Tarih Siyasete Alet Edilmemeli

Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme

Sonra seni sigâya çeken bir molla Kasım gelir (Yunus Emre)

Türkiye Radyo ve Televizyon kurumunun yani meşhur adıyla TRT’nin son yıllarda gösterime sunduğu tarihi diziler uzaktan bakıldığında memnuniyet verici. Uzun yıllar kültür ve sanat faaliyetlerinin milletimizin değerlerine zarar verdiği erbabınca malum. Hiç farkında olmadan tarihimize, kültürümüze, medeniyetimize söven kültür ve sanat faaliyetlerine maruz kaldık yıllarca. Bundan dolayı nice yıllar insanlarımız birbirine yabancılaştı. Bu yabancılaşma bizi kazananı olmayan çatışmalara götürdü. Heba olan yıllarımız, maddi varlıklarımız bir yana birbirimizi de öldürdük. Bu çatışmalardan hala kurtulabilmiş de değiliz.

Şükür ki artık TRT ekranlarından milletimize sövülmüyor diyeceğim lakin işin içine girildiğinde başka türlü, masum gibi görünen hatalar, yanlışlar devam ediyor. Şüphesiz hata ve yanlış insan içindir. Her an her birimiz yanlış ve hatalara muhatap olabiliriz. Ancak hata ve yanlışlarda ısrarcı olmak, ya da bir siyasi ya da iktisadi menfaat adına bu yanlışlardan ders çıkarmamak belki de tarihimize sövenler kadar bize zarar verir.

Sanat eserlerinde iki temel konu altlığı vardır. Sanat eseri ya kurgusal, hayal mahsulü bir mevzu işler ya da tarihte olmuş olan bir hadiseyi. İşlenen konu hayali bir husussa, ya da geleceğe dair bir tasavvur oluşturmak isteniyorsa bu durum kişisel yorum ya da tercihlere bağlıdır denebilir. Yani böyle bir durumda eseri inşa eden sanatkâr yapılan itirazlara karşı benim tercihim bu deme hakkına sahiptir. Ancak tarihi bir konu işleniyorsa işte orada kimse çıkıp da benim tercihim böyle diyemez. Dememeli, zira tarih bütün milletin değeridir, kimsenin keyfine göre yorumlanamaz, olduğundan farklı tanımlanamaz. Tarihi anlatanlar, tarihin gerçeklerini çarpıtamazlar, kafalarına göre tarih yazamazlar.

TRT’nin “Bir Zamanlar Kıbrıs” dizisini izlerken bir sahne bana bunları düşündürttü. Çünkü Kıbrıs davası bizim milli davalarımızdan biridir ve “Kıbrıs Barış Harekâtı”nın olduğu zamanları çok hatırlayamasak da daha sonraki yaşananları her Türk çocuğu gibi takip ettik. Milli meselelere taraf olan hiç kimsenin bigâne kalamayacağı davalarımızdan biridir Kıbrıs davası ve hala da devam etmektedir.

İşte bu şuurla izlediğimiz dizinin “sezon finali” gösterimindeki bir sahne beni buralara getirdi. Sahne kısaca şuydu: Rumların işgal ettiği bir okulda rehin tutulan yirmi sekiz Türk çocuğunun kurtarılması için bir çete kurulur ve çete hadise mahalline bir kamyonla gidecektir. İşte bu kamyon sahnesi bana farklı metinlerde ya da belgesellerde izlediğim bir görüntüyü hatırlattı. O görüntü de “Kıbrıslı Mücahitler”in kullanmış olduğu bir kamyon vardı. O kamyonun şoför mahallinin kapılarının üzerinde de “hilal içinde kurt” motifleri. Acaba yanlış mı hatırlıyorum diye internet arama motorlarına baktım ve doğru hatırladığımı gördüm. İnanmayanlar da bunu çok rahat araştırabilirler. Kayıtlarda duruyor. Hatta bu vesileyle şahit oldum ki “hilal ve kurt” motifleri o yıllarda sadece kamyon kapılarında değil, birçok bayrak, sancak gibi görsellerde de kullanılmış. Kıbrıs’ta, “Türk Mukavemet Teşkilat”larının resmi merasimlerde hilal ve kurt motiflerini kullandığı bariz olarak görülüyor.

O zaman bu motiflerin dizide kullanılması gerekmez mi? Gerekir ama verilen kamyonlu sahnede böylesine önemli olan bir görsele yer verilmiyor. Tarihi hakikate bu gibi konularda dikkat edilmeyecekse ne zaman edilecek. Kıbrıs davası Türk milletinin bütünüyle katıldığı bir milli davadır. 1960’lı yılların her bakımdan zor olan bir döneminde elden çıkmak üzere olan vatan parçası büyük mücadeleler sonucunda yeniden sahiplenilmiştir. Böyle bir dönem sırf siyasi menfaatler adına aslına mugayir olarak anlatılamaz. Bu sahtekârlığa girer. İhanet olur. Tarih ezelden gelir, ebede gider. Yaşananlar kimsenin keyfi için değiştirilemez. Böyle bir davranış hem ahlaksızlık olur, hem de daha birçoğunun sağ olduğu o büyük mücadeleyi veren insanlara saygısızlık olur.

Hilal ve kurt motifi Türk milletinin efsanelerinden akıp gelen ve günümüzde de geleceğimiz adına bize güç veren iki temel motifimizdir. Bu motiflerimizi beğenmeyen yöneticilerimiz olabilir ama o yöneticiler bugün var ama yarın her fani gibi gelip geçecektir. Ama millet davası devam edecektir. Böyle bir çarpıtmayı yapanlar Ermeniler, Yahudiler, Ruslar, Amerikalılar gibi kadim düşmanlarımız olsa anlayabiliriz. Çünkü neredeyse bütün tarihleri Türk milletinin tahakkümü altında geçen bu toplulukların bizim tarihimizi çarpıtmalarının kendilerinin geleceği açısından bir anlamı olabilir. Türk milletinin ve devletinin kurduğu TRT’ye ne oluyor. Bu türlü çarpıtmalara TRT kurumunun alet edilmesi şühedayı toprak altında, bizleri de bu dünyada tahammül edilemez hüzünlere garkediyor.

Türk tarihini saklamaya, değiştirmeye, tahrip etmeye kimsenin hakkı olamayacağı gibi TRT’nin böyle hainliklere karşı koymak gibi bir vazifesi olmalıdır. “Müslüman mahallesinde salyangoz satılmasına” çanak olmak da neyin nesi? Son zamanlarda kullanılan ara yüz cıngılında kullanılan “özü sözü insan” cümlesi de anlamsız hale gelir bu türlü yanlışlar! sebebiyle, bizden söylemesi…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cüneyt Cesur - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Hbrma Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbrma Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Hbrma Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?