur. Harama bakmadıkları için gözlerinin içinde sanki bakanın gönlünü saran bir huzur vardır. Ve en güzelide kıskanarak bakmazlar ya neye nazar etseler güzel görürler.

Kadından derviş olur mu?

Olmaz mı hiç hemde Nûr’un âlâ nûr… Bakma sen her işleri edeple olduğunda hanımlarında her hali ehline mahrem olduğunda pek bahsedilmez ama kimler var kimler… Hele bir Fatma hatun var, hazret-i Pîr Mevlana Celaleddin Rumî Efendimizin gelini Sultan Veled Efendimizin zevcesi nasıl güzel derviştir. Az daha yakın zamanda başkaca Şeref hanım var, Şair Şeref Hanım… Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Osman Selâhaddin Dede’nin dervişidir. Hem hazret-i Pir Muhammed Nureddin Cerrâhî Efendimize pek güzel bir niyaz nutku vardır. Sonra Samiha Ayverdi hanım var Kenan Rifai hazretlerinin dervişi hemde pek kıymetli bir yazardır.

Ayşe Şasa hanım var yine bak Sıddık Safer Muhibbîyyül Cerrâhî hazretlerinin dervişi hem de senarist. Bak saydığım isimlerin hepsininde maharetleri dillere destan.

Zengin-fakir ayrımı vardır bu işte?

Katiyen yoktur. Şeyh Fahreddin Efendi buyururlarmış yine: “Tekkeye gelenin; işini, memleketini sormayın lazım değildir. Bir tek adını sorun hitap edebilmek için.” Tekke de kimsenin kesesine, hanesine, elbisesine bakılmaz. Gelenler zaten Şeyh Efendin gönül sofrasına gelir. Zengin de fakir de gerçek zenginlik ve gerçek fakirlik sahibinin ikramı ile muhatap olur. Bu bakımdan sabancı gelse kâr etmez azizim ölünce şu kadar mal götürdü yanında demiyoruz değil mi? Şöyle iyi insandı böyle iyi insandı diyoruz. Hem bir de zengin malı zaten züğürtün çenesini yorar e tekke ehlide hamd olsun züğürt değil zümrüt gibidir.

“Derviş devransız durmaz” diye bir söz işitmiş idim o nedir?

Devran bir zikrullah erkânıdır. Kalkarlar kıyama bazen kol kola bazen omuz omuza bazen el ele Hayy derler Hû derler sağdan sola, soldan sağa devreder dururlar. Bazende kalkar sema ederler onda da bir devir vardır. Aslında başka bir zaviyeden bakacak olursak bu söz derviş zikrullahsız durmaz daima zikreder manasına da gelir. Salavat okur, Kur’an-ı Kerim okur, istiğfar okur aman söyleyim kafasına göre esma-i ilahi çekmez şeyhi neyi ne kadar verirse o kadar okur. Yine bir başka zaviyeden ele alacak olursak bu kelam-ı azizi derviş daima devreder bir günü bir gününe eşit olmaz demekte çıkar buradan. Son olarakta derviş tekkesinden şeyhinde taşra kalmaz daima tekkesinin yolunu şeyhinin emrini gözetir manasıda çıkar buradan yine…

Dervişliğe niye demir leblebi demişler peki?

Niye demesinler… Nefs ile mücadele, masiva ile mücadele, şeytan ile mücadele, beşerin şerri ile mücadele derken oldu mu sana demir leblebi… Kolay işe değildir öyle er kişi işidir. Söz tutmak bir kere başlı başına bir mesele, Efendi hazretleri bir hususu buyurur; başlar nefs bir yandan şeytan öbür yandan hele biraz da inatsa fıtratın abooo uğraş dur. Sonra namaz var, daima abdestli olacaksın, helale harama dikkat edeceksin, evradını dersini adam akıllı okuyacaksın, öfkeden beri olacaksın, nefsine değil Rabbine hizmet edeceksin, kulları hoş göreceksin, Hepsinin başı edepli olacaksın daha ne olsun al sana mis gibi cihad meydanı. Kılıçlar çekilir bir cenk başlar ki sorma…

Bir de hep derler Dervişin yakası bitten paçası itten kurtulmaz diye o ne demek?

Evvela o lafın aslını bir söyleyelim şöyledir: “Dervişin boynu yezitten paçası itten kurtulmaz.” Ha gerçi yezit melununun bit kadar da haysiyeti yoktur ya neyse… Bu sözü de bir kaç zaviyeden ele alalım. Evvela dervişlerin Ehl-i Beyt-i Mustafa’ya (s.a.s) ne kadar düşkün olduklarını ifade eder. Dervişler kimi zaman Hazret-i İmam Hasan-ı Müçteba’ya (a.s.) kimi zaman Hazret-i İmam Hüseyn-i Şah-ı Şehid-i Kerbela’ya (a.s.) benzerler benzemeye gayret ederler. Diğer yandan dervişlerin haksızlık karşısında Hazret-i İmam Hüseyn-i Şah-ı Şehid-i Kerbela (a.s.) gibi merd-ü merdân olduklarını anlatır. “Paçası itten kurtulmaz” ile de yine benzer bir şey anlatılır aslında. Doğur söyleni dokuz köyden kovarlarmış hesabı dervişlerde daima hakkın yanında oldukları için tâna uğrar dururlar ama onlar bunu hakkın cilvesi görürler o da başka mesele. Yine bir diğer mesele olarak dervişlerin hak yolunda can vermekten korkmayacaklarını da anlatır. Bu öyle bir kuvvettir ki bütün cihan bir olsa mağlup olur. Dünyanın orduları birleşse, görünen görünmeyen tüm düşmanlar bir olsa derviş Hak yolundan da haktan da dönmez doğrunun ve hakikatin yanında olur.

Son olarak dervişlik kimlere göredir? Yani kimler derviş olmalıdır?

Dervişlik az evvelde dikkat çektiğimiz gibi er kişi işidir. Aşksızların, sevgiden habersizlerin dervişlikle işi olmaz. Kardeşlikten bîhaber, bencil tiplerinde dervişlikle işi olmaz. Ama esas dervişlik edep,erkân işidir. Edepsizlerin İslam ile uzaktan yakından ilgisi olmayacağı gibi dervişlikle de doğal olarak bir işleri olmaz.

Kime göredir peki? Değil mi… Gecenin ortasında oturup gözün yaşını ceyhun iden, her günahına bin pişman olan, aşka talip olan, kardeşliği özleyen, sevgiden muhabbetten yana olan ve hepsinden kıymetli Hazret-i Peygamber (s.a.s)’e yakin olmak isteyen canlara göredir dervişlik.

İstanbul’da bir mecliste duymuştum: “ Dervişlik ah dervişlik, nice kulları sultan etti, nice sultanları kul etti, kül etti kimini öylece kul etti ama öyle ama böyle elinden tuttuğu her fukarayı alıp Hakka iletti.” Demişlerdi.

Herhangi bir şekilde ahkâm kesmeden sadece gönlüme düşen şeyleri paylaştım. Ne diyeyim ki bir nebze olsun dervişlikten hissedar olsam herhalde bu kadar da demezdim. Ne derdim peki? “Ben olda bil…”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Yıldız - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?