Anılarımdan…

At aşkı çocukluğumdan kalmadır bende ve bir nevi genetiktir bizim ailede...

Hep asil atlara binerdi dedem, babam ve amcalarım... Yarışlarda Tataroğlu’nun (dedemin) atı 1. gelmeliydi illa da… Hatta dedem rahmetli, her ilk torununa bir tay verirmiş kısrak doğurduğunda...

Bana da vermişti nihȃyet. Fakat ne hazindir ki sevimli şıvgın tayım; o çocukluk yıllarımda, yılan sokmasından dolayı kıvrana kıvrana ölmüştü yanı başımda. Hem de çayırlığımızda zıplayıp dururken…  Amcamın oğluna verdiği tayı ise, amcam Elbistan'dan dönerken kamyon çarpmıştı “Üçgözün Köprüsü”nde…

Atlarımız, Hipodrom kültürüne ve eğitimine sahip değildi; ama davulun seğmen havasına kendisini kaptırdığında nasılda oynardı ritmik biçimde... Kafasını bir sağa bir sola çevirerek kur yapar, ayak hareketleriyle ve bedeniyle kavis çizerek oynardı aheste aheste... 

Çok attan düştüm, fakat incindiğimi söyleyemem. Velâkin bir defaya mahsus eşekten düştüğümde ise yerimden kalkamamıştım da; etrafta orakla ekin biçenler kaldırmışlardı nitekim.

"At sahibine göre kişner" sözüyle, "Asil at kendine kamçı vurdurmaz" sözü, realitedir aslında...  Diğer bir ifadeyle atlar, en sadık dostudur insanoğlunun... Nerede bir at resmi görsem, baka kalırım öylece... Hep alnı sakar, gözü sürmeli, ayakları sekili ve kuyruğu itinayla düğümlenmiş yeleli yağız atlarımız gelir gözümün önüne... Bir de rahmetli Necip Fazıl gelir, Çukurova’da ve Anavarza hinterlandında delice at koşturan...  Zira okumuştum kitaplarından…

Koç Köroğlu ve Dadaloğlu ise, hayalimizdeki değişmeyen kahramanlarımızdır at sırtında haykıran…  Bir şiirinde ve koçaklamasında şöyle der Köroğlu:

Kırat’a akşamdan verdim yemini

Öfkesinden küt küt gever gemini

Köroğlu üstünde sürer demini

Alma gözlü, kız yeleli kırat gel

18. Yüzyılda yaşayan Dadaloğlu da şöyle haykırır sevdasını:

Dadaloğlu hile yoktur işinde

Yiğit olan yiğit görür düşünde

At dördünde, güzel on beş yaşında

Severim kıratı, bir de güzeli

Çocukluğumuzda, atların tȃrifine yönelik şu tekerlemeyi sıkça terennüm eder dururduk:

Alma alı,

Verme kırı,

Yağızında binde biri,

İlle doru ille doru…

Velhasıl atların özel bir yeri vardır derunumda, ataerkil ailemizden tevarüs eden… “Allah kimseyi gördüğü güzel günden geri koymasın.” derler ya… Ben, atlarla hemhȃl olduğum günlerden ayrılalı beri; sürekli yaya ve yalnız hissediyorum kendimi…  Kamçılı, yamçılı, üzengili ve eyerli günler; şehzadelik zamanımdı, süvarilik çağımdı heyhat!..

Vayyy!!!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Süreyya Durna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Hbrma Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbrma Haber değil haberi geçen ajanstır.



Kahramanmaraş Markaları

Hbrma Haber, Kahramanmaraş ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Kahramanmaraş Sahipsiz mi?