Kahramanmaraş’ın yöneticileri de uçmak istiyor ama kulakları duymay…

Bir şeyden artık çok eminim Kahramanmaraş adına, teşhis var ama tedavi yok. Bu aralar kendi dertleri ile uğraşan biri olarak fazla masa başı sohbetlerine katılmadım. Kim ne konuşuyor, kimler ne diyerek neyi kastediyor, sebebi ile sonuç arasında kimin menfaatine ne düşüyor düşünmedim. Düşündüğüm bir şey var, Ne olacak bizim coğrafyanın hali?

Pek nadir insanlara içimi dökerim bunlarda sayılı insanlardır. Gözyaşına şahit olduğum (samimi olarak) insanlarla sohbet etmeği tercih ederim. En azından elmanın içindeki kurdun varlığını bilerek elmayı ısırmaktan daha iyidir. Malum, davadan bahseden çok ama gerçek dava adamı artık neredeyse yok… Dışı pırıl pırıl kırmızı mı kırmızı bir elmanın köşesinden gözünüze çarpan elma kurdu içerideki cümbüşten haber veriyor. Durum tamda bu. Dışarıda acı içeride düğün var. Masada çözüm bekleyen işler var masa altında pay edilmeyi bekleyen ihaleler, masalar, müdürlükler… vb…

Kimileri çayı gerçekten içiyor (yorgunluk çayı) kimileri hayali içiyor ( hiçbir iş yapmadan çok yorulmuş gibi…)

Herkes her şeyin ustası olunca; ego çok, tevazu yok oldu, isyan çok, vefa yok oldu, şikayet çok, kanaat yok oldu. İslam; sözde çok, özde yok oldu.

Geldiğimiz nokta da içi kurt dolu insanlar çoğaldı, örnek şahsiyetler yok oldu. Biraz iyimser olmam gerekiyor kendi adıma; birkaç örnek aldığım insan var. Meslekte elimi tutan, koruyup kollayan, hatamıza kızıp, yeni şeyler öğreten Mehmet Taş üstadım var yanı başımda. Telefonda ‘Mehmet Taş Amca’ yazdığında ilk aklıma gelen neyi eksik ya da hatalı yaptım acaba diye tedirgin olurum mesela. Birde Serhat Hocam var meslekten...

Ülkemizde geldiğimiz son noktada ise, ayyuka çıkmış olsa dahi menfaati gereği susan çok. Eh burası Kahramanmaraş, kabileye değil kabineye çalışıyor sorumluluk taşıyanlar. Yani tekil kazanımlar daha önemli şehrimizde. Aman ha dikkat edin Kahramanmaraş kazanmasın, yoksa çalışacak işçi bulamazsınız? Kandıracak insan bulamazsın? Uğraşacak, alay edecek, aşağılayacak, hor görecek, hallederiz deyip sallayacak insan bulamazsınız… Elinize düşmeyi versin bir gariban, muhtaçlığını hissettirsin yeter ki o an ilah olursunuz bir an…

Kahramanmaraş’ın rahatlığını yaşayan çok, rahatlığının dahi zekatını verecek Müslüman yok. Sosyal medyada alim kesilen çok, Allah’a dönüp, kul olmaya çalışan yok. ‘’Vakfımızda bilmem kimi ağırladık, kimler ziyaret etti, kimleri davet ettik.’’ başlıklı din/darlarımızdan da Kahramanmaraş’a hiç katkı yok. Olsaydı bu halde mi olurdu gençlik?

Gelelim son nokta da teşhis var tedavi yok kısmına;

Laz Bilim Adamı sineği masanın üzerine koymuş  “Uç bakalum “ deyince sinek uçmuş. Tekrar sineği yakalamış kanatlarını koparıp masanın üstüne koyarak “uç bakalum “demiş. Sinek uçmayınca rapora şöyle yazmış. “Sineğin kanatları kopunca kulakları duymay. Duysaydı uçardu.”

Daha nasıl izah edebilirim bilmiyorum ama Kahramanmaraş’ın yöneticileri de uçmak istiyor ama kulakları duymay…

Bu köşe yazısındaki fıkraya müsebbip olan, sohbeti ile günümüze değer katan değerli dostumuza da teşekkür edelim.  

Kendi derdimizden gülmeyi unuttuk, gülmeyi de hatırlattığı için teşekkür ederiz. Derdimiz Kahramanmaraş olunca, şehrin derdini yazarken ölçüyü bazen kaçırdığım oluyordur. Kimsenin itibarına bu zamana kadar kelime uzatmadım. Şehrin sorunlarını bazen kızgınlıkla yazdım. Belki de bu köşe yazısı son köşe yazımdır. ‘’Bu eğridir, yanlıştır’’ demekten yoruldum. Kendi doğrumuzu kaybetmektense varsın yazmayalım bir süre…

Ofisin kapısını ilk açtığım gün Mehmet Taş üstadımın kulağıma küpe olsun diye söylediği sözle, ‘’Doğru ol, doğruları yaz, doğru yaşa’’

Bu şehrin doğrularla yüzleşmeye ihtiyacı var. Söz verip sözünde durmayanlar, makama gelmeden önce arif olup makama gelince sahtekâr olanlar bu şehre ve bu şehrin çocuklarına en büyük kötülüğü yapan insanlardır. Bu şehirde bir şeyi çok iyi öğrendim ‘’Yetim Hakkı’’ dendiği an o insanlarla ilişkinizi kesin…

Bir şehrin insanı kendi şehrinden umudunu keser mi? ‘’Kahramanmaraş’tan bir halt olmaz’’ diyenlerin yüzünü kara çıkartacak birkaç iyi insan çıkmaz mı? Ayak oyunlarını bırakıp, işi ehline verip destek olmazlar mı? Müdürünü gambazlayıp koltuğuna göz diken hizmetli (şoförü, sekreteri, çaycısı) bir umut adam olmaz mı?

Bir kez olsun verilen sözler tam zamanında yerine getirilmez mi?

Allah’ın selamı, rahmeti ve mağfireti üzerinize olsun… Bu bir veda değil, biraz sessizliğe ve samimi insanlara ihtiyacım var.

Muhabbette Kalın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Alyaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Kahramanmaraş Markaları

Hbrma Haber, Kahramanmaraş ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Kahramanmaraş milletvekillerini başarılı buluyor musunuz?