Yabancı Dil ve Teknolojik Aptallaşma

İlahiyat fakültesindeki felsefe hocamızın tavsiyesi ışığında, geçen iki hafta boyunca ele aldığım konulara bu hafta da devam edeceğim. Bu hafta da, yabancı dil eğitimi, bilişim teknolojileri ve internet konusunu ele alacağım. Bu iki konu birbiriyle ilişkili konulardır. Yabancı dil, teknoloji ve internet ile ilgili bilgi birikimini yoğunlaştıracağı gibi, teknoloji ve internet de yabancı dil eğitimini hem hızlandırır hem de kolaylaştırır.

Şu an itibariyle, yabancı dil olarak okullarımızda en yaygın olarak öğretilen dil İngilizce’dir ve ilkokul ikinci sınıftan itibaren öğretilmeye başlanmaktadır. Bunun yanında, özellikle bazı özel anaokulu ve anasınıfları da programlarına dil eğitimini alabiliyorlar. Peki bu yaştaki öğrencilerin İngilizce’ye ihtiyaçları var mı gerçekten? Yoksa ileriye dönük bir yatırım mı? Bu sorunun cevabı çok önemli. İnsanoğlu, diğer konularda olduğu gibi, öğrenme konusunda da pragmatisttir. Yani, “Bu öğrendiğim benim ne işime yarar?” sorusunun cevabını bulmadıkça öğrenme motivasyonu da oluşmaz. Bu noktada büyük eksikliklerimiz olduğunu düşünüyorum. Bundan dolayıdır ki; Üniversite dahil 16-17 yıl yapılan eğitimin her kademesinde verilen İngilizce bir türlü öğrenilememektedir.

Şu soru da çok önemli: İngilizce’yi herkese öğretmek zorunda mıyız? Bu soru, eğitim sistemi içerisinde kendiliğinden karşılığını buluyor aslında. Herkese öğretmek zorunda olsaydık, herkes öğrenmiş olurdu. Demek ki öyle bir zorunluluk yok. Gönül ister ki eğitim hayatı boyunca İngilizce gören herkes, bu dili tam olarak öğrenmiş olsun. Bugün ülkemizde bu dili çok iyi bilen ve konuşanlar, bunu kesinlikle kendi özel gayretlerine borçludurlar. Kişisel motivasyon ve gayret olduktan sonra, doğru bir yöntem kullanıldığı sürece, başarılamayacak hiç bir şey yoktur. Eğer biz asgari düzeyde herkes temel İngilizce’yi bilsin istiyorsak, dil eğitimini bu kadar abartmanın da bir anlamı yoktur. Bunu eğitim kademelerinin sadece biriyle başarabiliriz. Mesela sadece ortaokul veya lise, bu iş için yeter de artar bile.

Yabancı dil öğrenmek ve bilmek elbette çok çok önemlidir. Ancak yukarıda da değindiğim gibi, kişisel motivasyon ve gayret olmadıkça bunun gerçekleşmesi imkansızdır. Zaten hocamız da, diğer konularda olduğu gibi, bize yabancı dil öğrenmeyi tavsiye ederken de bunu vurgulamıştır. Herhangi bir müzik aleti çalma, yabancı dil öğrenme, kitap okuma alışkanlığı ile bilişim teknolojileri ve internet konularını okulda verildiği haliyle ileri düzeyde öğrenmek imkansızdır. Eğer biz bir şey yapacaksak, bu ve benzeri konularda gençlerimizi motive etmek, merak uyandırmak, ne işlerine yarayacağını öğretmek zorundayız. Çünkü, öğrenecek kişinin gayreti olmadıkça öğrenme gerçekleşmez. Zihnini çitlerle çevirmiş birinin zihin dünyasına hiçbir bilgiyi atamazsınız. Bizim yapmamız gereken, öğrencinin öğrenmeye kapanmış dünyasını, yeniden öğrenmeye açık hale getirmektir. Aslında bu, tüm dersler için de geçerlidir.

Gelelim bilişim ve internet konusuna. Bilişim ve teknoloji araçlarının yaygınlaşması, insanoğlunun işini olabildiğince kolaylaştırmıştır. Çok eskilere gitmeye gerek yok. 1998 yılında göreve başladığım zaman her okul kendine ait bir öğrenci programını kullanıyor, ilkel bilgisayar ve yazıcılar eşliğinde işler yürüyordu. Şu an teknoloji sayesinde yarım saat süren karne basımı, o zaman elle yazma üzerinden yürüyordu. Not fişleri de yine elle yazılırdı. Öğrenci nakilleri için ptt üzerinden mektuplar gönderilir ve cevaplar beklenirdi. Okullarda ve diğer kurumlarda evrak götürüp-getirme görevlileri vardı. Şu an ise e-okul sisteminin devreye girmiş olması, elektronik yazışma sistemi DYS ve bilişim teknolojilerindeki başdöndürücü gelişmeler, bu gelişmeleri takip edenlerin işlerini olabildiğince kolaylaştırdı.

Okullara kurulan akıllı tahtalar ve tabletler de aslında bu kolaylığın bir parçası olacaktı. Ama üzerinde durulmayan çok önemli bir nokta vardı. O da öğretmenlerin, bu teknolojilere öğrenciler kadar aşina olmayışı idi. Bundan dolayıdır ki, dağıtılan tabletler heba oldu. Öğretmenlik mesleğinde, öğrettiğiniz bir konuyu veya teknolojiyi en az öğrencileriniz kadar bilmek zorundasınız. Ama, teknoloji ve internet konusunda, öğrencilerin öğretmenlerden daha ileride olduğu tartışmasız bir gerçektir. Dolayısıyla bu konuda öğrenciler rehbersiz ve başıboş kalmış, dağıtılan tabletleri birer oyuncağa çevirmiştir. Çünkü, tableti ders aracı olarak kullanabilecek öğretmen sayısı bir elin parmağını geçmez. Sonuçta bu durumun farkına bakanlık da varmış olacak ki, tablet dağıtımına son verdi. Ancak sınıflarda bulunan etkileşimli tahtalar, teknolojiyi bilen öğretmenler açısından, şu an vazgeçilmez ve önemli bir eğitim aracıdır.

Eğitici konumunda olan öğretmen ve anne babaların, bilişim teknolojileri ve internet konusuna öğrenciler kadar hakim olmamasının getirdiği sonuçlardan biri de, gençlerin özellikle telefon üzerinden zihinlerinin uyuşturulmasıdır. Bu konuda da iyi bir sınav veremedik maalesef. Bugün gençlerimiz, gece yarılarına kadar telefonda takılmakta, ertesi gün ise, uykusuzluk ve teknolojik aptallaşma problemi yaşamaktadır. Bu sebepten; ya okula geç kalmakta ya da okulda uyumayı tercih etmektedir. Uyumayanlarda ise; öğrenme adına aşk ve şevk bitmiş vaziyettedir. Akıllarda, okula getirilmeyen ya da toplanan telefonları vardır. Son dersten sonra telefonunu eline alan bir gencin sevincini burada tarif etmeye kelimeler yetmez maalesef. Birçok öğrenci nezdinde, okul ve dersler, telefon ve internetin çok çok gerisindedir. İşin kötüsü de, kimsenin böyle bir sorunun varlığının ve ciddiyetinin farkında bile olmamasıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Boz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Kahramanmaraş Markaları

Hbrma Haber, Kahramanmaraş ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Hangi Milletvekili Halka Daha Yakın?