Kur’an’ı Anlayarak Okuyabiliyor Muyuz?

Müslim’de rivayet edilen bir hadiste; Ebu Umame’den (ra), Rasulullah’ın (sas) şöyle dediği rivayet olunmuştur:

“Kur’an’ı öğreniniz. Şüphesiz o, kıyamet günü ehli için çok iyi bir şefaatçi olacaktır.”

Ebu Musa el-Eş’ari (ra) anlatıyor: Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurdu:

“Kur’an okuyan ve okuduğuyla amel eden mü’minin örneği, tadı güzel kokusu güzel turunç meyvesi gibidir. Kur’an okumayan, ancak onunla amel eden mü’minin örneği de tadı güzel ancak kokusu olmayan ham hurma gibidir. Kur’an’ı okuyan münafığın durumu ise kokusu güzel tadı buruk reyhan otu gibidir. Kur’an’ı okumayan münafığın durumu ise kokusu olmayan, tadı da buruk olan acı yaban keleği gibidir”(Buhari, Müslim).

“Kur’an ehline; Kur’an’ı oku ve yüksel, Kur’an’ı tıpkı dünyada okuduğun gibi tane tane tertil üzere oku, zira senin rütben, okuyacağın son ayetin yakınındadır.” denilecektir.

Muhammed b. Münkedir, (Tabiin devrinde, Medine'de yetişen hadis âlimlerinden ve evliyanın büyüklerinden.) dünyaya değer vermeyen, garip ve kimsesizlerin yardımına koşan, haksızlığa uğrayanları da koruyan bir kişiliğe sahipti. Her sene hacca gittiği rivayet edilir. Malikî mez­hebine şeklini veren Medine'nin imamı İmam Mâlik onu "insanların en âbidi ve zâhidi" diye över. Bu güzel özelliklere sahip Muhammed b. Münkedir'in en dikkat çekici özelliklerinden birisi de fıtratının hüzünle yoğrulmuş olması ve Kur'an okurken göz yaşlarına hakim olamayışıdır.

Ailesi onun ağlamasına her daim şahit olmaktadır. Yine bir gece Muhammed b. Münkedir namaz kılmaya durur. Birden ağ­lamaya başlar. Buraya kadar her şey normaldir. Çünkü o, gözyaşı insanıdır. Allah için ağlamak artık onun için alışılagelmiş bir davra­nıştır. Fakat bu ağlaması diğerlerine benzemez. Ağlaması gittikçe artar. Ailesi endişelenir ve neden ağladığını sorarlar. Muhammed onlara cevap vermeden ağlamasına devam eder. Ailesi çareyi, onun dostu Ebû Hâzim'e haber salmakta bulur. Gelince olan biteni ona anlatırlar. Muhammed b. Münkedir ağlamaya devam ederken Ebû Hâzim yanına girer ve aralarında şu konuşma geçer:

"Seni ağlatan nedir? Aileni endişeye düşürmüşsün. Bir rahat­sızlığın mı var, neden ağlıyorsun?"

"Okurken şu ayete rastladım."

"Hangi âyet?"

"Şu âyet:

"Eğer yeryüzündeki bütün şeyler ve onunla birlikte bir misli daha zulmedenlerin olsaydı, kıyamet gününde kötü azaptan (kurtulmak için) elbette onu fidye verirlerdi. Artık onlar için, o gün, hiç hesaba katmadıkları şeyler bile Allah tarafından ortaya çıkarılır!" (39/Zümer, 47)

Bu âyeti duyan Ebû Hâzim de onunla birlikte ağlamaya başlar. O da İbn Münkedir gibi bu âyeti belki kaç kez okumuştur. Ama bu âyeti ruhlarında duyma, gözyaşlarına hâkim olamama, belki de bu zamana nasip imiş. O kadar fazla ağlarlar ki, Muhammed b. Münkedir'in aile fertlerinden bazıları Ebû Hâzim'e şöyle derler:

"Onun kederini dağıtman için seni çağırdık. Sen ise onunla birlikte ağlıyorsun. Bununla da kalmadın ağlamasını artırdın." Belirli bir zaman geçince Ebû Hâzim neden ağladıklarını ailesine açıklar. Bu olaydır ki, Muhammed b. Münkedir'in "çok ağla­yan" manasına "Bekkâ" sıfatıyla yâd edilmesine ve hatıralarda yer edinmesine vesile olmuştur.

Bu köşenin içeriği SON PEYGAMBER PLATFORMU’ nun katkılarıyla, KUR’AN’IN ANLAMIYLA BULUŞMAK PLATFORMU tarafından hazırlanmıştır. Ayet mealleri Hasan Tahsin Feyizli'nin Hazırladığı Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali’nden alınmıştır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Kahramanmaraş milletvekillerini başarılı buluyor musunuz?