Güncel Tasavvuf Notları-3

Yazı dizimizin üçüncü yazısı ile tekrar sizlerleyiz. Tasavvuf nedir? Sorusu ile başlamıştık. Ve siz değerli okurlarımıza Tasavvufi kurumları anlatmak için besmele niyetine yine “Pîr”ilk makamından ve nasıl bizatihi Tasavvufî kurum olduğundan bahsederek devam etmiştik. Bu yazımızda da Tasavvufî kurumlar ile alakalı izahlarımıza devam edeceğiz.

Tasavvufun fiili hali olan Tarikat sosyal ve kavramsal olarak toplum içindeki en canlı kurumlarından biriydi. Hepinizin malumu olduğu üzere ülkemizde tarikat ve tarikata dair her şey anayasal olarak yasaklandı. Ancak hiç bir millet dini ve kültürel değerlerinden bıçakla kesilmiş gibi tamamen ayrılamaz. Ülkemizde de bu gün gördüğümüz manzara bunu doğruluyor.

İşte bu manzaranın temel unsuru olan Tarikat kurumunun varlığını devam ettirmesinde Pîrlerden sonra en önemli kimseler Şeyhlerdir. Anladığınız üzere bu yazımızın konusu Şeyhlik makamı. Nasıl ki bir Pîr efendimiz bizzat Tasavvufî bir kurum oluyor aynı şekilde de Şeyhler de konumları itibari ile Tasavvufî kurumlardır.

Günümüzün son derece yabancılaştığı kavramlardan da biridir aslında Şeyh kelimesi. Zira uzun bir süre Şeyh kavramı üstünden kara propaganda ile dinimize ve değerlerimize saldırdılar. Çok eski tarihlere gitmeye hiç gerek 28 şubat daha dün gibi…

Biraz daha uzak bir tarihe gidelim hadi 28 Şubat çok karmaşık diyenler için 1930’dan bu güne kadar bir kaç hadise örnek verelim; Şeyh Esad Erbilî hazretleri Menemen olayı bahane edilerek bir hastanede zehirlendi ki Menemen olayı ile uzaktan yakında ilgisinin olmadığı herkesçe malumdu.

Yine Şeyh Mustafa Tagî Hazretleri Sivas’ta elleri bağlı şekilde Sivas’ın kışında sokağa atılmıştı dönemin etkili isimleri tarafından suçu ise sadece “ben tekkemi kapatmam bu kapıdan ayrılmam” demekti.

Başka bir örnek olarak Bektaşi Dedebabalarından Ahmed Sırrı Dedebaba 1950 yılına kadar Türkiye’ye gelemedi yasaklıydı çünkü… İstanbul’da bulunan pek çok tarikat merkezi bizzat hükümet emri ile atıl duruma getirildi bu dönemde.

Hazret-i Pîr M.Nureddin Cerrahî Asitânesine kiralık yazısı asmak istediler mesela, Şabanî tekkelerini yıktılar ve daha bir çok kültür ve tarih katliamı… İstanbul’un mimari yapısının tarihini inceleyin göreceksiniz.

Şimdi üstünde plazalar, alışveriş merkezleri apartmanlar olan pek çok arazi bir zamanlar insanların gönüllerinin çoştuğu dillerden sevgi, aşk ve tevhidin aktığı tekke arazileridir. Tabi bir kısmı da insaflı davranılarak camiiye çevrilmiş yahut Şeyh efendilerin pratik zekaları ile bu büyük kıyımdan kurtulmuştur. Oysa bu dönemde ülkemizde ruhban okulları açıktı, havralar açıktı, mason locaları açıktı, İngiliz Muhibleri cemiyeti isim değiştirmişti ancak açıktı ki İngilizler açık düşmanımız olduğu halde bu böyle idi.

İşte tüm bu badirelerin dışında Şeyh kimdir? Kim değildir?

Örnekler vererek anlatalım. Zira Şeyhlik makamının hakikatini Şeyhler dışında kimse bilemez bizde buna binaen zahiri ve teknik anlamda sizlerin istifade edebileceği bir tarzda arz etmeyi planladık. İlk olarak günümüzün “Şeyh” algısına bir bakalım.

Günümüzde tarikat kavramları oldukça yıpratılmış ve sosyal hayattan neredeyse çıkmış olduğu için “Şeyh” kimdir sualine Z kuşağından pek bir yanıt çıkacağını sanmıyoruz. Biraz daha yaşı müsait olanların ise bir kısmı 28 şubatın da etkisi ile oldukça vahim ifadeler kullanacaktır. Diğer bir kısım vatandaşımız ise bir kaç tarikat ve Şeyh efendi adı sayıp işte bu kadar diyecektir. Çok az bir kısım ilgiler ise yine bir kısmı tamamen yanlış ancak kulak dolgunluğu ile yakın ifadelerle izah etmeye çalışacaktır. Zira ülkemizin gündeminde hiç bir zaman bu büyük insanlar için bir anma bir teşekkür haberi bulamazsınız.

Misalen 1. Dünya savaşı yıllarında ilk seri ateşli topun mucidi Kadirî Pîr-i sanisi olan Ahmed Süreyye Emin hazretleri için bir anma duyamazsınız. Şeb-i Arus törenleri icra edilir 07-17 aralık tarihlerinde Hazret-i Mevlana efendimizin vuslat yıl dönümü olarak. Allah’tan Ömer Tuğrul İnançer Efendi hazretleri bu merasimlere katılıyorlar zira o günlerde Konya’da çok vahim ifadeler duyarsınız.

Kimi zaman İngilizcesi iyi bir tur rehberi kimi zaman dünyadan bihaber mistik olmaya kafayı takmış serserilerden… Ömer Tuğrul İnançer Efendi hazretleri bu vahim ifadeler karşısında mazinin ve bu günün namusunun ihtişamlı bir abidesi gibi durur.

Peki nedir bu vahim ifadeler: “sufiler şeriatı değil aşkı esas tutarlar, Hazret-i Mevlana bir aşk peygamberidir, bizim için din değil insanlık esastır, iyi insan olun sevin sevilin ahiret size cennet olur vesaire…” Hazret-i Mevlana’nın yad edildiği bu günlerde Hazret-i Pîr’in yolundan giden Şeyhlerin maalesef pek çoğu zikredilmez. Yahut Konya Mevlevî Asitanesinin neden müze olduğu konuşulmaz. Zaten bu durumdan pek şikayetçi olan da yok gibidir.

Peki bir tespit açısından lafı da başka yerlere götürmeden arz edelim. Şeyh aslında Arapça bir kelime ve baba anlamına gelir yahut aile büyüğü, tarikatta aslında yolun içtihat edilmesi ile o yolu nesilden nesile taşıyan aile büyüğü konumundaki zatlar Şeyhlerdir. Şeyh efendiler nerede yetişir? Mürşid de denir Şeyhlere, Mürşid Kimdir peki?

El Hac Muzaffer Ozak Efendi hazretlerini yad edelim hazret buyuruyorlar ki : “Şeyh dediğin tarlada yetişmez senin benim gibi adamdan olur.”

Yani Şeyh olmak bir ailenin, bir grubun, zengin olanların, iktidar sahiplerinin elinde olan bir şey değildir. Hele hele laik bir ülkede sınavlara girip stajyer postnişin olanların Şeyh sıfatı ile anılmaları komiktir.

İşin aslı şöyle; Bir Şeyh efendiye derviş olursun, yani bir silsileye bağlarsın başını sonra seyr-i sülûk’unu nasip ise tamam edersin sonra biat ettiğin Şeyh efendi seni halifesi yapar sonra eğer sende irşada dair bir hal zuhur ederse ve Şeyhin münasip görürse postnişin olursun yani Şeyh olursun.

Şeyh olmak ile Mürşid olmak arasında fark görenler olduğunu da duyduk bu bir hayali gülünç geldi zira Şeyhler o posta çay kahve içmek için oturmazlar dervişlerini hakka vasıl etmek için otururlar.

Tac-Kemer-Hırka-Cübbe-Âsa-Post gibi pek çok çeyiz ile donatılır Şeyh efendiler ve her biri müntesibi oldukları tarikin mahsus alametlerini taşır. Yani uzat sakalını, giy cübbeyi hadi bakalım Şeyhlik yap diye bir şey yoktur.

Pîrler hazeratının içtihad eyledikleri tarikat ocaklarının hizmetlerini ve misyonlarını devam ettiren Şeyhler sosyal olarak da bu kurumların etki ve hizmet alanını genişleterek çok önemli bir vazife icra ederler. Bir Pîr’e tabi olmayan, kendi kendine Şeyhlik iddia edenler de zuhur etti bu günlerde onlara da sormak lazım; kardeşim sen Şeyh misin? Evet. Peki lütfedip bize kimden bu yetkiyi aldığını söyler misin? Falanca zat bana rüyada göründü o dedi. Bunu duyunca direk olarak karşınızdakinin yalancı olduğuna hükmedebilirsiniz zira o ya bir deli ya da farklı niyetleri olan bir münafıktır.

Şeyh efendilerin bir silsilesi, onları da irşad eden bir Şeyhleri hemde canlı kanlı, yazılı bir hilafetnameleri ve Şeyhlik makamına geldiklerine dair yapılan törenin şahitleri vardır. Bu sebeple nevzuhur tiplere Şeyh demek pek mümkün değildir. Hatta caiz de değildir.

Gariplerin, fukaranın ilticagahı olan tekkelerin idaresinden sorumlu olan Şeyhler sadece derviş yetiştirmezler. Onlar yaşadıkları beldenin sosyal sorunları ile de meşgul olurlar, siyaset kurumuna tenezzül etmezler, asla ve asla kendilerini düşünmezler, vatanlarını devletlerini severler sevdirirler, milletin menfaatini gözetir edebi ve ahlakı muhafaza ederler, kapılarına geleni boş çevirmezler, meşrep meşrep toplumun her kesimine hitap ederler yani Şeyh efendiler yaşadıkları toplumun köşe taşıdır.

Tasavvufî kurumlar dedik ya her Şeyh efendi bizzat bu vazifenin temsil makamındadır. Onlar insan olmanın izzetini ve dünyandan kurtulmanın miftahını bilirler. Diyelim ki bir mahallede bir tekke var o tekkenin Şeyhi hazret o mahallenin abisi, babası, hocası, velisi ve mesulu gibidir. Tekke vakıflarının idaresi öyle böyle bir iş değildir. Vakıf idare etmek başlı başına bir hassasiyet ister. E her tekkeninde kendine ait vakfiyesi vardır ve bunu Şeyh efendiler yönetir yani kurumsal olarak büyük bir hizmeti idare ederler. Tek başına bu icraat bile onları Tasavvufî birer kurum haline getirir.

Sona doğru gelirken nevzuhur tiplere bir kaç kelam etmeden edemeyeceğim ki bu siz okurlarımıza da bir ihtardır. Kafasında sarık üstünde cübbe olan her adam şeyh veya evliya değildir. Kravatlı takım elbiseli şeyhlerde vardır hatr-ı şerifinizde bulunsun. Şeyhler büyü, sihir, tılsım gibi şeylerle katiyen uğraşmazlar. Hiç bir Şeyh dervişlerinden para, mal, mülk talep etmez toplamaz ama hayra da engel olmaz o ayrı. Şeyh efendiler katiyen milletin aleyhinde olmazlar aksine yaşadıkları toplumu irşada gayret ederler. Silsilesi ve hilafetnamesi olmayan Şeyh olmaz.“Hakikatte Sahaberlerden üstünüm” diyen serseriden hele insan bile olmaz. Kendi Şeyhini karalayan Şeyhine isyan edip baş olma sevdasına düşenden derviş olmaz ki Şeyh olsun.

Son olarak arz edeyim ki ülkemizde tekke ve zaviyeler anayasal olarak kapalıdır, yasaktır. Dolasıyla bu şartlar altında kendi kendine şeyhlik iddia edenlerden uzak durun bir geleneğe bağlı olmayan ve size büyü, sihir, cinler, şeytanlar yani korku satan beşerlerden uzak durun.

Cenab-ı Peygamber (s.a.s)’i anlatan, tevhidi anlatan, sevgiden aşkta bahseden ve bir geleneğin içinden yetişmiş, yasak olmasına rağmen bu milletin mana köklerinin kopmasına müsaade etmeyen kimseleri arayın bulun.

Hakka vuslat etmiş zevata mesele mahsusen teveccüh edin. Türbeleri ziyaret etmekte korkmayın. Bir de diyanetin türbelere astığı levhalara kulak asmayın…

Biz Muhammedîyiz öyle kolay kolay şirke de şekke de düşmeyiz. Uyanık olun lütfen hırsız suçlu peki ama ev sahibinin hiç mi suçu yok diye sordurmayın…

Aslında değerli okurlar siz siz olun kendinizi bilmeye çalışın zaten gerisi çorap söküğü gibi gelir.

Sizlere bir nutk-u şerif arz edelim ve bir sonraki yazımında görüşmek üzere diyelim:

Âsumândır kubbesi hep ahterân kandilleri

En zıyâ-bahşâ kanâdîli güneşle mâhdır

Seddolunmakla tekâyâ kaldırılmaz zikr-i

Hakk Cümle mevcûdât zâkir kâinât dergâhdır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Yıldız - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Hbrma Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbrma Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Hbrma Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?