Tasarruf Neden Gerekli?

Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz demiş atalar. Bunu bizzat araba alırken tecrübe ettim. Normalde borçlanmadan bu işi halledebileceğimi düşünürken borçlanmak zorunda kaldım. Ancak çok düşük bir oranı tahsil edebildiğim için hayıflanırken birkaç kişi kendi alacaklarını da tahsil etmemi önerdi. Meğerse ben piyasaya göre iyi bir performans sergilemişim. Şaka bir yana tasarruflar ekonomik hayatın sürdürülebilirliği açısından çok önemli.

Sizlerin yapmış olduğu tasarruflar ekonomik sistem içinde tutulduğunda önemli faydalar oluşturmakta. Burada tabii ki de yastık altı yatırımlarınızdan bahsetmiyorum. Ekonomik sistem içinde para kan gibidir. Akışı vücudun sağlıklı bir şekilde işlemesini sağlar. Sistemde herkes birbirine bağlıdır ve bir kişinin yapmayı aksatacağı ödemeler onun tazmini için faiz oranının yükselmesine neden olur. Bir önceki yazıdaki yumurtalardan hatırlayacağımız üzere yumurtanın ortaya çıkması için yem, onun için de sermaye gereklidir. Sistem işledikçe ortaya daha fazla yumurta çıkmasını arzu ederiz ve böylece toplumun bütün ihtiyaçları karşılanabilir düzeye gelir.

Tam olarak nerede okudum ama bir yerde okumuştum. Wallmart diye ABD menşeili ama uluslararası faaliyet gösteren bir perakende zinciri var. Perakende demişken onu da hatırlatayım üreticilerden gelen ürünlerin nihai müşteri ile buluşmasını sağlayan yerler. A101, BİM, Şok gibi yerelden hatırlayacağımız unsurlar. İlginç olan sıradan bir ABD vatandaşının yıl boyu Wallmart’ı tercih etmesiyle 688 $ tasarruf yapabileceğiydi. Bu perakendeciyi diğerlerinden farklı kılan şey ise genel piyasa fiyatından 2 cent daha ucuz olması. Hesaba vuracak olursak 68800 cent eder. Onu da ürün bazlı düşünürsek 34.400 ürün yılda bir eve ortalama olarak geliyor. Güne vurursak yaklaşık günde 95 kalem alışveriş anlamına geliyor. Değme zenginin bile yapamayacağı kadar çok. Obezite onların derdi ama çok şükür verimsiz ekonomiyle biz bu dertten kurtulmuş oluyoruz.

Paranın alım gücünün yüksek olması insanların mal ve hizmetlere çok daha kolay bir şekilde ulaşmasını sağlıyor. Böylece işletmelerin sürdürülebilirlikle ilgili problemi kalmadığı için araştırma geliştirme (Ar-Ge) maliyetleri de gözlerine görünmüyor. Şimdi aklınıza gelen soruyu cevaplayayım. Bunlar bu sistemi nasıl oturttu? Elbette tasarruflarla sağlıyorlar. Paranın piyasadan çekilmiş olması onlara göre suç teşkil ediyor. Sistemleri şu şekilde işliyor. Elinize yıl boyunca geçen gelirin ne kadarını harcadığınızı sorgulayan yok ama harcamadığınız (karşılığında fatura bulamadığınız) kısmı için gelir vergisi ödemek durumundasınız. Böylece herkes yaptığı harcamanın faturasını alıp vergi yükünden kurtulmuş oluyor. Kamu da bunların takibini yaparken hem daha az zorlanıyor hem de ödemeyeni tespit ettiğinde tabir yerinde olacak sanırım emdiği sütü burnundan getiriyor. Bu yüzden polise kapıyı açar açmaz “vergilerimi ödeyen bir vatandaşım” diyebiliyorlar (ileride toplum mühendisliği ile ilgili yazacağım orada sinema, dizi gibi popüler kültürün kullanışlılığına değiniriz).

Paranın maliyeti tasarruflarla belirlenen bir değerdir. Ne kadar tasarruf fazlanız olursa o kadar yatırım fırsatınız olur. Böylece ekonominizi istediğiniz kadar büyütme olanağı elde edersiniz. Bizim ekonomimizin en büyük sorunlarından birisi tasarruf açığı. Başka bir deyişle anlatmam gerekirse dedemin dedesinin dedesinin borcu ile ekonomik hayata başlayan benim torunlarıma bıraktığım miras olarak da kabul edebilirsiniz. Benim verimsiz çalışmamla birlikte bu miras büyür ve hayırla yad ederler veya verimli çalışırsam artık kamu bütçesi denk olur ve serbest piyasada ödemeler dengesi sağlanır. Geçmişi yad etmekten bahsetmişken her namazdan sonra üç İhlas bir Fatiha’yı şimdiye kadar gelmiş olanların ruhuna, yaşayanların ve bundan sonra gelecek olanların da ruhaniyetine okumakta fayda görüyorum. Wallmart’tan elde ettiklerinin çok fazlası hani. Günde beş defadan milyarlarca kişi iyi sonuç getirir. Katma değer bu olsa gerek.

Şimdi sizden zor ama gerçekleştiğinde önemli faydalarını hissedeceğiniz bir şey isteyeceğim. Geliriniz ne kadar az olursa olsun ileride kullanmak adına tasarruf yapmaya başlayın. Gün boyu reklam izlerseniz elbette ihtiyacınız olmayan şeyleri de satın alma arzusu gelişecektir. Ancak yatırım fırsatı çıktığında elinizde sermaye olmadığı için borçlanarak yaptığınız yatırımdan da fayda göremezsiniz. Hesabını da şu şekilde izah edeyim. Enflasyonun olduğu ortamda malın değerinin yüzde 70’i elinizdeyse ancak yüze 30’u kadar borçlanın. %15 peşinatı da ihtiyaç kredisi olarak kullanıp borçlanırsanız vade sonunda o maldan beş tane alacağınız kadar parayı ödediğiniz gibi vade on yılları alacağı için de malın değeri en fazla iki katına çıkar. Üç birim de finansmanı sağlayana gider. Yıllar boyu süren kölelik de cabası.

Bu iktisadın bir sosyal yönü var. Matematik kısmını biz sürekli hesaplıyoruz ama davranışsal kısmını çözmeye henüz nail olamadım. İşe ihtiyacım var diyen öğrencim yazın iş bulduğunu, sonra cep telefonu alacak kadar paraya sahip olunca işten ayrıldığını söylüyor. Bense bu telefonun şarjını, aylık abonelik ücretlerini ve benzerini düşünüyorum. Sorun bende sanırım. Sürdürülebilirliği çok dert ediyorum. Herkesin yaptığı gibi yapacak olmak ise başta kişinin kendisine hakaret olur. Neyse, sonunu düşünen kahraman olamaz değil mi?

Yapacağınız tasarrufları ekonomik sistemin içinde tutarak finansmana ulaşım noktasında yatırımcının problemlerini çözmeye yardımcı olursunuz. Aynı zamanda ortaya çıkan serbest piyasa ile birlikte parayı elinde tutanların çok daha fazla zenginleşmesinin önüne geçtiğiniz gibi gelir adaletini de doğrudan sağlamış olursunuz. Bu bahsettiğim zenginlerin de çok işine yarayacaktır. Nitekim herkes belirli bir gelirin üzerinde olursa kendi mallarını korumaya yönelik daha az önlem alırlar. Bir kere kampüsteki yemekhaneye giderken gözlemleme şansım olmuştu. Bir tane son model hani binlerce gurbetçinin uğruna memleketi terk etmek durumunda kaldığı markadan araba yemekhanenin önünde ve değme zenginin alamayacağı kadar da yüksek fiyatlı. Hemen hemen her geçenin dikkatini çekiyor ve araç sahibinin mesleğini sorgulayan soruların olduğunu duyuyorum. Hani kendisi duysa benden daha fazla tepki vereceği cümlelerin eşliğinde bankamatikten parayı çekerken o aracın tam yanında harç-ı alem olarak tabir edebileceğimiz başka bir araç var. Onunla ilgili kimse konuşmuyor. Hele onların bir iki araç ötesinde başka bir araç daha var ki görenin yüzünde tebessüm beliriyor. O kadar eski ki acaba diye sorular canlanıyor insanın aklında.

Gelmeye çalıştığım nokta şu ki herkesin buna ulaşmaya olanağı olsa o kadar konuşulmaz ve insanların göstereceği performans da o kadar artar. İktisadi faaliyetler için harcanan miktar gelme potansiyeli olan miktardan az olduğunda ekonomik performans düşer. Attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değmeyecekse o hususta faaliyet planlamanın bir anlamı yoktur. Ülkedeki herkesin ekonomik faaliyetleri neticesinde üretilen değer finansman maliyetini karşılamadığında tam bir baş belası olan cari işlemler açığı ortaya çıkar. Böylece finansman sağlayanlar zararlarını gidermek için bir sonraki yıl için daha yüksek faize razı olurlar. Para değer kaybedeceği için dolarizasyon olarak tabir edilen dövizin yerel paradan daha fazla dolaşım göstermesi gibi hususlar oluşur. Hatırlatmam gerekirse dolar ve mark üzerinden ev kirası alma gibi işler vaka-i adidendi. Elinizdeki ekonomi makinası her çalıştığında borç üretir ve büyütmek aslında borcunuzu katlamak anlamına gelir. Oysa herkesin tasarruf fazlası olursa piyasanın dengelenmesi çok kısa süre içinde olur.

Tasarrufların fazla olması durumunda yatırım aracı olarak şirketlerin hisse senetleri daha cazip hale gelir. Faizden elde edilebilecek gelirden çok daha fazlasını temettü olarak almak mümkündür. Bu arada temettü yıl boyunca hisseyi elinizde tuttuğunuz için şirketin size ödediği kâr payıdır. Borsaya açılan bütün şirketlerin mali denetimleri çok sıkı yapıldığı için hileli işlem yapma ihtimali azalacağından spekülasyonla bir anda tüm piyasanın allak bullak olmasının da önüne geçilir. Şirketlerin faizli gelen finansman yerine borsadan gelen faizsiz finansmanla işlemesi neticesinde maliyetleri düşeceği için birime düşen yapışkan maliyetler de azalır. Sonuç itibariyle sabit gelirli kişilerin alım gücü ancak bu şekilde artırılabilir. Öteki türlü enflasyonla düşen alım gücü refahı etkiler ve nitelikli işgücünüzün tamamını kaybetmek söz konusu olabilmektedir. Sonra gençliğinizin büyük kısmı yurtdışında daha düşük olanaklara rağmen yaşama arzusu geliştirir.

Son olarak bir noktaya daha temas edip yazıyı sonlandıracağım. Ekonomi bizim yumuşak karnımız diye hani memlekette ne olursa onun uzmanı olan adamların ağzından çokça duymuşsunuzdur. Şimdiye kadar tecrübe ettiğim hayatın bende bıraktığı sadece şu oldu diyebilirim; Sizin boş bıraktığınızı birileri doldurur. Çocuğunuza vermeniz gereken eğitimi siz vermediğinizde mahalleden çok kolay bir şekilde istenmeyen davranışları alır ve karşınızdakinin sizden olmamış olmasını bile arzu edebilirsiniz. Aynı şekilde siz verimli bir ekonomi ile krediye ulaşması gereken şirketler yerine bütün piyasayı fonlamaya alıştıracak olursanız bir gün elinizdekiler bittiğinde para arzı ile kendi değerini elinizle düşürürsünüz. Bu açığı köpek balığının kan kokusunu alması misali değerlendirmek isteyenler de bir anda üzerinize üşüşür ve artık yapacak bir şeyiniz kalmaz. Sonuç olarak bin bir emekle ortaya çıkardığımız değerleri elimizle yok pahasına vermek zorunda kalırız. Hani diyorduk ya heybelerin nakışına bile sevdalıyız diye işte fabrikalar, limanlar, köprüler… vb. hepsi elimizden gider. Tabii ki de yeterli tasarruf bulunmadığı hallerde.

Her geçen gün artan ilginiz için çok teşekkür ediyorum. Amacım hacca gitmekti benim ama anlıyorum ki kafile oluyoruz. Güzel düşüncelerinizin kat be katı sizler için olsun. Her gününüzün bir öncekinden verimli olması dileklerimle. Haftaya ekonomik yapının toplumsal temelleri nasıl şekillendirdiği üzerine konuşalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Selim EREN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberma Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberma editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberma değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Haberma, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?