İslam Dünyasının Bilgi Sorunu - 2

Bundan birkaç yıl önce bir araştırma sonucu okumuştum. Ona göre; İslam, cahiliyye dönemi inanç, örf ve adetlerinin sadece % 21’ini değiştirmiş, % 79’una dokunmamıştır. Her ne kadar sayısal veriler böyle olsa da, değişen kısmı ağacın gövdesine, değişmeyen kısmı da ağacın dallarına benzetirsek, değişim yaşanan kısmın ne kadar önemli olduğunu daha rahat anlayabiliriz. Bu durumda akla şöyle bir soru gelebilir: Cahiliyye toplumunun sorunu bilgi sorunu muydu yoksa inanç sorunu muydu? Yıllardan beri, bilgi ile inancın birbiriyle savaşması neticesinde, aslında her ikisi de zayıflamıştı diyebiliriz. Genel olarak; bilgi ile inancın mücadelesinde, tarih boyunca ilginç bir şekilde, hep inancın galip geldiğini görüyoruz. İnanç bilgiyi ezince de ortaya dalalet çıkmakta, inanç dogmaya, hayat zulme dönüşmektedir. Aslında olması gereken bu iki kardeş kavramın kıyamete kadar dostluğudur.

Kur’an, temelde cahiliyye toplumunun bilgiyle inancı uzlaştırmasını sağlamıştır. Ortaya koyduğu temel değişiklikler önce bilgi üzerinden başlayıp, hemen peşinden inanç üzerinden devam etmiştir. Burada ilk inen ayetin “oku” emrini hatırlarsak ne demek istediğimi daha rahat anlayabiliriz. İlk ve etkili bir slogan olan “La ilahe illallah” ifadesi de, bilginin inanca nefes verdiği noktadır. Elbette; bu noktada temel motor güç, peygamberlik ve vahiy müessesesidir. Biz bu sancılı sürece modern ifadeyle bir “devrim” diyebiliriz. Ancak İslam’ın ortaya koyduğu devrimi de, tarihteki hiçbir devrimle kıyaslayamayız. Çünkü bu devrimlerin bilgi ve inanç temeli olmadığı gibi, toplumsal bir hedefi de yoktur. Sadece siyasi hedefleri vardır. Her ne kadar gizli bir ön hazırlık dönemi yaşamış olsa da “bir gece ansızın” oluverip bitmişlerdir. Halbuki İslam’ın devrimi, bireysel devrimler üzerinde büyüyen, toplumsal bir devrimdir. Kıyamete kadar kalıcılığının temel sebebi de budur. Onun dışında hiçbir devrim bu kadar uzun soluklu olamaz.

Demek ki; bilginin ve inancın varlığı yetmiyor. Ona sahip çıkacak yiğitlerin de olması gerekiyor. Eğer peygamberimiz ve sahabe bilgi ve inanca sahip çıkıp destek olmasaydı, asla böylesi bir devrim gerçekleşemezdi. Bugün için de, elimizde doğru bilgi var ama, bu doğru bilgiye sahip çıkacak yiğitler olmadığı için doğru inanç yok. Bireyin hayatında canlanmayan bilgi ne kadar doğru olursa olsun, hapsedilmiş bilgidir. Bugün Kur’an’a yapılan muamele de budur. Kur’an’ın ortaya koyduğu bilgi ve inanç sistemi bugün “kanlı canlı” haliyle birey ve toplum hayatında yoktur. Eğer Kur’an, önyargılardan arınılarak, tam anlamıyla uygulanabilirse toplumun inanç ve bilgi sisteminde yapacağı değişiklik, en az cahiliyye toplumunda yaptığı değişiklik kadar olacaktır.

Peygamberimiz hayattayken ortaya çıkan birçok soruna bireysel ya da istişari çözümler üretiyordu. Eğer bir çözüm geliştirilemezse, ya da yanlış bir çözüm ortaya konursa, hemen vahiy devreye giriyor ve gerekli düzeltmeyi yapıyordu. Özellikle onun, İslam toplumu içerisinde otorite olması, ortaya konulan çözümlerin uygulanmasını da kolaylaştırıyordu. Allah’a ve rasûlüne itaat, Allah’ın, açıkça ve defalarca ifade ettiği emriydi çünkü. Zaten aksi de düşünülemezdi. Bugün için de, Allah’a ve resûlüne tam anlamıyla itaat olmadıkça, bilgi ve inancın bireyin hayatında bir karşılığının olması mümkün olmaz.

Geçen haftaki yazımda vahyin bildirdiği bazı çözümlere örnekler vermiştim. Orada bahsettiğim İfk (Hz. Aişe’ye iftira olayı: Nur Suresi 11-25. ayetler) vahyin durumu düzeltmesine kadar, çevrenin de etkisiyle peygamberimizin zihnini kemiren bir şüphe, toplumu da derinden sarsan bir fitne olarak devam etmiştir. Eğer vahyin düzeltmesi olmasaydı, bu işin içinden çıkmak -en azından kısa vadede- imkansızdı. Mücadile suresinde geçen zıhar olayı da peygamberimizin yaşanan bir toplumsal yaraya, kendi başına derman olamayışının göstergesidir. Onun içindir ki, vahiy devreye girmiştir. Yine Medine’de gerçekleşen Velid b. Ukbe olayı da bu duruma ve bilginin önemine güzel bir örnektir. Olay kısaca şöyledir:

Mekke’nin fethinden sonra Mekkeli gençlerin gönüllerini kazanma düşüncesiyle onlara çeşitli görevler veren Resûlullah, Velîd b. Ukbe’yi Mustaliḳoğulları’na zekât âmili olarak gönderdi (9/630). Ancak Velîd görev yerine zamanında gidemediğinden bir kısım kabile halkı onun neden gelmediğini öğrenmek için Medine’ye gitmek üzere hazırlık yaptı. Öte yandan Velîd, kabileye yaklaştığı sırada uzaktan onları silâhlı vaziyette görünce kendisine tuzak kurulduğu düşüncesiyle Medine’ye geri döndü ve Hz. Peygamber’e Mustaliḳoğulları’nın irtidad ettiklerini, hatta kendisini öldürmek için harekete geçtiklerini söyledi. Fakat yapılan araştırma sonunda gerçek durum anlaşılınca şu âyet nâzil oldu: “Ey iman edenler! Fâsıkın biri size bir haber getirirse onun iç yüzünü araştırın, yoksa bilmeden bir millete kötülük edersiniz de sonra ettiğinize pişman olursunuz”1 (Hucurat Suresi 6)

Peygamberimizin bazı konulara bireysel ve istişari çözüm getirememesi onun konumuna herhangi bir zarar verir mi? Kesinlikle hayır. Eğer peygamberimiz “gaybı” (görünmeyen alemi) bilseydi bu gibi sorunlara kesinlikle çözüm üretebilirdi. Kur’an’ın ifadesiyle, O da bizim gibi bir beşerdi çünkü. Özellikle burada verdiğim iki örnek onun gaybı bilmediğinin açık delilleridir. Ancak bu ilke, daha sonra tarumar edilmiş, peygamberimiz geleceğe dair bilgiler veren konumuna yükseltilerek, birilerinin nemalanma kaynağı olmuştur. O, bizim için vazgeçilmez ve güzel bir örnektir. Çünkü O, bilgiyle inancı kendi hayatında birebir uygulamış ve ahlakın zirve noktası olarak bize “güzel bir örnek” olmuştur. Kur’an’ın uygulanması anlamına gelen onun sünneti, bugün bizim için asla vazgeçilmez bir bilgi ve inanç kaynağıdır. Ne Kur’anla, ne de peygamberimizle hiçbir alakası olmayan ve sonradan uydurulan rivayetler ise; bizim Kur’an’a ve peygamberimize gereği gibi ulaşmamızın önündeki en büyük engellerden biridir. Bugün; önümüzde koca bir önyargı yığını olarak durup, doğru bilgi ve doğru inanç denklemini bir türlü kuramayışımızın sebeplerinden en önemlisidir.

1 Mehmet Efendioğlu, TDV İslam Ansiklopedisi, “Velid b. Ukbe” maddesi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Boz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Kahramanmaraş milletvekillerini başarılı buluyor musunuz?