Masumiyet Maskeli Şeytanlık 2

Masumiyet maskesi takanlar açısından, toplumda da karşılığı olduğu için en kullanışlı maske türü din maskesidir. Bu maskelerin birer birer ortadan kaldırılması gerekiyor. Çünkü bu maskeleri takanlar, halkın dini duygu ve düşüncelerini, kendi hedefleri doğrultusunda hoyratça kullanıyorlar. Bir şey maske olmaya başladığı anda aslî niteliğini yitirir. Din maske edinilirse, en azından edinen birey açısından din olmaktan çıkar. Zira din, kişinin hayatını kendisine göre yaşadığı ilkeler bütünüdür. Maske edinenler, dinin tüm ilkelerini ayaklar altına alırlar. Tezgahları zarar göreceğinden dolayı, o ilkeleri yaşatmaya çalışanlara da dil uzatırlar. Bu konuda sahabeden Ebu Zer ve Ammar b. Yasir’in hayatını okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Her ikisi de dinin, masumiyet maskesi olarak kullanılmasına karşı çıkmışlardır.

Emevi-Abbasi siyasetinde dinin, din ile alakası olmadığı halde dinleştirilen geleneklerin nasıl maske olarak kullanıldığını, az-çok okuyanlar çok iyi bilirler. Peygamberimizin Hicaz’a hakimiyetiyle bırakmak zorunda kaldıkları masumiyet maskesinin, onun ölümünden sonra nasıl bir siyasi ve toplumsal şiddet ve cinayete dönüştüğü de herkesin malumudur. Dört halife devrinde, dinin ilkelerine tabi olan siyaset anlayışı, daha sonraları, siyasetin ilkelerine tabi olan bir din anlayışına evrilmiş, böylece cadı avı mızrağına dönüşmüştür. Devletin cahiliye kültüründen beslenen anlayışı; bazen baskı, bazen de rüşvet ile ele geçirilen din adamlarının fetvalarının gölgesinde, dînî bir hükme dönüşmüştür. “Hilafetin Kureyşliliği, zalim de olsa halifeye itaat edilmesi gerektiği, halifenin; yeryüzünde Allah’ın gölgesi olduğu” fikirleri, peygamberimizin getirdiği dine ve kurduğu devlete dayalı fikirler değildi. Tamamen cahiliye anlayışının yansımalarıydı. Bu anlayış, tarih içerisinden süzülerek, farklı kılıklarda bugün de “İslam Siyaset Teorileri”nin içine sızmış durumdadır.

Bu günlerde bir dergide, masumiyet maskesi takmış bir şekilde çıkan yazı üzerine başlayan hilafet tartışmalarını ele alırken, tarihi arka planı da gözden kaçırmamak gerekiyor. Çünkü tarihten gelen hilafet teorisi birikimiyle, bu günün siyaset dünyasında at koşturamazsınız. Hilafet-şeriat denkleminde kurulan siyasi hülyaların bizi götüreceği nokta, kaos ve diktatörlüktür. Duygusal olarak düşünülürse, burada ifade ettiğim şeyler bazılarına garip gelebilir. Ama benim ifadelerimi lütfen bilgi, akıl ve mantık üçgeninde değerlendiriniz. Bu konudaki görüşlerimi burada maalesef konsantre olarak vermek zorundayım. Sizin, o konsantreyi araştırma-inceleme ve sağlam akılla değerlendirme suyu ile inceltmeniz gerekiyor.

Namazı masumiyet maskesi edinenler için, Maun Suresi’nin 4-7. ayetleri net bir tutum ortaya koymaktadır: “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki; gösteriş yapmaları ve en ufak bir iyiliği dahi engellemelerinden dolayı kıldıkları namazın davranışlarından haberi yoktur.” Kur’an adeta; eğer kıldığınız namaz kötü kişiliğinizi perdelemeye yönelikse alın o namazı başınıza çalın demek istiyor. Bu gün olduğu gibi, davranışınızda bir karşılığı yoksa, kılınan namazın bir hükmü de kalmaz. Çünkü namaz günlük ahlak eğitmenidir. Oruç yeme-içme konusunda, zekat mal konusunda, hac ise kimlik ve kişilik inşası konusunda ahlaki mesajlar içeren birer öğretmendir. Kişinin hayatında bu mesajlar yoksa, yapılan ibadetler de hedefini kaybedeceği için anlamsızlaşır. Oysa attığımız her adımın bir anlamı vardır ve olmalıdır.

Toplumun her kesimi; siyasi, ideolojik ve sosyolojik olarak karşı olduğu kesimi yok etme pahasına da olsa ön yargı ve maskelerinden bir türlü vazgeçmiyor. Olabildiğince büyütüp ve kutsallaştırıp kullanıma soktuğumuz bu maskeler yüzünden birbirimizle sağlıklı iletişim kuramıyor, birbirimizi dinlemiyor, anlama lütfunda dahi bulunmuyor, sürekli birbirimizle didişmeyi maharet zannediyoruz. Özellikle sosyal medyada en çok alkışı karşı mahalleye söven adı sanı belirsiz korsan hesaplar alıyor. Herkes kendi küfürbazını ve hakaret edenini alkışlıyor. Bundan dolayı; Ayasofya’nın açılması, İstanbul sözleşmesi gibi konularda yürütülen tartışmalar olabildiğince gerçeklerden uzak. Çünkü çoğunluğu, gerçek bilgiye değil, sosyal medya dedikodularına dayanıyor. Farklı kesimler arasında yılların getirdiği ideolojik tortular, maalesef birbirine güven noktasının üzerini taşlaşmış bir şekilde örtmüştür.

Bir tarafta en son ve en mükemmel din İslam maske edinilmiş, diğer tarafta ise askeri ve siyasi olarak bir deha olan, devletimizin kurucusu Atatürk maske edinilmiştir. Bir taraf karşı tarafı dinin manevi atmosferinden kopardığı taşlarla taşlamakta, diğer taraf ise bu iş için Atatürk’ün manevi mirasını kullanmakta, böylece din de Atatürkçülük de gerçek çizgisinden kopmakta, asli niteliğini kaybetmektedir. Bu yolla; maalesef bir kesimde dine karşı, diğer kesimde de Atatürk’e karşı nefret duyguları gelişmektedir. Her iki yol da ülkenin hayrına değildir. Ey dindarlar! dini kendi tapulu malınız gibi harcamayın. Ey kendini Atatürkçü olarak tanımlayan ideolojik kampın mensupları! Siz de onun mirasını kendi tapulu malınız gibi harcamayın. Maskelerinizi yüzünüzden indirin kucaklaşın da bu millet bir nefes alsın. Samimi dindar ve Atatürkçü kardeşlerimi saygı, sevgi ve minnetle kucaklıyorum. Onlara söyleyeceğim tek kelime bile olmaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Boz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Hbrma Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbrma Haber değil haberi geçen ajanstır.



Kahramanmaraş Markaları

Hbrma Haber, Kahramanmaraş ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Kahramanmaraş Sahipsiz mi?