Çocuklarımızın Ruhları da Büyüyor mu?

İnsan, gözünü açtığında etrafını izlemeye, anlamaya ve özümsemeye başlar, dünyayı gördüklerinden, anladıklarından ibaret sanıp düşünmeye ve anlamaya çalışır, hayal kurmayı öğrenip hayallerde dolaşır, hayal kurdukça iç dünyası, farkındalığı arttıkça da dış dünyası gelişir.

Çocuk, görüp duyduklarını hisleriyle algılar, evin içinde yaşadıkları ilk izlenimlerini oluşturur. Aile fertleriyle duygusal bağ kurup ilgisini çeken söz ve davranışları taklit eder öyle ki kullandığı bazı kelimelerin anlamını bilmeden yalnızca işittiği için cümlelerine katar.

Ailesinden, arkadaşlarından ve çevresinden gördükleri ona şekil verir. Farkında olmasa da hayatına çevresinden izler taşır. Etkilendiği, dikkatini çeken veya kayıtsız kaldığı durumlar onun olaylara karşı duruşunu belirler.

Çocuklar doğdukları dönemin gerektirdikleriyle yetiştirilirler. Dünya farklı dönemlerden oluşur, her dönem kendine has özellikler taşır. Çağ nereye vardıysa neyi gerektirdiyse insanların gayesi ona uyum sağlamak olur öyle ki çağ insana insan da çağa ayak uydurur. 21. yüzyılın gelişen teknolojisi, insanları dijitalleşme süreciyle tanıştırdı. Gelişen teknoloji her yaştan insana hitap edecek içerikler sunduğu için kitleleri peşinden sürükledi. İnsanlar, teknolojik gelişmelere hızla uyum gösterdi bu uyum sürecinden çocuklar da nasiplendi.

Bilgisayar oyunlarıyla renklere, seslere, şekillere kapıldılar. Oyunların kontrolünü ellerinde tutmaları, sınırsız erişim, görev tamamlama gibi unsurlar çocukları cezbetti. Pandemi süreci de bu duruma damga vurdu. Evde kalmak zorunda olmak, eğitimin uzaktan devam etmesi, internetin neredeyse her evde kullanılması çocukların oyun bağımlılığını artırdı.

Ellerinde tablet, telefon ve bilgisayarlarla değerlerden uzak, “hiperaktif” bahanesine sığınarak büyütülen ve sadece büyüyen çocuklar yetişiyor artık.

Bu şekilde büyüyen çocuklar bedenen gelişse de ruhen zayıf kişilere dönüşmez mi?

Çocuklar, tattıkları eğlence şerbetinin zehir olduğunu anlayacak olgunlukta değiller. Bunun ayırdında olsalardı böyle bir bağımlılık söz konusu olamazdı. Burada anne ve babaların bilinçli adımlar atmaları gerekir. Hayat, gül kokan sokaklardan ibaret değildir. Bazı yollar dipsiz kuyu gibi kapkaranlık, ürkütücü bazı yollar ise esenlik vericidir. Hangisinde yürürsek yürüyelim kalbimiz güzel bakmayı bakıp da görmeyi bilmiyorsak hayatın güzel yönlerini anlayamaz, kıymetini bilemeyiz. Kendimiz bilmediğimiz duyguları, öğrenemediğimiz tecrübeleri çocuklarımıza aktaramayız. Evvela kendimizi geliştirmeli ardından çocuğumuza karanlıkta görmeyi öğretmeliyiz, öğretmeliyiz ki biz yokken de gözleri görebilsin, etrafına ışık olmayı başarabilsin, kendiyle beraber başkalarını da kurtarabilsin!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Melek Demirkol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Hbrma Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbrma Haber değil haberi geçen ajanstır.

02

Ağa yorgun - Biz yere düşen ekmeği üç defa öper anlımıza vuran çoçuklardık ne ara kendi çoçuklarımızı bu teknoloji cağinın kucağına attık yüreğine sağlık canım kardeşim

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Şubat 18:20
01

Yedi Kasım - Son derece güzel bir yazı. kaleminize sağlık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Şubat 15:17


Kahramanmaraş Markaları

Hbrma Haber, Kahramanmaraş ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Basın Özgür mü?