İşini Elinin Ucuyla Tutmak Dilinin Ucuyla İnanmak

Eskiden Maraş’ta; “İşi elinin ucuyla tutmak” diye bir tabir kullanılırdı. Demek ki eskiden beri toplumda böyle bir davranış yani işini ciddiye almamak, yarım yamalak yapmak gibi bir huy varmış ki bu tabir kullanılırdı.

Aklım yetmeye başladığından beri memleketimle ilgilenirim, ortaokul yaşlarımızdan hatırlıyorum, belediye yayın bürosundan yapılan söz konusu ilanın ihale ilanı olduğunu şimdi anlıyorum; yapılacak işlerin ilanı yapılırken “ihtiyaten yaptırılacaktır” sözünü kaç kere duymuşumdur. Çocuk denilecek yaşta bu sözü eleştirmiştim hem de kaç kere. Demek ki işi elinin ucuyla tutmak bir alışkanlık olmuştu toplumu yönetenlerde bile, demek ki halk da bunu kanıksamıştı, belki de yaşamına uygundu ya da “üzüm üzüme bakarak kararıyordu!”, veya halk; “Büyüklerimiz bilir!” diyor, işin vahameti üzerinde durmuyorlardı bile!

Şimdi gözlemliyorum ve düşünüyorum da hiç olmaması gereken iş ve durumlarda bile bu tür bir alışkanlık oluşmuş, ya da bu yöntem tercih edilir olmuş; sadece iş ve işlemlerde değil, inançta ve amelde bile!

Kimsenin inancını ve amelini sorgulamak haddime değil, böyle bir niyetim de asla olamaz. Fakat bazı durum ve olayalar bazı soruları kendiliğinden gündeme getiriyorlar. Müslüman bir kişide ve Müslüman bir toplumda, adaletle, dürüstlükle, kardeşlikle, ahlâkla ve diğer güzelliklerle örtüşmeyen işlerin yapılması, aslına bakılırsa anlaşılabilecek bir durum değildir. Çünkü Allah’tan hakkıyla korkanların, daha farklı bir ifadeyle Allah’a derin bir saygısı olanların, yanlış işler yapması veya herhangi bir yanlış davranışta bulunması söz konusu olamaz ya da olmamalıdır. Ancak inandığı halde, “inandım” dediği inanca uygun davranışları olmayan kişilerin, yaptıkları yanlışların zararı sadece kendisinde kalmıyor, topluma ve genel ahlâk kurallarına da sirayet edip çevreye zarar vermeye başlıyorsa, bu iş beni de, sizi de, herkesi de ilgilendiriyordur. Hatta yanlış işler yapanlar bile çevrenin sorumluluk alanındadır!

Hiçbir kimsenin Allah’ı kandırması mümkün değildir, ancak insanlar da Allah diyerek kandırılmamalıdır. Elbette ki Allah’ın soracağı soruyu biz soramayız ama diğer insanlar, Allah’ın adı kullanılarak kandırılmaya, aldatılmaya kalkışılırsa, onlara; bunu yapma hakkına sahip olmadıklarını söyleme ve ikaz etme hakkımız vardır, Müslüman kimliğiyle sahtecilik yapmaya kimsenin hakkı yoktur, eğer böyle yapılırsa, bize de sorma hakkı doğacaktır!

Kişinin, işini elinin ucu ile tutmaması gerektiği gibi dilinin ucu ile de inanmamalıdır. Herkesin inancını sorgulamak bizim için bir hak değildir, öyle bir yeteneğe de zaten sahip değiliz. Ancak, kişi inandığını beyan ettiği halde, inancın adını kullanarak, işlerini elinin ucuyla tuttuğu anda, bu yapılanlardan dolayı, o inanç mensuplarına itiraz ve sorgulama hakkı doğar. Yani inandığını beyan eden kişi, inanan kişinin yapması gerektiği gibi işini yapmak zorundadır, bu işin başka seçeneği yoktur..

İnandığını dillendirip sonra da inanan insan gibi hareket etmemek, Müslüman toplumun altını oymak, toplumsal olarak onları çökertmek demektir. Bu yapıda olanların Müslüman topluma verdikleri zararı başka kimse vermemektedir. Bunlar yüzünden dost düşman bellisiz olmuş, kime tavır takınılacağı, entrikaların nasıl bertaraf edileceği bilinmez olmuştur.

Ecnebi ve onların yandaşlarının çökertme planlarını elbette görmemiz ve tedbir almamız gerekir, ancak dilinin ucuyla Müslümanlık taslayanların verdikleri zararı, açtıkları tuzakları da kabullenmek zorunda değiliz, bunu yapmamız mümkün değildir. Ya adam gibi adam misali Müslüman olurlar ya da İslam’ın üzerinden pirim yapmaktan vazgeçerler. Bu toplum, işini elinin ucuyla yapanlardan ve dilinin ucuyla inananlardan çok çekmiştir. 

Kimse; “Benim yaptıklarım kötü ve yanlış ise, bu beni, belki karşımdaki adamı ilgilendirir, size ne oluyor?” diyemez. Bugüne kadar kaç kere söyledim ve yazdım, hele yönetim gibi sorumluluk isteyen makamdaki kişiler, bu tür sözü asla söyleyemezler, söyledikleri anda suç işlemiş olurlar, bunun da bir sorumluluğu vardır, burada olmazsa ötede olacaktır, burada olmazsa ötede olur ama burada sorulması gerekeni sormayanlar da sorumlu olurlar. (Bu köşeyazısı Kahramanmaraş Yorum Gazetesinde Yayınlanmıştır.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Nedim Tepebaşı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Hbrma Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbrma Haber değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Hbrma Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Milletvekillerinin Sizi Temsil Ettiğini Düşünüyor musunuz?