Gençler Neden Ateizm ve Deizme Sığınıyor?

Bu haftaki yazımda, özellikle gençler arasında, bazen kendini popüler bir şekilde ifade etme, bazen de toplum tepkisinden çekinildiği için gizliden gizliye yayılma eğilimi gösteren, ateizm ve deizm konusu üzerinde duracağım. Zaman zaman şahit olduğum bu gibi durumların, geleneksel inançlar ve onun beslediği toplumsal, hukuki ve siyasi tutumlara tepkiden yola çıkarak yaygınlaştığını söyleyebilirim. Zaten bu tür inanma biçimleri, ilk ortaya çıkışları itibariyle de, az önce saydığım sebeplere yaslanmışlardır. Bir hışımla reddettikleri tanrıyı, sağduyuya kavuşunca yeniden keşfetmiş ve tıpkı Antony Flew gibi, “Yanılmışım, Tanrı Varmış” noktasına gelmişlerdir. “Yanılmışım Tanrı Varmış” adlı kitap, hayatının büyük bir bölümünde, ateşli bir ateist olan ünlü bir filozof Antony Flew’in, evrenin zekice tasarımına ve dolayısıyla Tanrı’nın varlığına inanmaya başlamasının ilgi çekici ve okunmaya değer bir hikâyesidir.

Hiç bir şeyi sorgulamadan inanmak, insana müthiş bir zihin konforu sunar. Çünkü sorgulamak çok sancılı bir süreçtir. Sancılı süreçleri herkes göze alamaz. Bu süreçte çeşitli hakaretler, dinsizlik ithamları, toplumdan dışlanma ve yerine göre hukuki süreçler sizi beklemektedir. Bu zorlukları herkes göze alamaz. Ancak; insan, bu sancılı süreç neticesinde, büyük bir ihtimalle toplumun çoğunluğunun sahip olduğu inanma biçimini terkettiği için yalnızlaşır. Zamanla da bu süreci yaşayanlar arasında küçük birliktelikler oluşabilir. Ama bu birliktelikler, çoğunlukla insanlar size hak verse bile, hiç bir zaman milyonları ifade etmez. İnsan, hakikatin tadını bir kere aldığı zaman, onu hiç bir şey bu yoldan döndüremez. Aksine önüne konulan engeller onun motivasyon araçları olur.

Geleneksel inanma biçimini sorgulayan ve terkedenler, toplum tarafından hemen ateist ve deist olarak yaftalanmaktadır. Yerine göre bu kavramlar hakaret aracı olarak da kullanılmaktadır. Sorgulamaya başlayan bir genç, hemen çevresinin şu sorusuyla karşılaşmaktadır: “Ne o? Ateist mi oldun?” Araştıran, sorgulayan ve üreten nesiller yetiştirme projeleri, maalesef geleneksel inancın sorgulanması kısmını görmezden geliyor. Halbuki eğitimin temel hedefi araştıran, sorgulayan, düşünen ve üreten nesiller yetiştirmektir. Dînî olsun ya da olmasın, inançlarının tamamını sorgulamayan bir genç, asla üretken bir insan olamaz. Çünkü yaptıklarımız, inançlarımızın eseridir. Araştırma ve sorgulamaya kapalı toplumların neden geri kaldıkları da gün gibi ortadadır.

Bugün, inanca hiçbir şekilde yer vermeyen salt bilimselliği savunan kesimin de, “dindar” kesimin de aynı derecede inançlarını sorgulama zorunluluğu vardır. Geleneksel dindarlığın handikapları kadar, geleneksel dine mesafeliliğin de handikapları vardır. İnanca dayalı sorun, sadece toplumun sağ ya da sol kesiminin sorunu olmaktan çok, tüm toplumu kapsayan derinlikli bir sorundur. Taassup ve bağnazlığın sağdan geleni de soldan geleni de aynı ölçüde can yakıcıdır. Eğer bir sorgulama olacaksa; elbetteki insan inançllarından başlayacaktır. Lakin toplum, bu yaklaşımı süreğen bir şekilde daha doğmadan boğmaktadır. Halbuki, inancın bırakılıp, sadece inancın tezahürü olan davranışların sorgulanması, olsa olsa toplumu ayrıştırmaya, inançları da, yanlış da olsa kemikleştirmeye yarar.

Felsefe Terimleri Sözlüğünde, ateizm(tanrıtanımazlık)in tanımı şu şekildedir: “Tanrının varoluşunu yadsıyan öğreti. Bu öğretiye felsefe açısından şu anlayışlar temel olabilir: a) Gerçeğin özü özdekse (madde), evrende Tanrı’nın yeri yoktur (Özdekçilik). b) Tanrı olursa insanın özgürlüğü ortadan kalkar (idealizm). c) Yalın kuşkuculuk.1 Aynı sözlükte, deizm maddesine baktığımızda bizi “yaradancılık” maddesine yönlendirmekte ve onunla ilgili de şu açıklamayı bulmaktayız: “Tanrı’ya inanmakla birlikte, belli bir dinin dogmalarını ve ilkelerini benimsemeyen; Tanrı’nın evreni yarattıktan sonra onu, kendi yasasına göre işlemek üzere kendi başına bıraktığını öne süren öğreti. Ateizmin karşıtı olarak ortaya çıkmıştır. Sonradan aydınlanma döneminde kilise öğretisini eleştirerek us(akıl) dilini savunanların öğretisi olmuştur.”

Dikkat edilirse, batıda din ile ilgili olarak ortaya çıkan akımların hepsi, Tanrı’ya bir tepki olarak değil, kilisenin, Tanrı’nın temsilciliğine soyunarak halkın inancını, değerlerini ve maddiyatını sömürmesine bir tepki olarak ortaya çıktığı görülecektir. Bizde de, gençler arasında var olan bu gibi akımlar, tıpkı batıda olduğu gibi, “Allah’ın temsilciliğine soyunarak” halkın inancının, değerlerinin ve maddiyatının sömürülmesine, yine bu “temsilcilik” üzerinden bireysel özgürlüklerin olabildiğince kısıtlanmasına bir tepki olarak yayılmaktadır. İnancını sorgulama aşamasındaki bir gencin bu durumunu görüp anlayışla yaklaşmak yerine, “dinsiz-ateist-deist” gibi hakaretlere sığınmak, bu akımların yayılmasını önlemekten ziyade, hızla yayılmasına hizmet etmekte, gençlerin bu akımlara mensubiyet duygularını pekiştirmektedir.

Kilisenin geçmişte yaptığı din jandarmalığı ve acenteliği, maalesef bizim topraklarımızda da hızla yayılmakta, kendi mezhep, cemaat ya da oluşumu dışında olan yaklaşımları sapıklık olarak görmektedir. Buna bağlı olarak gelişen hakaret, küfür ve tehditler neredeyse sosyal medyayı +18 noktasına getirmiş vaziyettedir. Bir tarafta da, toplumun ahlaki yozlaşması ve geleneksel bazı inançların, akıl ve mantık çizgisinden çıkmasından dolayı, ister istemez gençler yeni arayışlar içerisine girmektedir. Dolayısıyla gençlerin bu akımlara kapılmasından dolayı, kendilerini suçlamak yerine ortak akılla, ayıplarımızı örtmek, yerine göre de ortadan kaldırmak zorundayız. Sayın Cumhurbaşkanımızın “dinin güncellenmesi” şeklinde ifade ettiği nokta hayati derecede önemliydi. Ancak; geleneksel dindarlar, bu düşünceyi “Kur’an’ın güncellenmesi” şeklinde lanse edip itibarsızlaştırarak gündemden düşürdüler maalesef.

1 Prof. Dr. Bedia AKARSU; Felsefe Terimleri Sözlüğü, İnkılap Kitabevi ve Yayıncılık, İstanbul, 1994

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Boz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Kahramanmaraş Markaları

Hbrma Haber, Kahramanmaraş ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Hangi Milletvekili Halka Daha Yakın?