İttifaka Bozulan Bazı MHP’li Ülkücülere!

Beyler, beyefendiler, kardeşler...

İlk defa iki partinin (talî meseleleri bir kenara bırakarak) bir araya gelmelerini sağlayan iki mazbut lider var karşımızda. Biri gerçekten adıyla özdeş Devlet Bahçeli, biri de dünya keferelerinin baş ağrısı Recep Tayyip Erdoğan...

Bir de bunların gücünü ve birlikteliğini hazmedemeyerek her fırsatta kırmak isteyen beynelmilel harici ve dâhili şer ve piyon güçler var.

Bırakalım da onlar rahatsız olsun, onlar tedirgin olsunlar; sizler niçin rahatsız oluyorsunuz ki?..

Geçmişi kaşımanın, bahanelere sığınmanın hiç bir anlamı yok. Sizlerden başka mazeret üreten de yok karşı tarafta...

Sözüm ona ne kadar it kopuk takımı, çapulcu takımı ve vatan haini varsa kolektif saldırıya geçmisler, sizler hala pirenin gözünde mercekle leke arıyorsunuz.

Ne yapalım şimdi, dinimize, diyalektiğimize, kutsalımıza, geleneğimize ve geleceğimize ezeli düşmanlık besleyenlerle beraber mi olalım?. Onların ekmeğine yağ mı sürelim, onların potasında mı eriyelim (haşa) Allah korusun!.

Eğer tehlikenin az buçuk farkındaysanız, bu kısır çekişmelere son vermeniz gerekir.

Ben Ak Partiliyim, fakat ilk defa bir ülkücü kardeşimle yan yana olmanın hazzını yaşıyorum çok şükür.

Zaten temel düşüncelerimizde de ayrı gayrı değildik. Şimdiyse olması gereken çizgedeyken, birilerinin atını mahmuzlamayalım.

Yok efendim; “O şunu demişti geçmişte, bu bunu demişti” diye takılıp kalmak, geleceği görmemektir.

Hem sonra illa da geçmişi deşeleyecek olursanız, kim kime neler demedi ki?..

Siz bakmayın,  mel’un ve münafık ve de müptezel Fetoşyan kahpesinin;  “ayrıştırıcı dil” kullanlıyor diye, yeni argümanlar üretip, yine hümanist ayaklarına yatmasına…

Ayrıştıran bizler değiliz. Esas ayrıştırıcı olanlar; ülkemizin üzerinde tarihi kini ve ihtirası olan Haçlı zihniyetinin, içimizdeki değişik versiyonda “ispat-ı vücut” etmiş kalıntılılarıdır. 

Çoğu gerçekle hiç de alakası bulunmayan bir çok kurum ve kuruluşlarda ve de çeşitli unvan adı altında; efendilerine karşı alesta bekleyen kapı kullarıdır.

Dağdakiler ve şehirdekiler,  kıyıdakiler ve köşedekiler şu an olayın merkez noktasında teyakkuz halindeler. Bizler gibi, birbirlerinde kusur aramaksızın elan sırılsıklam kenetleşmiş vaziyette,  harıl harıl çalışıyorlar.

Burada düşürülmeye ve teslim alınmaya çalışılan son kale ülkemizdir elbette...  Bu son kalenin “kalebend”i ise,  mutlak manada bizleriz. 

Dolayısıyla kısırdöngülerden münezzeh bir biçimde, geçmişimizin ve geleceğimizin hatırına, çok dikkatli davranmak zorundayız. İşte o gün, bugündür dostlar.

Derunȋ muhabbetlerle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Süreyya Durna - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbrma Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbrma Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Seçim Sonuçlarından Memnun musunuz?