Yalnızca Bilmek Zorunda Olanların Bildiği Şehir “Ağrı”

Ömrümüzün birkaç senesi veya tamamı itibarı ile tanıdığımız şehirler sadece gördüklerimizden mi ibaret?

Bir şehir düşünün medeniyetlere güzergâh olmuş, yollarından koskoca bir tarih akmış. Efsaneden efsaneye konu olmuş. Bir şehir ki yolları engebeli, kışları çetin, imkanları kısıtlı ama dağları eteklerine bereket taşımış.

1600 metre yüksekliği ile Türkiye’nin çatısı Ağrı’ya bir yolculuk da biz yapalım!

Hurri, Hitit, Urartu, Med, Pers, Ermeni, Abbasi, Bizans, Selçuklu, Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yaptı. Ermeniler döneminde siyah taşlardan örülü bir kilise ve toprağın rengine izafeten şehre "Karakilise" adı verildi. Bu isimle başka şehirler de anıldığından karışıklıkları önlemek amacıyla “Karaköse” diye anılmaya başlandı. Son olarak Nuh Tufanı ile ilgisinden dolayı kaynaklarda geçen Cudi Dağı ve Ararat Dağının Ağrı Dağı olduğu düşünülerek şehre Dağının adı verildi.

Ağrı Dağının heybeti, yıl boyu indirmediği beyaz tacı, her mevsim değiştirdiği kıyafetlerin ahengi görenleri kendine hayran bırakır. 5.137 metre yüksekliği, efsanelere, kitaplara konu oluşu, Hz. Nuh Gemisinin kalıntılarını barındırması manevi kıymetini arttırdı. Ağrı Dağı; dağcıların tırmanma tutkusuna, yazarların yazma azmine, ozanların gönüllerine, dinlenmek isteyenlerin ise ruhlarına ilham oldu. Dağın yakınlarındaki İshak Paşa Sarayı, Doğubayazıt’ın yapımı 99 yıl süren görkemli yapısı: 116 oda, türbe, cami, surlar, iç ve dış avlular, divan ve harem salonları ve koğuşlardan oluşur. Konumu itibari ile bir kartal yuvasını andırır. Mimarisinde Osmanlı, Selçuklu ve Avrupa sanatının Barok üslubu görülür. Taşlarına, işlemelerine, dokusuna bakılınca zarafetiyle yaşayan bir tarih görülür. O kadar muazzamdır ki güneşle buluştuğunda içinde hayat devam ediyormuş gibi görünür. Sarayı seyretmeye ve anlamaya doyum olmaz. Yapının yakınlarında Urartu Kalesi, Eski Bayazıt Cami, Anadolu’nun birçok yerini gezip İshak Paşa Sarayı medresesinde katiplik yapan, “Mem û Zîn” kaleme alan Ahmed-i Hani’nin Türbesi de yer alır.

Doğayla iç içe olmak isteyenler için Doğubayazıt civarındaki Balık gölü, Türkiye’nin en yüksek tatlı su gölü olmakla beraber eşsiz bir güzelliğe sahiptir. Yılın her mevsimi başka bir güzelleşir. Gölün çevresinde çadır ve karavan kampı yapmak dinlenmek için harika bir seçim. Gölün içindeki Kırmızı Benekli Alabalıklar şifa niyetiyle avlanır, ortamın ambiyansı ruhlara terapi gibi geldiğinden derman kendini alabalıktan evvel gösterir.

İkliminin tarım için elverişsiz olması insanları hayvancılık faaliyetlerine yöneltmiştir. Hayvancılığın gelişmesi ve iklimin dirençli olmayı gerektirmesi eti yemeklerde vazgeçilmez kılmıştır. Misal etli lahana sarması ki bildiğiniz lahanalara benzemez bir tanesi 10 kg gelir. Abdigör köftesi, paşanın midesindeki rahatsızlık nedeniyle et yiyememesi üzerine etin, macun hailene gelinceye dek taş tezgahlarda dövülmesiyle bulunmuştur. Her bayramda yapılan Halise yemeği ise insanların bir araya gelip beraberlik kavramını pekiştirdikleri geleneğin bir parçası olmuştur.

Su akar yolunu bulur ya dağların arasında yolunu bulan Hamur Deresi, vardığı her yerde kayaları oyup geçer de ağaç yetiştirmeyi ihmal etmez, suyunun duruluğuyla beraber büyük bir ormana sahiptir.

Yılanlı, Köprülü ve Davut kaplıcalarına kayalardan, çatlaklardan mineralli sular fışkırır. Yerin derinliklerinden şifalı sular nasip olur öyle şifalıdır ki her derde deva görülür; ağrılara, kadın hastalıklarına, deriye, kemiklere iyi gelir.

Yaşam ve dinin iç içe olduğu antik kalıntı görünümündeki Meya Mağarası dönemin şartlarına rağmen insanların yaşamak için nasıl çırpındıklarını anlatır. Buz Mağarası Doğubayazıt’ta bulunan meteor çukuruna yakın doğal bir yapı olmakla birlikte İçindeki hava akımının etkisiyle yazın serin kışın sıcak bir iklime sahiptir, içeri süzülen güneş ışığı buzda gösteri yaptığından görsel bir şölen oluşur.

Ağrı, ismini aldığı dağ gibi heybetli durup içindekilere de bunu ustalıkla öğretmiştir. Hiçbir şeyin kolaylıkla elde edilmediğini, birlik beraberliği, yardımlaşmayı, komşuluğu kısaca insanına insan olmayı anlatmıştır.

Bir şehri anlamamızı sağlayan yalnızca yaşadıklarımız değildir, şehri önemli kılan içindeki onca kargaşaya rağmen yine de bereket getirmesi, bir yerlerde adabıyla, emeğiyle yaşamış insanlar büyütebilmesidir. Bir şehri anlamak o şehri; tarihi, geçmişi ve kültürüyle bilmektir.

O halde bir şehri ne kadar anlayarak yaşıyoruz?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Melek Demirkol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Hbrma Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbrma Haber değil haberi geçen ajanstır.

15

Derya levent - Ağri'mizi bu kadar güzel anlatan öğretmenlerimizin oldugunu görmek çok gurur verici bi durum tebrik ve teşekür ederim ??

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Şubat 18:46
14

Betül Balmış - Ağrı'ya farklı bir bakışla baktım. Çok çok güzel anlatılmış. Ağrı' ya gelip gezip görmek istiyorum her yanıyla...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Şubat 13:01
13

İpek - Tebrikler canım kızım, kaç nesil geçirdik Agrımızda. Tercüman oldun duygularıma

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Şubat 13:01
12

Yeşim - Doğup büyüdüğümüz şehrin birçok güzelliğinden bihaber yaşadığımızı farkettiriyor insana.. Çok güzel bir yazı olmuş tebrik ederim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Şubat 12:55
11

Esra Levent - Gerçekten de bir şehri ne kadar anlayarak yaşıyoruz,yaşadığım şehri ne kadar anlayarak yaşamışım ?diye kendimi sorgulamamı sağlayan muhteşem bir yazı.Tarihi geçmişini, kültürünü , önemini o kadar güzel anlatmışsınız ki aslında Ağrı yaşamak zorunda olduğum şehirken,bir yandanda yaşamak istediğim şehir oldu.Kalemininize sağlık,umarım devamı gelir yazınızın hocam.?

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 16 Şubat 12:32
09

Meryem Demirkol - Bulduğun her köşede pıtır pıtır bir şeyler yazardın:) Bu kadar güzel olduğunu, yüreğinden bu kadar süzdüğünü bilmezdim. Tebrik ederim

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 16 Şubat 10:13
08

Alper Hakan - Ağrı Dağın eteğinde diye başlar, güzellikleri gizli kalmış şehrin hikayesinin insanlarda bilinirliği ve bir Türkü kadardır çığlığı; oysa anlatılsa kültürü ve tarihi. Ellerinize sağlık, güzel bir Ağrı yazısı okuduk. Yemek kültürü şehrin yaşamını ortaya koyar; Ağrı yemekleri şifalı olmalı...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 16 Şubat 08:25
07

Zeynep - Tek kelimeyle mükemmel olmuş. Başarılarının devamını dilerim.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 16 Şubat 00:31
06

Elanur Aslan - Tebrik ederim ? ,makalelerini dört gözle bekliyorum

Başarılarının devamını diliyorum, ağrıyı ben bile artık seviyorum

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 15 Şubat 20:42
05

Elanur Aslan - Tebrikler, yazıları dört gözle bekliyorum. Ağrıyi o kadar güzel anlatmışki burayı daha çok sevdim ?

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 15 Şubat 20:31
04

Rıdvan - Ağrı şehrini hiç görmediğim halde gezmiş oldum, ellerine sağlık hocam.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 15 Şubat 20:09
03

Ağa Yorgun - Bir şehir bu kadar ince ve narın bi detayla anlatılır yüreğine emeğine sağlık

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 15 Şubat 18:38
02

04 Agrı - Elinize sağlık şehrimizi güzel anlatmışsınız.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 15 Şubat 16:36
01

Sibelevent - Nede guzel anlatmışsın güzel Ağrı mızı eline agzina yüreğine sağlık

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 15 Şubat 13:33


Kahramanmaraş Markaları

Hbrma Haber, Kahramanmaraş ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Basın Özgür mü?