Bu Da Geçer Ya Hû

Bu Da Geçer Ya Hû
Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye ulaşır. Şakir adında zengin bir çiftlik sahibinin kapısına gelir. Kendisi gönlü geniş bir insandır. Tanrı misafirini iyi karşılar. Yedirir, içirir ve güzelce yatırır. Ertesi gün olup da yola koyulma zamanı geldiğinde Derviş, Şakir’e teşekkür ederken, “Böyle zengin olduğun için hep şükret.” diye tavsiyede bulunur. Şakirse şöyle cevap verir:

“Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen görünen gerçeğin ta kendisi değildir.

Bu da geçer…”

Derviş, çiftlikten ayrıldıktan sonra bu söz üzerine düşünür. Ancak bir anlam veremez. Bir zaman sonra yolu yine aynı bölgeye düşer. Şakir’i hatırlar ve onu ziyarete karar verir. Köye vardığında öğrenir ki Şakir fakirlemiş, bütün malı gitmiş köyün diğer zengini Haddad’ın yanında çalışmaya başlamıştır. Yanına varır yine misafir olur. Eski dostu yaşlanmıştır, üzerinde eski püskü giysiler vardır. Bir sel felaketinde bütün sığırları telef olmuş, evi yıkılmıştır. Köyün diğer zengini Haddad’ın yanında çalışmaya başlamıştır. Şakir ve ailesi artık fakirdir. Ancak yine de eski dostu Derviş’i fakirhanesinde misafir eder. Az yemeğini onunla paylaşır. Ertesi gün vedalaşırken olup bitenden dolayı üzgün olduğunu söyleyen Derviş, Şakir’den şu cevabı alır:

“Üzülme… Unutma, bu da geçer…”

Derviş gezmeye devam eder ve yedi yıl sonra yolu yine o bölgeye düşer. Eski dostuna yine gelir. Haddad birkaç yıl önce ölmüş, ailesi olmadığı içinde bütün varını yoğunu en sadık hizmetkârı ve eski dostu Şakir’e bırakmıştır. Şakir artık Haddad’ın konağında oturmaktadır, kocaman arazileri ve binlerce sığırı ile yine yörenin en zengin insanı oluvermiştir.

Derviş eski dostunu iyi gördüğü için çok sevinir. Ancak yine aynı cevabı alır:

“Çok sevinme. Bu da geçer…”

Aradan yine uzunca bir zaman geçer. Derviş artık yaşlanmıştır. Dostunun köyüne yolu tekrar düştüğünde onu arar. Fakat bir tepeyi işaret ederler. Tepede Şakir’in mezarı vardır ve taşında şu yazılıdır:

“Bu da geçer…”

“Ölmüşsün artık nesi geçecek?” diye düşünür ve yürüyüp gider. Ertesi yıl Şakir’in mezarını ziyaret etmek ve bir Fatiha okumak için oradan geçtiğinde artık ne tepe vardır nede mezar. Büyük bir sel gelmiş, tepeyi önüne katmış dümdüz etmiş Şakir’den geriye bir mezar taşı dahi kalmamıştır…

Rivayet odur ki “Buda geçer Ya Hû” sözünün aslı bundan bin küsur yıl önceye, Bizans dönemine kadar uzanır. Bizanslılar fena bir işe uğradıkları zaman “Buda geçer” manasına gelen “k’afto ta perasi” demektedirler. İbare Selçuklular zamanında İran taraflarına geçer; ama Farsçalaşıp “in nizbeguzered” olur. Osmanlılar devrinde bu deyim Türkçe söylenip “Bu da geçer” yapılır. Derken tekkelerde ve dergâhlarda da benimsenir ve sonuna “Ya Allah” anlamına gelen bir “Ya Hû” ilave edilip “BU DA GEÇER YA HÛ” halini alır.

İşimizin, evimizin ve maddi zenginliğimizin bir anlam ifade ettiğini sandığımız şu hayatta her şey değişime ve yok olmaya mahkûmdur. O halde şimdi bize düşen;

“Bu da geçer ya Hû!” deyip sabretmektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tunalı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Hbrma Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbrma Haber değil haberi geçen ajanstır.



Kahramanmaraş Markaları

Hbrma Haber, Kahramanmaraş ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Kahramanmaraş Sahipsiz mi?