"Deli Ramazan-2" Hikayesi


Anneannem devam ediyordu.

İlk birkaç ay çok mutluydu Ramazan. ‘’Çok güzel çocuktu Ramazan’’ diye sık sık tekrarlıyordu anneannem. Önce temiz, sonra da yeni kıyafetler giymez oldu. Nerden bulduysa kendi gibi garip bir kedi yavrusu bulmuş, yoldaş edinmişti. Sabahtan akşama kadar mahallenin sokaklarında kedi ile oynar.

Ramazan zıplar, kedi zıplar. Kedi zıplar, Ramazan zıplar…

Soğuk bir kış akşamı tüm mahalleli inlemelerine şahit oldu. Ramazan sadece ‘’ben kardeşimi çok seviyorum, anneciğim!’’ diyebiliyordu. Gözünden akan yaşlar kucağına sardığı kediyi ıslatıyordu. O ayazda kedisi ile öyle bir sarılmışlardı ki, kedi mi Ramazan’ı ısıtıyor, Ramazan mı kediyi ısıtıyordu bilinmez. Saatlerce inledi kapının eşiğinde. Neden sonra Necdet Bey Ramazan’ı eve aldı. Ertesi gün işin aslı anlaşıldı. Ramazan Murat’ı severken kucağından düşürmüş, Sevinç Hanım Murat’ın çığlığına mutfaktan koşmuş, gelmiş. Ramazan ne dese inandıramamış, kapı dışarı edilmişti. Saatlerce sadece ‘’ben kardeşimi çok seviyorum, anneciğim!’’ diyebilmişti.

Artık daha az gülüyor, daha az konuşuyordu. ‘’Allah’tan kedisi vardı’’, diyor anneannem, o yoldaş olmuştu ona. Mahalleli birkaç kez Necdet’in yolunu kesmiş; yazıktır, günahtır demeye getirmiş ama Necdet hiç oralı olmamış. Bakkal Mustafa sık sık öksüzün, garibin ahını alıyor, evladından çıkar diyor, Sarı İmam’da sessizce onaylıyordu başıyla.

Bir gün gene Ramazan’ı ağlar buldu mahalleli. Bakkal Mustafa tam okkalı bir küfür savuracaktı ki; Necdet ve Sevinç’in evlerinin perdesinin olmadığını fark etti. Ramazan’ı sokakta bırakıp sırra kadem basmışlar. Mahalleler de hiçbir şey sonsuza kadar sır olarak kalmaz. Necdet Bey’ler İstanbul’a tayin istemiş ve bir gece kimseye görünmeden taşınmışlar, Ramazan’da kedisi ile ortalıkta kalakalmıştır.

Ramazan mahallede yıkık dökük kerpiç bir eve yerleşmiş. Anneannem de her gün yemek verip, çamaşırlarını yıkamış. Mahallelerde bazen iyidir, bazen de kötü. Kimisinin elinden tutup kaldırır, kimisine de düşmüşken bir tekme daha atar. Anlayacağınız insan gibidir mahallelerde. İyiliği, kötülüğü, günahı, sevabı, merhameti ve zalimliğiyle. Bakkal Mustafa ekmeği, şekeri, yağı poşete koyduktan sonra ‘’bak’’ der anneanneme ‘’evinde dört kız var, Ramazan girip çıkıyor, laf olur sonra…’’ Anneannem gözünü gözümden kaçırıp, ‘’mecbur’’ diyor, ‘’Ramazan’ın ayağını evden kestik.’’

Birkaç gün sonra Ramazan’ın kedisine araba çarpıyor. Oracıkta ölüyor hayvancağız. Kader işte, geldi mi üstü üste gelir.

Ben Deli Ramazan’ı işte tam da bu zamanlar tanıdım. Deli Ramazan’a ‘’pissttt’’ derdik, başlardı bizi kovalamaya. Arkamızdan taş atardı. Allah şahit ne yakalamışlığı vardı, ne de taşı denk getirmişliği. Allahu alem istese hem yakalar hem de kafamızı yarabilirdi. Ne bilirdik o zaman Ramazan’ın kızması, hayatta ki tek can yoldaşını kaybetmesinden. Hayat işte…Yani Ramazan’ın deliliği ‘’pissttt’’ diyince halinin, ruhunun değişmesindendir. Birkaç zaman sonra da Deli Ramazan’ı ne gören oldu ne de duyan. Bakkal Mustafa öldüğüne, iyice delirdiğine, sırlara karıştığına, erdiğine kadar bir çok teori de atsa ortaya, hiç birini ispatlayamadı. Ve mahallelinin gündeminden düştü sonunda.

Deli Ramazan’ı son kez görmek bana nasip oldu. Teyzem genç yaşta soba zehirlenmesinden vefat etmiş, tüm ailenin ve mahallelinin yüreklerine hüzün oturmuştu. Anneannem sanki bir daha hiç konuşmayacak, hiç uyumayacak, hiç yemek yemeyecek gibi gelmişti bana. Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın. Amin. Teyzemi mezarlığa defin etmiş, son toprağını üzerine atmıştık. Mahalleli dağılmış, aile efradı kalmıştı. Sarı İmam mezar başında son telkinleri yapıyordu. ‘’Oğlum, bir su getir’’ dedi, bana. Bilen bilir, son kez bir su dökülür mezar toprağına. Niyesini ben bilmem. Etrafımda su taşıyacak bir şeyler ararken, elinde su damacanası ile biri gözüktü. Mezara suyu döktü özenle. Ben hariç kimse bu detayı fark edecek durumda değildi, ben ise kimin su döktüğünü anlayamıyordum. Fısıltı halimde kulağıma eğildi ‘’halama selam söyle, başı sağolsun, Allah rahmet eylesin’’ dedi. ‘’Sen kimsin?’’ diyebildim. ‘’Ben’’ dedi, ‘’Deli Razaman, ben de emeği çoktur.’’

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Niyazi Özel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?