Yeşilin Her Tonu İle Göksun

Çarpık şehirleşme ve sonrasında gelen modern sorunlar, mutlu olmaya çalıştığımız dört duvar arası göz alıcı ekranlar. Ekranlara hapsolmuş gözler ve kopyala yapıştırlarından bıktığımız insanlar.  Yürümek, sessizliğe adımlamak ve doğa ile baş başa kalmak için uzun yollar.

Bildiğimiz yerlerden ve içindekilerinden bilmediğimiz yerlere kaçamak yapmak. Baharın tüm canlılığını içinize hapsetmek istercesine derin derin nefes almak. Uzaktan bir tavşanın oradan oraya zıplamasını izlerken huzura ulaşmak, şükretmek.

El değmemiş bakir güzelliklerin içinden elleri toprak kokusu dolu insanların gözlerindeki samimiyetini bir selam ile yaşamak. Şehirlerin ruhunu öldürüyoruz, betonlaşan dünyamızda kat kat üzere konan daire içindeki insanları tanımıyoruz ya da tanımak dahi istemiyoruz. Dört duvar arasında kayboluyoruz. Dijital dünyanın kölesi olmuşuz da özgür olduğumuzu zannediyoruz.

Hafta sonları Kahramanmaraş’ın güzelliklerini keşfetmeye ayırıyoruz elimizden geldiğince. Bu hafta sonu Göksun- Ahmetcik-Keş Dağı (Muhsin Dağı tabelası dikildi gayri resmi) yolculuğumuzda yeşili ile ünlü Karadeniz’de neymiş dedirten doğa güzelliğiyle tanıştık.

Her taraf asfalt ya da parke olmasın, toprak yolda yürürken toprağın çağladığı sesi işittik Muhsin Dağı’nın eteklerinde. Su sesi çağlayana dönüşmüş vaziyette. Bir süreden sonra yollar size geçit vermiyor, 'yürüyeceksin buraya geldiysen' diyor. Yürüyoruz; çiğdem çiçekleri, sümbüller sarmış etrafı burcu burcu kokuyor her yan. Dağlarda çiriş, tirşik, kenger, ışkın, sümbül toplayan iş insanları.

Doğayla baş başa geçen 3-4 saat, stres bulutlara karışarak uzaklaşıyor beyninizden. Göksun’un bir başka güzelliğini keşfediyorsunuz. İnsana huzur veren insanları ile sohbeti. Dağın eteklerinde gümbür gümbür kaynayan su başında geçiyor hızlıca zaman. Şu köy Hayrettin Güngör’ün köyü diyorlar, Elmalı köyü, çatılarından tüten dumanlardan anlıyor insan, içerisinde huzur var.

Gitmediğin yer, görmediğin güzelliği anlatamazsın. Şehrin merkezine hapsolmuş insanlar; dertler, kavgalar, boşanmalar, aile dramları… Hepsinin sebebi dört duvar arasında kör olan ruhlar.

Kahramanmaraş’ın imar planına ihtiyacı var. Çok katlı kulelere değil, yatay 4-5 katlı binalara ihtiyacı var. Ahır Dağı'nın eteklerine kurulan kulelere dur denmezse birkaç yıla kalmaz kökten kaybederiz Kahramanmaraş’ı da.

İsmi mahalle olsa da köylerin kimlikleri korunmalı. Köyler üretim yeri olduğunda başlar ülkemizin güçlenip daha da kuvvetlenmesi. Büyükşehir Belediyesi ağabeylik görevi üstlenmeli, kooperatifler kurulmalı çiftçiler için, göçün önüne geçmeli kazanç kapıları.

Şehir ruhu dediğimiz kültürel miraslarımız yeniden can bulmalı. Belediyecilik; yol, su, kanalizasyon, yardım işlerinden ibaret değil. Asli görevlerinin yanında şehrin kültürünü korumakta var.

Kahramanmaraş’ı bir bütün olarak ele almalıyız. Bu yüzden Büyükşehir başta olmak üzere ilçe belediyelerdeki görev sahibi insanların önceliği, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ında dediği gibi ‘Gönül Belediyeciliği’ ile yeniden inşa etmek olmalı.

Küçük şeylerden mutlu olan insanlarız. Şaşılacak iş değil ama insanın özlemi olmalı ki Hayrettin Güngör Bey, eşi ile (koruma olmadan, şoför olmadan) gezilere çıkmış. Bir anda sardı etrafı, ''bak da BAŞKAN görsün'' diyerek başladılar anlatmaya birbirlerine. Hayrettin Güngör olması gerekeni yaptı. Şaşılacak bir şey yok. Hayrettin Güngör’ü anlatmaya gerekte yok. Kahramanmaraş’ın umudu çok. Ne demişler ya vezir olursun ya da rezil. Önemli olan halkın gönlünde taht kurmak değil mi?

Göksun Belediye Başkanı Hüseyin Coşkun Aydın Bey’e bir defa makamında ziyarette bulundum. Makam ziyaretlerini de sevmem, fotoğraf çektirmekte önemli değil. Gittiğim her yerde esnaf ile camideki amcalar ile sohbet etmeyi severim. Onlar anlatırlar bir anda sorunları. Göksunlu başkanından oldukça memnun. Ve güzel bir söz duydum, ‘’İş olmazsa aş olur mu?’’

Bu arada unutmadan, ''Yaz gazeteci yaz, mazot ucuzlasın’’ diyen tarlada çalışanların da isteklerini yerine getirmiş olalım. Doğa güzelliği ile Akdeniz’in İncisi olan Kahramanmaraş için yapılacak çok iş var. Bizde bekliyoruz, ''çok yapılacak işlerin'' bir an önce başlamasını.

Muhabbette Kalın...

Not: Yolunuz düşerse Muhsin dağına, Muhsin Dağı tabelasının hemen altından bir yol ayrılıyor dağın eteklerinden çıkan kaynak suya. Bir kaç su şişesi almayı unutmayın yanınıza...       

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Alyaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Seçim Sonuçlarından Memnun musunuz?