Nietzschevâri Bir Savaşla Cephede Sağ Kalabilmek

Otorite düşmanı Nietzsche, 1844 yılında bir din görevlisinin oğlu olarak dünyaya gözlerini açar. Friedrich Wilhelm ismiyle vaftiz edilir; çünkü babası koyu bir kral taraftarı olarak, oğluna Prusya Kralı IV. Friedrich Wilhelm'in ismini verecektir. Fakat yaşam onu otoriteye savaş açan bir filozof yapacaktır. Otoriteyle savaşan Nietzsche ise bu savaşı kazanarak cephede kalmayı delirmek pahasına da olsa başaracaktır.

5 yaşına geldiğinde ilk otoriteyi yani babasını kaybedecek ve bu kayıpla beraber başat otorite olan Tanrı’ya güveninin yitiminin de temellerini atılacaktır. Kaybettiği babası az önce de belirttiğimiz gibi bir kilise görevlisidir ve Nietzsche’nin ilerleyen yıllarda savaş açtığı baş otorite ise kaderin cilvesine bakın ki kilise olacaktır.

Nietzsche’nin savaşı en çetin, en gürültülü savaşlardan birisiydi. Nietzsche, çağının tüm ahlaki değerlerine, Batı metafiziğine, felsefi, tarihi sistem ve akımlara savaş açmış ve bunların neticesinde Tanrı’yı öldürmüştür. Tanrı’nın ölümünün anlamı, ahlaki değerlerin ve değerlendirmelerin alanında yatar. Tanrı ölmüştür. Nietzsche verdiği savaşta çözümü Tanrı’yı öldürmekte bulmuştu. Peki ya biz çözümü nerede bulacağız bu nihilisttik çağda bizler nasıl savaşacağız?

Nietzsche’nin yaşadığı on dokuzuncu yüzyıl coğrafyasında yaşanan havanın şimdi bizde de sirayet ettiği günlerde bizler nasıl savaşacağız sorusu daha da önem arz ediyor. Nietzsche “Tanrı öldü” tespitini 19.yy Batı toplumunda değerlerin çöküşünü gözlemleyerek yapmıştır. Nietzsche’nin Tanrı’nın ve iyiliğin öldüğünü söylediği o yıllarda biz henüz iyiliği öldürmemiştik. Beslendiğimiz kadim geleneğin, kültürün iyilik anlayışı altında emin ellerdeydik. Nietzsche’nin isyanını tam da bu sebeple günümüzde daha iyi anlıyoruz.

Batı, tüm değerlerini kendi isyancısı Nietzsche’nin deyimiyle “Tanrı’yı öldürerek” yok etti. Batı’nın emperyalist yanıtı, insan denilen soruyu yani o metafizik varlığı yok sayarak oluşturduğu yapay bir yanıt iken bunalımlarımıza Batı’nın o postmodern yanıtının çare olmayacağının bilincindeyiz. Bizim yanıtımızın Batı’nın yanıtı ile aynı ol(a)mayacağının farkındayız…

Gelgelelim nasıl cephede sağ kalacağız sorusuna…

İçinde bulunduğumuz bu çağda kendimizi çürümeden (çoğunlukla manevi) koruyarak, Batı’nın yaşadığı bunalımlara kapılmadan, yeise düşmeden, pozitivist hallerin buhranına umarsızca hapsedilmekten kaçınarak ve bütün bunları yaparken moda diye dayatılanların acımasızlığında, teknolojinin eblehleştiriciliğinde, kapitalizmin vahşiliğinin kuşatıcılığında olduğumuzun farkında olup bu bilinçle kendi kültür ve medeniyetimizin derinliklerinin her daim arayışı içinde olarak cephede sağ kalmayı başarabiliriz belki.. Bize dayatılan bizim olmayan düşünce kalıplarına kendi kültürümüzün mirasçısı sanat, felsefe ve fikir ile karşı durarak savaşı kazanabiliriz belki..

Batı’da Nietzsche'nin tarif ettiği gibi tamamen absürt bir hayat vardır. Dünya hayatı Batı’ya göre absürttür. Bize göre ise dünyadaki bu absürtlükler bir imtihan sebebidir ve dünya hayatı imtihandan ibarettir. Medeniyetimizin metafiziğine ve değerlerine, imtihan olarak gördüğümüz dünyada yine bir metafizik uğruna sıkı sıkı sarılmalıyız. Çözümün her daim kendi kültür ve medeniyetimizde olduğu bilincine sahip olmalıyız.

Tanrı’yı öldüren Nietzsche cephedeydi, otorite olarak kilise ve Hıristiyan ahlakıyla savaşmış ve otorite ile girdiği savaşı da kazanmıştı. Nietzsche çöküş hadisesinin çağının önündeki iki yüzyıla sirayet edeceğini işaret etmiş olsa da yirminci yüzyılla birlikte üzerimize nüfuz eden çöküş hadisesinin pek öyle kolay ortadan kalkacağa benzemediğinin aşikar olduğu günümüzde özellikle Nietzschevâri bir başkaldırı oldukça önemlidir. Kadim medeniyetimizde kendi yanıtımızla dövüşte kalabilmek dileğiyle..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Merve Kaplan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Hbrma Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbrma Haber değil haberi geçen ajanstır.

02

Kemal - Çok beğendim çok nitelikli ve güzel bir yazı olmuş. Başarılar

Yanıtla . 7Beğen . 0Beğenme 26 Mayıs 12:08
01

Recep Kuş - Güzel bir yazı olmuş. Yeni yazılarınızı bekliyoruz hocam

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 26 Mayıs 00:39


İstanbul Markaları

Hbrma Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?