İstiklâl İlham Verir

Korkma!

Öyle sanıldığı gibi yüreğinde kaybetme korkusu olanlara, ölümden imtina edenlere bir teselli sözü değildir.

Korkma!

Umutsuzluğun pençesinde, geleceğin kaygısına düşmüş olanlara moral olsun diye söylenmiş bir söz değildir.

Korkma!

Düşman karşısında aman dilemeye meyletmiş yufka yüreklere ferahlık vermek için söylenmiş bir ilmi siyaset sözü hiç değildir.

Korkma!

Zalimden gelecek olana sessiz kalarak, bana dokunmayan bin yaşasın pespayeliğine düşerek bir ömür sürmeye isteklilere, sen sus korkma sana bir şey olmayacak temennisi değildir.

Ey buhranlar içinde kavrulan dünyanın umut gözüyle baktığı milletim.

Ey dilinde ilay-ı kelimetullah davası tespih, gönlünde iman, ufkunda kutlu acun olan yiğit kardeşlerim;

Milleti necibe-i İslamiyenin tarihi serencamına dönüp bir bakınız. Sabır bize emredilendir. Okumak, anlamak, akletmek, çalışmak, gayret etmek, sefere niyet edip zaferi, tevekkülle beklemek bizlere verilen ilahi emirlerdir.

Ecdadımız, daha İslam ile şereflendiği ilk günlerde bu davayı anlamış, hedefi kavramış, uzun soluklu bir yola çıkmıştır. Bin yıldır Alem-i İslam’ın hadimliğini ve sancaktarlığını üstlenmiştir. Bugün de dünden aldığı bu kutsal vazifeyi layık-ı veçhiyle yerine getirmek için milletimiz, gecesini gündüzüne katarak çalışmaktadır. Ne mutlu ki, bugün dahi milleti necibe-i İslamiye’ye bayraktarlık yapmaktadır.

Fakat bilinmelidir ki, batıl da boş durmamaktadır. Ebu Cehil’den Romen Diyojen’e, Konstantinden günümüze süren büyük bir kinin hedefiyiz. Aslında biz, hakkı susturmaya azimli tüm zalimlerin dün olduğu gibi bugünde hasmıyız!

Zalime hasımlık, masuma ve mazluma kardeşliktir düsturundayız.

Unutma, sen de gaflete düşer, hedefini şaşar ve zalime boyun bükersen, haksızlık karşısında dilsiz şeytan olmayı seçersen, masumlarım ve mazlumların ahını kim duyar!

Unutma, Millet-i Necibe-i İslamiye haksızlık karşısında kör olmaz, lal olmaz, sağır olmaz!

Herkes bitti dediğinde, umutlar tükendiğinde, yeis yüreklere hakim olduğunda bir nida duyulur. İşte o vakit bir kalem dile gelir ve ilahi kelam olur.

Herkesin bilmediği anlamıyla, iman dolu kalplere bir tılsım gibi “Korkma” nidası yayılır.

İş başa düştüğünde vazife sorulmaz. İşte o vakit milleti necibe-i İslamiye tarihine döner, özünü okur ve ayağa kalkar!

Korkma! der.

Aynı, bir zamanlar çölün ortasında, karanlık bir mağarada, örümcek ağından bir muhafazanın ardında, mübarek dudaklardan dökülüp Sıddık’ın kulağından usulca süzülüp yüreğine inen Korkma nidası gibi.

“…Korkma ya Sıddık, Allah bizimledir!”

Bu nida ilahidir!

Küffar milletlerde yok oluş öncesinde yakarışı, milleti necibe-i İslamiye de ise son raddede, kendi nüvemizde saklı ilahi sırrın uyanışındaki o büyük sarsıntının doğuracağı titremeye karşı uyarıdır. Büyük uyanışın, yeniden ayağa kalkışın, aleme nizam verme azminin doğuşunun; velhasıl “Ben ölmem, bedenim toprak olsa da ruhum hürriyet kazanır” haykırışının diğer adıdır Korkma nidası.

Evet, bir zaman özümüzü unuttuk. Aslımızı tanımaz olduk, gafletten ve dalaletten uyanamadık. Merhamet ettiklerimizin ihanetine gark olduk, sırtımızdan vurulduk. Yere düştük, kalkamadan yurdumuza, şehrimize, köyümüze ve dahi evlerimize girildi.

Çocuklarımıza kıyıldı, namusumuza el uzatıldı. Camilerimiz yakılıp minarelerimiz top gülleleri ile yıkıldı. Hürriyetimizin nişanesi bayrağımız uhdesinde şerefimize ve onurumuza kastedildi.

Korktuk mu?

Hayır!

Korkun bizden, evlerinizi yakarız, çocuklarınızı katlederiz denilince korktuk mu?

Hayır!

Size boyun bükmektense öz evlatlarımıza kıyar, evlerimizi ellerimizle ateşe veririz ve biz asla korkmayız, dedik.

İşte bugün 101 yıl önce bu kutsal beldede kazanılan büyük bir kahramanlık destanını kutluyoruz. Ama unutmayın bu destan sadece bu şehrin değildir. Çünkü bu destanın membaı, Millet-i Necibe-i İslamiyenin dünü, bugünü ve yarınıdır. Bu destanın yüzü üç yöne bakar!

Bakar geçmişe ve görür Fatihi, Alparslan’ı, Hamza’yı ve duyar; “Çöl’e inen Nur’un Sıddık’a seslenişini; “Korkma!”

Bakar içinde bulunduğu ana ve Avukat Mehmet Ali Kısakürek’in kaleminden kelama döner;

“Ey millet-i necibe-i İslamiye” diye başlar söze. Söyler Sütçü İmam’a, Arslan Bey’e, Mıllış Nuri’ye ve daha nicelerine Korkma diye. Şeyh Ali Sezai Efendi’nin dilinde hatme olur, Senem Ayşe’nin hamurlu ellerinde mavzere döner. Çuhadar Ali’nin şehadete yürüyüşünde rehber bir güvercin masumiyetinde yankılanır, Şehr-i Maraş’ta Korkma!

Sonra gelece bakar; yangın yeri payitahtı görür, bozkırda tezeneden ağıtlar dinler. Küsmüş Efeleri, katledilmiş çocukları, bağrı yanmış anaları, yiğidini toprağa vermiş körpe gelin ve kızların ahını temaşa eder. Sonra asırlar öncesinde, Nur’u Nebi’nin nefesinden dalga dalga çölleri, dağları ve ovaları aşıp Maraş’ta Avukat Mehmet Ali Kısakürek’in kaleminde demlenen, “Ey Millet-i Necibe-i İslamiye ile başlayıp “Korkma” ile biten bu ilahi emir yeniden kurtuluşun muştusu olur.

Akif, İslam’ın son büyük şairi! Duyar Maraş sedalarından yükselen Âlem-i İslam’a Hitap Beyannamesi’nin son sözünü ve “Bismillah “der, başlar ilk söze “Korkma!”.

Devam eder aldığı ilhamla “ Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;

“Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin İstiklal!

Maraş’tan Alem-i İslam’a hitap edilir de korkulur mu?

Korkma diyen Akif’e uyulur da hak bilinen istiklal alınmadan geri durulur mu?

Maraş’tan İstiklal meşalesi yakılır da Anadolu’da kurtuluş destanı yazılmadan geri dönülür mü?

Ey masuma ve mazluma umut, zalime korku namzedini elinde tutan kardeşim;

Nebi söyledi, Sıddık korkmadı!

Kısakürek söyledi Maraş korkmadı!

Akif, duydu söyledi Anadolu korkmadı.

Dün Hamzalar, Alparslanlar, Fatihler, Sütçü İmamlar, Ömer Halisler, Fethi Sekinler korkmadı!

Şimdi de sen korkma!

Dünya seni bekliyor. Bir insanlık umudunu sana bağlamış.

Mazlumlar ve masumlar yolunu gözler. Minik eller sen gel diye duaya durmuş, yaşlı gözler yolunu izler.

Hadi kalk, korkma!

Tarihinden alacağın güç sana rehberlik edecektir.

Unutma! İstiklal İlham Verir!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Işık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Hbrma Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbrma Haber değil haberi geçen ajanstır.



Kahramanmaraş Markaları

Hbrma Haber, Kahramanmaraş ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Basın Özgür mü?