Huzur Hakkı, Hak Gaspı!

Kahramanmaraş’ın huzura ihtiyacı var. Elini taşın altına koyan, söz konusu Kahramanmaraş olunca susmayan ve söylemesi gerekenleri bir çırpıda söyleyen, lafı eğip bükmeden konuşan insanların sayısının çoğalması umudunu yeşertiyorum her gün…

Ortada bir sorun varsa, bu sorunu çözmek ve zorlukları aşmak sorumluluk duyan insanların bir araya gelmesi ile olur. Farklı pencereden bakarak, hakikati ve adaleti gözeterek, kişisel çıkarları bir köşeye bırakarak sorunlara yaklaşacak duyarlı aydın insanlara ihtiyacı var Kahramanmaraş’ımızın!

İnsanlar, makamlar, unvanlar gelip geçici. Kalıcı olan ise yaptığın iş ile güzel anılmak. Hakikatin kendisidir doğrular.

Çıkar odaklı ilişkiler, doğruların üstünü örtmek için ellerinden geleni yapıp yaranma derdine düşer. Çıkarları sürdükçe hiçbir sorun yoktur. Bittiği an hemen başka bir merkeze kayıp çıkar ilişiklerinin yönünü değiştirirler. Bir anda doğruları da değişir. Ve değişen doğruları çerçevesinde eski inandıkları doğruları yerle bir ederler. Helvadan put yapıp acıkınca yiyenler gibidirler.

Kahramanmaraş için sorumluluk almak en başta STK’ların görevidir. Ve elbette doğruları iletmek ise gazetecilerindir. Sorumluluk alan yoksa çıkar çatışmaları zıttı ile doğruları gösterir.

STK’lar eğer sorumluluk almaktan kaçıyorsa yıllarca olduğu gibi Kahramanmaraş bir adım ilerlemez. Yanlışa yanlış, doğruya doğru denilmediği sürece çıkarlar çatışması devam eder gider. Önce helva yaparlar, sonra da acıkınca yerler birbirlerini.

Güven vermeyen hiçbir yapı ayakta kalmayı, halkın desteğini görmeyi başaramaz. Güven, gerçekler üzerine sağlanabilir. Adalet ve hakkaniyet üzerine olunca kurum ve kuruluşlar değer kazanır.

Bir yeri işgal edenler öncelikle kendi mülklerini arttırmaya bakarlar, servet oluşturmak için çabalarlar. Tüm ilişkileri de bunların üzerine kuruludur. Zihinlerini işgal eden hırs hem şehre hem de şehirde yaşayanlara zarar verir.

Zorlukları aşmak için sorumluluklarının farkında olan insanlara, STK’lara ve yöneticilere ihtiyacımız var. Birlik ve beraberlik yoksa her kafadan bir ses çıkarsa orada fitne alır başını gider.

Kahramanmaraş’ı daha iyi geleceğe taşıyacak olan şüphesizki birlik ve beraberlik içerisinde gerçekleri görmek olacaktır. Kahramanmaraş’ın doğrulara ve gerçeklere ihtiyacı var. Yıllardır hep verilen vaatleri dinledik, yerine getirilmeyen sözleri nakarat eyledik. Hep aynı sonucu gördük.

“Gerçeği insanların ölçüsüyle değil¸ insanları gerçeğin ölçüsüyle tanı” diyen Hazreti Ali (r.a.) ertelenmiş olan hiçbir şeyin elimizde olandan daha değerli olmadığını haykırıyor.

Havasıyla, suyuyla, taşıyla, toprağıyla, Kahramanlığı ile övündüğümüz Kahramanmaraş, siyasi çekişmelerin oyuncağı olmaktan, servetine servet katmak isteyenlerden kurtulmalıdır. Kahramanmaraş kimsenin malı değildir. Gözü olanların gözlerine sokulacak bir hikâye ile bu yazımıza da nokta koyalım. Hiçbir şeyin fazlası yoktur. Adalet yoksa hiçbir şey kalıcı değildir. Eğer ortada bir HUZUR HAKKI varsa herkesin huzura ihtiyacı var!

Bir hikâye, ‘’Tebaanızın malına göz koydunuz’’ diyerek anlatılan gerçek;

Bir padişah¸ bir-iki vezirini ve erkândan birkaçını yanına alarak payitahta yakın yerleşim merkezlerinde bir gezintiye çıkmıştı. Payitahttan ayrılıp bir kaç saatlik bir yol kat ettikten sonra yolları üzerindeki bir nar bahçesinin kıyısında dinlenme molası verdiler Olgunlaşmış¸ tam kıvamını bulmuş olan narlar insanın iştahını kabartıyordu.

Padişah bahçe içinde çalışmakta olan yaşlı bir adamı yanına çağırdı sordu:

– Bu güzel nar bahçesi kimin?

– Bu nar bahçesi benimdir efendim¸ babamdan miras kaldı.

– Oğlun¸ uşağın var mı?

– Allah bize oğul uşak vermedi efendim¸ bir karı kocadan ibaret iki kişilik bir aileyiz.

– Peki¸ ben de bu ülkenin hükümdarıyım¸ şuradan bir nar şerbeti sıksan da içsek.

İhtiyar¸ “baş üstüne” dedi ve hemen gidip bahçe içindeki kulübeden kalaylı¸ tertemiz bir tas getirdi. En yakındaki ağaçtan iki nar kopardı ve sıktı. İki nar tam bir tası doldurdu. Padişah içti ve çok beğendi. Bütün vücuduna bir zindelik ve ferahlık yayılmıştı.

İhtiyar çiftçi¸ padişahın beraberindeki herkese sırayla nar şerbeti ikram etti. Padişah ve adamları bedenlerinin kazandığı bu zindelikle biraz yol almak için ihtiyara veda edip yola koyuldular.

Yolda¸ şeytan padişahın kafasını karıştırmaya başladı¸ “Madem birer ayakları çukurda olan bu yaşlı karı-kocanın mirasçıları yok; ne yapacaklar böyle güzel nar bahçesini? Karşılığında bir kaç kuruş verip de bu bahçeyi ellerinden alayım” diye düşündü.

Padişah ve adamları akşama doğru geri dönerlerken aynı bahçenin yanında yine konakladılar. Padişah ihtiyardan bir tas daha nar şerbeti yapmasını istedi. İhtiyar sabahki kadar candan ve gönülden olmasa da¸ bir tas nar şerbeti yapıp sundu. Fakat padişah bu defa nar şerbetinin tadını pek beğenmedi. Sabahkine hiç benzemiyordu.

Sordu:

– Baba ne oldu böyle¸ bu nar şerbeti sabahki ile aynı nardan değil mi? Bunun tadı hiç de hoş değil…

– Aynı nardan evlat¸ aslında tadında da bir değişiklik yok¸ asıl değişen sizin kalbiniz. Tebaanızın malına göz koydunuz¸ bunun için de narların tadı değişti…

İnsan olmak¸ iyi insan olmak¸ gerçek insan olmak; hiçbir terazinin¸ hiçbir para değerinin¸ hiçbir beşerî tanımın açıklayamayacağı kadar müşkül bir iştir…

Öyleyse insan olmak¸ doğru olmak, gerçekçi olmak iyi bir iştir…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Alyaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Hakan Gemci̇ - Bahsettiğiniz bu STK’lar kimler hepsi de kendi menfaatlerini kendi çıkarlarını ön plana çıkartmak isteyen kişilerin yönetimlerini ele geçirdiği yerler…

STK dediğin ilin ülkenin siyasetçisinin önünde gidenidir ama bizim memlekette siyasetçilerin koltuğunun altına girmiş onların ağızlarının içine bakınan yerlerdir. Onlardan emir beklerler onlardan farklı bir iş yapmak veya muhalif bir ses vermek aforoz edilme korkusuyla yapılamaz…

Maraş’ta Siyasetçilerimiz hiçbir zaman yapılacak işlerde STK’ların önerisini dikkate almaz onlardan öneri kabul etmez onları hiçbir şeye ortak etmezler çünkü kendilerini o STK’lardan üstün görürler…

Mesela: Erkoç döneminde kale ve çevresi için düzenlemeler konusunda mimarlar odasının belediyeye yaptığı bir sunum ve projeleri vardı o gün gerçekten umutlanmıştık belediye halkını dinliyor diye ama geldiler anlattılar gittiler belediye sizi dinleriz ama benim dediğim olur dedi projeleri ortadan kaldırdı hiçbir işlem yapmadı O konuda orada kapandı

Öncelikle Maraş’ı yönetenlerin Maraş’ta ki STK’larla daha iyi ilişkiler kurması lazım

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 07 Kasım 11:45

Kahramanmaraş Markaları

Hbrma Haber, Kahramanmaraş ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Hangi Milletvekili Halka Daha Yakın?